Çırağan’da Biyoteknolojik İlaç Toplantısı

0

Irak İran savaşının olduğu yıllardı. Fen Bilimleri öğretmenimiz biyolojik silahlardan söz ediyordu. Akdeniz’in kıvrım kıvrım akan bir nehrine yüksek sırttan bakan; arkası kayalık, kenarları kısa boylu ağaçların sardığı 50-60 hanenin, okula giden çocukları olarak, konuyu heyecanla dinliyoruz. Biyolojik silah öyle güçlüdür ki, şayet düşman devletler ya da kötü niyetli insanlar tarafından kullanılırsa, bir köyü, bir şehri hatta genetiği aynı olan bir ırkın tamamını öldürebilir, kör edebilir, kanser hastalığının pençesinde kıvrandırabilir. 9-10 yaşlarının verdiği saflıkla iliklerimize kadar titriyoruz.

Türkiye’de biyoteknolojik ilaç üretme işine hazırlanan CinnaGen ilaç firmasından toplantı daveti geldiğinde, o yıllardan kalma ürperme ve genzimizdeki acıma yeniden hissedildi. Ancak yıllar içinde moleküler biyoloji, mikrobiyoloji, genetik, fizyoloji ve biyokimya gibi bilimlerin yanı sıra makina mühendisliği, elektrik-elektronik mühendisliği ve bilgisayar mühendisliği gibi mühendislik dallarından, DNA teknolojisiyle bitki, hayvan ve mikroorganizmaları geliştirmeye devam ediyordu. Gelinen noktada köyleri, şehirleri yok edebilecek güçteki sıcak su kaynaklarında yaşayan bakteriler ve yüksek sıcaklığa ya da soğuğa dayanıklı enzimler sağlık için kullanılır olmuştu. Hatta takip edilen üç ana usul ile patentleri alınıp ilaç endüstrisinde kullanılmaya başlayan 350 civarında biyoteknolojik ilaç hastalara şifa veriyordu.

Kendisi de İranlı olan CinnaGen CEO’su Dr. Ferhat Farşi’den Çırağan Sarayında yapılacak, basın daveti mailini aldığımızda küçük bir araştırma yaptık. Günümüzde 100’ün üzerinde hastalık rekombinant DNA teknoloji ile üretilmiş biyoteknolojik ürünlerle tedavi ediliyordu. FDA tarafından onaylanmış biyolojik ürünlerle tedavi edilen hastalıklar arasında: kanser, hemofili, multiple skleroz, diyabet, hepatit, büyüme geriliği ve akut miyokart enfarktüs yer alıyordu.

Tarihi sarayda teknolojik toplantı

Beşiktaş’tan Ortaköy’e doğru giderken sağdan üçüncü ya da dördüncü bina, 1871 yılında Çırağan Sarayı Boğaziçi’nin en güzel yerlerinden birinde yapılmıştı. Taş işçiliğinin üstün örnekleri, hepsi de boğazı gören odalar, sedef kalem işleri ile süslü, önemli toplantıya mekân olmuştu. İlk defa geldiğim bu mekânda toplantı salonunu ararken renkli mermerle süslenmiş cepheleri, abidevi kapıları hayranlıkla izliyorum. Her gün birçok basın ve halkla ilişkiler ajansı tarafından basın toplantıları için kullanılan saray adeta “her çiçeğe gül denir ama gül-ü rana denmez” sözünün mimarideki tezahürü gibiydi.

Türkiye’de ilaç sektörü

Toplantı öncesinde tanışmalar yapılıyor, kartlar karşılıklı alınıp veriliyor. Çoğunluğu ilaç sektörünün basın mensupları sunumu izlerken biyoteknolojik ilaç fiyatlarına ve firmanın İran menşeili olmasına takılmış olacaklar ki ilk sorular bunlardan geldi. İlaç tarihinde uygun fiyatlı satılan aktarların iksir-i şifalardan sonra ortalama 8-10 TL’ye satılan kimyasal ilaç dönemi yavaş yavaş geride kalıyor. Şimdi uygulaması 30 TL civarındaki biyoteknolojik ilaçlar dönemine geçiliyor. Halen Türkiye’de ilaç sektörünün yaklaşık yüzde 17’si biyoteknolojik ilaçlardan oluşuyor. 2015 yılı verilerine göre Türkiye’de biyoteknolojik ilaçlarda yaklaşık 2,5 milyar liralık ithal ürün kullanımı mevcut. Dünyada biyoteknolojik ilaçların kullanım oranı ise yüzde 20’lere çıkmış. Ancak ilaçların üretimi iyi donanımlı çalışkan ekiplerin olduğu dünyada belli başlı ülkelerde toplanmış. İranlı bilim adamlarının kurduğu biyoteknolojik ilaç şirketi CinnaGen’in satışını yaptığı 75 civarında ürünü var. Her bir ürün için de 15 milyar dolar harcayarak patent alınmış. Şirketin geçen yılki cirosu 200 milyar dolar civarında. İsmini İbn-i Sina’dan alan firma ilk yurtdışı yatırımını Türkiye’de yapacak.

İyi donanımlı çok çalışan ekip

 Kendisi de İran kökenli olan CinnaGen ilaç firmasının kurucu ortağı ve CEO’su Dr. Ferhat Farşi, hedeflerinin Türkiye’nin biyoteknolojik ilaçtaki dışa bağımlılığını azaltmak olduğunu söylüyor. Farşi, “Türkiye’ye ileri teknoloji ve know-how transferi yapıyoruz. İlk etapta 30 milyon dolarlık bir yatırımla geliyoruz. Ancak aslında getirdiğimiz ilaçların know-how değeri 100 milyon dolar. Çerkezköy’de kurulacak fabrikamıza hücrecell’leri değil, hiçbir firmanın vermediği ve biyoteknolojik ilaç ürünün ham maddesi olan macrocell’leri getireceğiz. ” diye konuştu.

Yıllarca süren ambargodan dolayı kendini geliştirmenin bir zorunluluğu olarak Tahran’da ortaya çıkan firma burada beş, Almanya’da bir Ar-Ge merkezini kurmuş. Türkiye’de özellikle onkoloji ve yetim ilaçlar denilen nadir görülen hastalıkların tedavisine yönelmek istiyor. Bir de Türkiye’de 7 milyon görülen nadir hastalık vakası firmanın özel araştırma alanı olacakmış. Ve bunların tamamı Amerika, Avrupa ve Uzak Doğu’da eğitim alıp İran’da toplanan iyi donanımlı, çalışkan ekip sayesinde yapıldı.

Biyolojik şifalar

Biyoteknoloji bir gen bilimi. Azı, küçüğü bir geni, bir damla suyu incelemek elbette çoğu, büyüğü bir okyanusu incelemekten daha kolaydır ve daha doğrudur. Geniş açı ile dünyaya evrene bakmak, dar açı ile genetiği, hücreyi, enzimi incelemek. Trilyonda bir olan hücrede, gen de ya da tam bir bileşen olan enzimde şifa aramak. Kimyasal ilaçların, zararlı ama cansız yanlarına göre insan, hayvan, su ve bitki hücrelerinin canlı fonksiyonlarını bozmadan çeşitli teknikler ve işlemlerle değiştirerek, uygun bir ortamda çoğaltmak ve şifaya sunmak. Hayvandan, bitkiden, sudan gelen canlı bir hücrenin insanın damarlarına şifa taşıması, insanı biyolojik silahlar ile biyolojik şifalar arasındaki o ince çizgiye,  ilkokul yıllarındaki içinin titrediği yıllara götürüyor.

Gen tedavisi

Sahip olduğu zararlı gen taşıyan somatik hücreye bunun yerine, sağlıklı aleli sokmaktır. Sağlıklı genlerin hücreye sokulması, bir vektör ya da gen sistemi ile başarılmaktadır. Gen tedavisi genin aktarıldığı hücre tipine göre iki gruba ayrılır:

1.Somatik gen tedavisi: yeni genler vücut (somatik ) hücrelerine transfer edilmekte ve sadece tedavi edilen bireyi etkilemektedir.

2.Eşey (germ) hücre tedavisinde: insan eşey hücreleri tedavi edilmekte ve genetik değişimler yeni kuşağa da aktarılmaktadır.

Şimdi Kullanılan Biyoteknolojik Ürünler

  1. Antibiyotikler
  2. İnterferonlar
  3. Pıhtılaşma faktörleri
  4. İnsülin hormonu
  5. Zararlılara dirençli bitki türleri
  6. Büyüme hormonu
  7. Aşılar

Biyoteknolojik Gelecek Hayali

  1. Canlılara ait genetik şifre çözülerek gen haritaları
  2. Kalıtsal hastalık tedavisi veya embriyo döneminde iken sağlam genlerle hasta genler değiştirilme
  3. İnsan ömrünü uzatma çalışması ve anne ve babanın isteği doğrultusunda bebeğin cinsiyeti belirleme hayali,
  4. Kanser başta olmak üzere birçok hastalığa karşı koruyucu rekombinant aşılar geliştirilme,
  5. İstenilen özellikte bitki ve hayvan türleri elde edebilmek.
Share.

YORUM YAZ