Çanakkale’den Mektup Var

0

Çanakkale Savaşları denilince ne anlaşılmalı? Çanakkale Zaferi denilince akla; topyekûn bir milletin beraber olduğunda neler yapabildiği gelmelidir. Zorluklara karşı direnen, hemen yelkenleri suya indirmeyen, sabrın zirve noktalarını, inanç ve azmin parıltılarını iliklerine kadar hisseden insanların hikâyeleri anlaşılmalıdır. 

“Diyar-ı küfrü gezdim nice kâşaneler gördüm. Diyar-ı İslam’ı gezdim nice viraneler gördüm” diyen Ziya Paşa’nın bu sözünün aksine yurdunu bu viraneliklerden kurtarmaya çalışanların hikâyelerini anlatır Çanakkale. Bütün bunlar anlatılmaya çalışılırken acaba bu yaşananlar bir yanılsama veya bir fecr-i kazip miydi? Yoksa gelip geçici bir heves mi?

Çanakkale’de savaşa, kana ve kine katılan bir güzellik vardı. Belki de bu güzellik Çanakkale’yi ‘son insani savaş’ olarak tarif ettirmiştir. O güzelliklere katkısı olanlar elbette savaşa katılan binlerce insandı. İnsanların duyguları, hasretleri, özlemleri, vatan ve millet sevgisiyle göstermiş oldukları fedakârlıkları ve cephedeki çarpışmalardan bir lahza fırsat bulup da yazmış oldukları en tabii ve samimi dileklerini döktükleri mektupları. Galiba bütün bu soruların cevapları siperlerde yazılan duygu dolu mektuplarda saklı. İşte o mektuplardan biri Şehit Yüzbaşı Tevfik’in son mektubu.

Yüzbaşı Tevfik Bey’in şehit oluşundan 15 gün önce babasına ve annesine 18 Mayıs 331- Pazartesi 1915 tarihinde Ovacık yakınındaki karargâhtan yazdığı son mektup. Kendisi ise 2 Haziran 1915 tarihinde tekrar yaralanmış ve Çanakkale Asker Hastanesi’nde şehit düşmüştür. Baba adı Ali Rıza, 1296 (1880) İstanbul doğumlu ve bölük komutanı idi.

“Sebeb-i hayatım feyz’i velinimetim sevgili peder valideme. Babacığım, valideciğim.

Arıburnu’nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti. Hamdolsun kurtuldum. Fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hatıra olmak üzere şu yazılarımı yazıyorum.

Hamd ü senalar olsun. Cenab-ı Hakk’a ki bana, beni bu rütbeye kadar isal etti. Yine mukadderat-ı ilahiyye Allah’ın takdiri olarak beni asker yaptı. Siz de ebeveynim olmak dolayısıyle beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece yetiştirdiniz. Sebeb-i feyz’i rıfatım (yükselme sebebi) ve hayatım oldunuz. Cenab-ı Hak’ka ve sizlere çok teşekkür ederim.

Şimdiye kadar milletin bana verdiği parayı bugün hak etmek zamanıdır. Vazife-i Mukaddese-i Vataniyye’yi ifaya ceht ediyorum. Rütbe’i şehadete suud edersem Cenabı Hak’kın en sevgili kulu olduğuma kanaat edeceğim. Asker olduğum için bu her zaman benim için pek yakındır. Sevgili peder ve valideciğim, gözbebeğim olan zevcem Münevver ve oğlum Nezihciğim’i evvela Cenabı Hak’kın saniyen sonra sizin himayenize tevdi (emanet) ediyorum. Onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız.

Oğlumun talim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen s’ay ediniz (çalışınız). Servetimizin olmadığı malumdur. Mümkün olandan başka bir şey isteyemem. İstesem de pek beyhudedir. Refikama hitaben yazdığım melfuf(sarılmış) mektubu lütfen kendi eline veriniz. Fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü izale edecek veçhile veriniz, ağlayacak üzülecek tabii, teselli ediniz. Mukadderat-ı İlahiyye böyle imiş. Matlubatlar(alacaklar) ve düyunatım(borçlarım) refikamın mektubuna lef ettiğim(başladığım) deftere ehemmiyet veriniz. Münevver’in hafızasında ve yahut kendi defterinde mukayyet(kayıtlı) düyun doğrudur. Münevver’e yazdığım mektubum daha mufassaldır. Kendisinden sorunuz. Sevgili baba ve valideciğim: belki bilmeyerek size karşı birçok kusurlarda bulunmuşumdur. Beni affediniz, hakkınızı helal ediniz. Ruhuma şad ediniz. İşlerimizin tesviyesinde(düzeltilmesinde) refikama muavenet ediniz ve muin olunuz. Sevgili hemşirem Lütfiyeciğim, bilirsin ki sizi çok severdim. Sizin için vesayimin(tavsiyemin) yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. Belki size karşı da kusur etmişimdir, beni affet. Mukadderat-ı İlahiyye böyle imiş. Hakkını helal et, ruhumu şad et. Yengeniz Münevver Hanımla oğlum Nezih’e sen de yardım et. Sizi de Cenab-ı Hakk’ın lütuf ve himayesine tevdi (veda) ediyorum.

Ey akraba,  ehibba ve evda(tanıdıklar) cümlenize elveda. Cümleniz hakkınızı helal ediniz. Benim tarafımdan cümlenize hakkım helal olsun. Elveda, elveda cümlenizi Cenab-ı Hak’ka tevdi ve emanet ediyorum. Ebediyyen Allah’a ısmarladım. Sevgili peder ve valideciğim.”

 

Share.

YORUM YAZ