Bir Musibet Bin Nasihattan İyidir

09 Mart 2011 24

Bugün halam bize geldi. Çok heyecanlıydı. Kapıdan girer girmez babamı sordu. Annem henüz gelmediğini söyledi.

Halam çok yorulmuştu. Annem onu salona aldı.

Bana “Kızım halana bir bardak su getirebilir misin?” dedi. Ben de “Tabi ki.” dedim.

Halam suyunu içti. Ancak heyecanı ve telaşı geçmemişti. Sürekli babamın ne zaman geleceğini soruyordu. Annem “Ne oldu? Neden bu kadar heyecanlısın?” diye sordu.

Halam önce durdu. Bana baktı. Sonra anlatmaya karar verdi.

“Sorun Vedat. Her geçen gün biraz daha asileşiyor. Şimdi de sigara içmeye başlamış. Bugün okuldan geldiğinde üstü başı leş gibi kokuyordu. Ceketinin iç cebinde bir paket sigara vardı. ‘Bu ne?’ diye sordum. ‘Arkadaşlar ısrar etti, o yüzden aldım’ dedi.”

Annem, “Arkadaşları kim?”

Halam, “Okul arkadaşları… ‘Okuldan çıkınca arkadaş gurubu edinmek için içtim’ dedi.”

Annem, “Sen sigaranın zararlarını anlatmadın mı?”

Halam, “Anlattım. Ancak ‘Herkes içiyor, bir şey olmaz, bu kadar büyütme!’ dedi.”

Halam ağlamaya başladı. Annem onu teskin etmeye çalışıyordu. Halam anlatmaya devam etti:

“Babası yok ki, erkek erkeğe konuşsunlar. Ancak dayısının sözünü dinler. Bu yüzden geldim.” dedi.

Az sonra babam geldi. Annem halamın anlattıklarını babama anlattı. Babam aynı şeyleri bir kez de halamdan dinledi. Sonra “Merak etme kardeşim. Ben Vedat’la konuşurum. Sen şimdi onu bize çağır. Benim onun sigara içtiğini bildiğimi bilmesin.” dedi.

Halam Vedat’ı aradı. “Dayın ve yengen bizi yemeğe davet etti. Gel” diyerek bize çağırdı.

Vedat bir süre sonra geldi. Bu arada abim de gelmişti. Vedat ve abim bir süre bilgisayarda oyun oynadılar. Babam hiç konuyu açmadı. Yemekler yenildi. Babam, “Çocuklar bugün sizinle hasta ziyaretine gidelim mi?” dedi.

Ağabeyim, “Kim hasta?” diye sordu.

Babam, “Abdullah Amcanız. Hastaneden evine gelmiş. Beraber

gidelim ve ziyaret edelim. Biliyorsunuz hasta ziyareti çok sevaptır.” dedi.

Ben çok sevindim ve “Gidelim.” dedim.

Vedat ile abim de kabul ettiler.

Babam, “Haydi o zaman. Önce süt ve bisküvi alalım. Sonra da beraber Abdullah Amcanızı ziyaret edelim.” dedi.

Az sonra arabaya binip Abdullah Amca’nın evine gittik. Kapıyı hanımı Ayşe Teyze açtı. Bizi görünce çok sevindi. Hemen müjdeyi verdi. “Abdullah, bak kimler gelmiş.” dedi.

İçeri oturma odasına geçtik.

Abdullah Amca yatakta yatıyordu ve kolunda serum takılıydı. Ağzında oksijen maskesi ve oksijen tüpü vardı. Ev sanki hastanenin acili gibiydi. Başının hemen üstünde kalp atışlarını gösteren bir monitör vardı. Böyle bir manzarayı hiç birimiz beklemiyorduk. Çok şaşırmış ve üzülmüştük. O capcanlı adam solmuş, ne hale gelmişti.

Bizi görür görmez gözlerinde sevinç parıltısı oluştu. Doğrulmaya çalıştı. Hırıltılı bir sesle,

“Benim canlarım, yavrularım gelmiş. Beni ne kadar çok memnun ettiniz bir bilseniz.” dedi. Babama döndü ve: “Çocukları toplayıp getirmişsin. Bana bugün bayram oldu.” dedi.

Biz yatağının hemen yanına oturduk. Neden hastalandığını ve sağlık durumunu merak ediyorduk. Soru sormamıza gerek kalmadan Abdullah Amca,

“Çocuklar bazı insanlar, genç yaşta düşünmeden yaptıkları yanlışların bedelini, hayata tutunmaya en çok ihtiyaçları olduğu dönemde ödüyorlar.”

Biraz durakladı ve zorlukla nefes aldı. Hırıltılı bir sesle abime:

“Mustafa! Bak babanı örnek al. O benim gibi hata yapmadı. Sizin gibi çocukken, sırf arkadaş hatırına, adam olduk diye görünmek için sigara içmeye başladım. Bana uzatılan sigarayı geri çevirmedim. Sanki büyüdük gibi geliyordu biliyor musun? Sonra bir baktım ki, tiryaki olmuşum. İş işten geçmişti artık, istesem de bırakamazdım. Bırakmak istedim, bir türlü olmadı. Beni mahvetti. Kendi paramla beni kölesi yaptı. Bak şimdi halime! Ciğerlerim iflas etti. Doktor kist var dedi. Ameliyat oldum. Şimdi ise yarım bir insan gibi oldum. Tabii siz yavrularım bu konuda çok şanslısınız. İçmiyorsunuz değil mi?” dedi.

Ağabeyim ve ben kafamızı salladık. Vedat cevap vermedi. Başını öne eğdi.

Abdullah Amca, “Akıllı insan, yarını düşünen insandır. İyiyi kötüyü ayırt edebilen insandır. Hastanede
sırf sigara yüzünden, makineye bağlı, parmakları kesilmiş, ayakları kesilmiş insanlar gördüm. Hepsi de görseniz nasıl pişmandı! Ama maalesef son pişmanlığın bir faydası olmuyor. Bakın size bir büyük tavsiyesi: Sakın ha, uzak durun bu meretten!” dedi.

Bu kadar konuşma onu çok yormuştu, gözleri yaşarmıştı. Hanımı mendil getirdi ve gözlerinden akan yaşları sildi.

Biraz daha oturduktan sonra, “Hasta ziyaretinin kısası makbuldür.” diyerek kalktık. O gözleri ile bizim gitmemizi istemiyordu. Ancak “kalın” diyebilecek dermanı da yoktu.
Arabada eve gelirken abim, “Baba, ben çok üzüldüm. Ne kadar kötü görünüyor Abdullah Amca? İyi ki sen de hiç sigaraya başlamamışsın. Ben kendime seni örnek aldım. Asla sigara içmeyeceğim.” dedi.

Babam Vedat’a doğru baktı ve “Vedat da çok akıllıdır. O da asla sigara içmeyecek değil mi?” dedi.

Vedat, üzgün ve kısık bir sesle, “Söz dayı! Hiç içmeyeceğim.” dedi.

Arabadan inip eve doğru yürümeye başladığımızda Vedat biraz geride kaldı. Cebinden bir şey çıkarıp ezdi ve çöp tenekesine attı.

Abime baktım ve karşılıklı gülümsedik. Bu akşam çok verimli geçmişti.

24 Yorum »

  1. Mustafa Basri 10 Mart 2011 at 21:32 -

    Bu tür yazıları severek okuyorum. Konunun sunuş şekli çok güzel olmuş tebrik ederim.

  2. Ahmet Akviranlı 22 Mart 2011 at 08:46 -

    Sigara konusunun bu şekilde öğretilmesi güzel bir yöntem. Maalesef bir özenti ile başlayan siğara içme hastalığı, insanın yaşam kalitesini bozmaktadır. Gençlerin bu olaydan ibret almasını dilerim.

  3. Osman BOZKURT 22 Mart 2011 at 17:25 -

    Sigara içme telkini yapmaktansa yaşananların canlı olarak gösterilmesi herşeyi çözmüş. Bu konuyu kaleme aldığınız için teşekkür ederim. Bu illetten aklı başında herkesin kurtulması en doğru karardır.

  4. Ahmet Ali 03 Mayıs 2011 at 10:16 -

    Hikayede fayda aramaya çalıştığınız belli. Aranmalı mı? Evet, bence de aranmalı. Okuduğumuzda sadece zihnimiz değil bedenimiz de harekete geçmek istemeli.

  5. alican selamcı 25 Mayıs 2011 at 00:26 -

    Toplumu yönlendirecek ve yön verecek akılda kalıcı bu gibi hikayelere çok ihtiyacımız var.Kaleminize sağlık

  6. Kadir Öztürk 30 Mayıs 2011 at 22:47 -

    Bu konu çok gerçekçi olmuş. Aynım konumda benim de bir akrabam var. Malesef çocuklukta yaptığı hatayı önce sağlığını, sonrada hayatını kaybederek ödedi.
    Sigara paketleri üzerindeki uyarılar bile bence ders alması gerekenler için yeterli diye düşünüyorum.

  7. Nihat BİRCAN 08 Haziran 2011 at 00:03 -

    Güzel bir konuya el atmışsınız.Allah razı olsun.Bu vücut bize emanettir.Emaneti iyi bir şekilde muhafaza etmemiz gerekiyor.Bu bilinçle hareket etsek hiçbir mesele kalmaz.

  8. Zeki ÖZ 15 Haziran 2011 at 09:26 -

    Çok güzel yaklaşım…

    “Vedat da çok akıllıdır. O da asla sigara içmeyecek değil mi?”

  9. Mehmet Serdar Ateş 15 Haziran 2011 at 13:37 -

    Zeki Bey,
    Duyarlılığınz ve yorumunuz için teşekkür ederim.
    Vedat inşaallah sigara içmeye başlamayacak.
    İşin üzücü tarafı genel olarak bu hikayeler % 90 gerçek olaylar üzerine kurgulanmaktadır.
    Hikayenin asıl kahramanı Abdullah Amca sigara nedeniyle meydana gelen akçiğerdeki kist sonucu maalsef hayatını kaybetti.
    Kübra bu konuyu da ileride tekrar yazmayı planlıyor.

  10. Mehmet Serdar Ateş 15 Haziran 2011 at 16:45 -

    Sayın Recep Bey,
    Yazıyı okuduğunuz ve yorumladığınız için teşekkür ederim.

    Kübra’nın günlüğünden isimli yazılar tamamen bana ait, özgün yazılardır.
    Sınırsız Özgürlük konusunda geçen hikayeyi tasarlamak için yaklaşık 4-5 gün düşündüm.

    Burada amaç özellikle gençlerin belli tılsımlı kelimelerin büyüsüne kapılıp, düzene başkaldırı şeklinde ilerde pişman olacakları hareketlere kalkmalaları idi.

    Tırnak içerisinde geçen kelimeye gelince;
    Günlükte kullandığım karekterler benim kendi ailemdeki çocuklarımdan hareketle tasarlanmaktadır.

    Kübra 12-13 yaşında,
    Mustafa ise 16 yaşında Fen Lisesinde okuyan akıllı,zeki bir gençtir.
    Kübra ve Mustafa bazen beni bile şok eden cümleler kurabilmektedirler.
    Mustafa konuşmaya başladığı zaman insanı çok etkileyici fikirleri olan gerçek bir karekterin yazıda ismi değişmiş ve ailesi zenginleştirilmiş birisidir.
    Özellikle bu yazıda; sizin de tespitinizdeki gibi biraz karekterleri aşan bazı kelimeler var. Ancak bu konu bir fikir yazısı olduğu için normal diye düşünüyorum.

    Yine de önerinizi dikkate alacağım.
    Her zaman eleştirilerinizi bekliyorum.
    Selamlarımla
    Mehmet Serdar ATEŞ

  11. Bahattin EKEN 17 Haziran 2011 at 08:35 -

    Mehmet Serdar Bey, çocuklarımıza ulaşmakta zorlandığımız bu devirde çok güzel bir yöntemi kullanmayı bizlere anlattınız. Teşekkür ederiz. Yazılarınızın ve başarınızın devamını dilerim.

  12. Halit YÜNLÜ 11 Temmuz 2012 at 02:10 -

    Yazının başlığı çok hoş:”Bir musibet bin nasihatten evladır.”

  13. mehmet 15 Temmuz 2012 at 18:31 -

    Sigaranın bağımlılık yapıp ihtiyaç haline geleceğini çok güzel anlatmış.

  14. HAMZA ÇALIŞKAN KONYA 23 Şubat 2013 at 12:09 -

    ÇOK GÜZEL BİR USLUPLA ANLATMIŞSINIZ

  15. recoli 10 Mart 2013 at 18:43 -

    Çok güzel ve ehemmiyeti son derece önemli bir konuyu kaleme almışsınız.Tebrik ediyorum.Geçtiğimiz haftalarda İzmirdeki lise öğrencilerini Abdullah Amca’nın durumunda olan insanların bulunduğu bir hastaneye götürmüşler,öğrenciler o manzarayı görünce kimi korkudan ağlamış kimisi de yaptığı işin ne kadar kötü olduğunun farkına varınca ağlamya başlamışlar.Bu tür uygulamalar lise okullarına yayılmalı ve ilköğretim öğrencilerine sigaranın zararı konusu adı altında hikaye yarışmaları düzenlenmeli diye düşünüyorum.

  16. LÜTFİ SELİM DEMİR 17 Ekim 2013 at 23:12 -

    Hikaya çok güzel,hakkal yakin çocukta meseleye vakıf olmuş.

  17. selçuk 25 Ekim 2013 at 10:00 -

    bu yazı gerçekten çok güzel olmuş.bir musibet bin nasihattan iyi derler ya en güzel örneği işte.allah razı olsun .

  18. misafir 13 Şubat 2014 at 19:10 -

    çok guzel tebrık ederım çok anlamlı

  19. tuğçe 17 Şubat 2014 at 20:38 -

    güzel bir site bunu beğendim

  20. merve 03 Mart 2014 at 18:26 -

    çok güzell :)

  21. Merve 03 Mart 2014 at 18:29 -

    Teşekkürler…

  22. Ebadullah "Rahmabi" 01 Aralık 2014 at 00:56 -

    çok teşekkürler sezin bu hekyanizdan çok çok çok sevindim.çünkü ben şimdi bunu okudum hepsini anladım

  23. Ebadullah "Rahmabi" 01 Aralık 2014 at 01:13 -

    sayın hocam ben iki ay dan beri Türkçe okuyorum bana nasihatiniz nedir hangi kitabları okumağım lazim dir
    benim altı ay vakitim var sonra fakültya girmam lazim
    dear teacher just i have sixmonth to learn Turkish language.

YORUM EKLEYİN »

Yandex.Metrica