Bir Elinde Bin Marifet “Hezarfen”

0

Hezarfen Ahmed Çelebi ile ilgili bilgilerimiz yeterince fazla değil. Birçoğumuz da bu hikayeyi duymuştur. Ancak Ahmed Çelebi’nin de lakabı olan Hezarfen ismiyle alakalı bilgimiz ya bu hikaye ile sınırlı ya da hiç yok. Peki, hezarfen ne demek?

Hezarfen, Farsça bin anlamına gelen ‘hezar’ ile Arapça ilim-sanat ya da bu ilmin-sanatın dalı manasına gelen ‘fen’ kelimelerinden terekküp etmiştir. Hezarfen, uhdesinde binlerce ilmi, fenni toplayan kişi demektir. İsmi ile müsemma olarak pek çok farklı ilim dalında derin bilgiye sahip ve o alanlarda rüştünü ispat eden kişiler için kullanılır.

Hezarfen olmak mümkün mü?

Hezarfen olmak için rahle-i tedristen geçmek, merak etmek, kitap tozu yutmak, kütüphaneleri mesken tutmak, bir kelime öğrenme uğruna da olsa çölleri, denizleri aşmayı göze almak gerekir. “İlim müminin yitiğidir, onu nerede bulursanız alın.”buyuran âlemlerin peygamberinin bahsettiği üzere o yitiği bulmak için koşturmaktır. Kısacası kendini ilme vermiş kişiler hezarfen olabilirler. Ve mümkündür.

İnsanlık tarihi, bilhassa kendi tarihimiz sayısız hezarfen niteliğindeki âlimlerle doludur. Hezarfen, bir unvandan ziyade ilmî vukûfiyeti ifade ettiği için belki bu unvanla anılan çok fazla kimseye ulaşamayabiliriz. Bu kişilerin en önemli özelliği hem dinî hem dünyevî ilimlere vâkıf olmalarıdır. Onların tahsil gördükleri sistem, ilmi bir bütün olarak ele almış, parçalara bölüp tek bir ihtisas alanına yoğunlaştırmamıştır. Onun içindir ki Akşemseddin Hazretleri gibi dinî ilimlerini tamamlamış, tasavvuf yolunda irşad derecesine ulaşan bir mutasavvıf, aynı zamanda -bilinenin aksine- İtalyan Fracastor’dan yüz yıl kadar önce mikrobu keşfederek hastalıkların bu yolla bulaştığını tespit etmiştir.

Aynı şekilde İbn-i Sinâ’da böyledir. İlim meclislerinin bulunduğu, ilmin konuşulduğu bir mekânda yetiştiği için çok farklı hocalardan ders okuma imkânı bulmuştur. Dini ilimlerde tartışma yapacak kadar bilgili olduğu kadar, matematik, geometri, astronomi sahalarında da eser verecek seviyededir. Ancak en önemli başarıyı tıp ve felsefe alanında göstermiştir. İslamiyet’in gelişmesini sağlarken, Avrupa üniversitelerinde yıllarca okutulan el Kânun fi’t Tıb kitabıyla da tıptaki ilmini göstermiştir. Bunları söylerken bir kişinin bütün ilimlerde derya olmasını beklemek zordur. Bununla beraber birden fazla ilimde de başarılı olmak mümkündür.

Günümüzde Hezarfen niteliğinde insan var mı?

Günümüzde kendini geliştirmiş ve bazı sahalarda uzmanlaşmış insanlar muhakkak vardır. Ancak bahsettiğimiz düzeyde bulmak zordur. Bunun en büyük müsebbibi de eğitim sistemidir. ‘Modern-seküler’ bakış açısıyla ilimleri pozitif ve dinî ilimler diye ayıran sistem, bu ilimleri de kendi içerisinde parçalayarak, kişileri belli alanlarda uzmanlaşmaya zorlamış ve bir kalıba sokmaya çalışmıştır.

Sonuç itibariyle, bir konuda uzmanım diye çıkan birisi, kendi mensup olduğu alanın diğer kısmıyla alakalı iki kelam etmekten aciz kalmıştır. “Benim uzmanlık alanım değil.” diyerek kaçmaya çalışmıştır. Hâlâ bu anlayış devam ediyor. Bahsettiğimiz sistemle yapılmak istenen şey, balığa uçmayı, kuşa da yüzmeyi öğretmek. Bunun tam tersi olmadığı müddetçe düzelmesi mümkün değil. Tabi tek sorumlu sistem değil. Aile ve kişinin yetiştiği çevre de eğitim sistemi kadar önemli. Kitaplığı olmayan, bir ev ve televizyonun, internetin peynir ekmekten farksız olduğu bir çevrede, bunu beklemek abesle iştigalden başka bir şey değildir.

Konumuzu hulasa edecek olursak, yeni hezarfenler yetiştirmek için kendimizden başlayarak değişim başlatmalı, dar kalıplara sıkışmadan ufku geniş, her iki yönüyle de mücehhez nesiller yetiştirme çabası içerisinde olmalıyız. Ayağı yere basan, hedef ve hayallerle yarınları inşa etmeliyiz. Hedefimizi minarenin tepesi olarak değil de yıldızlara ulaşmak olarak görür ve bu uğurda çalışırsak, değil yıldızlara ulaşmak, yıldırımları havada yakalayacak bir nesil ve hezarfenler yetiştirmek mümkün olacaktır.

(Toplam 39 kez okundu. Bugün: 2)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.