Çocuklarım İçin Vazgeçiyorum

0

Medya ve internetin elinden çocuğunuzu sevginizle kurtarabilirsiniz, ama buna vaktiniz var mı? Sevdiğiniz birini düşünmekten, onun için çabalamaktan, sabretmekten geri durur mu insan?

Zamanı olmayan anneler bir iki paragraf okuduktan sonra kapatıp yavrucuğunun yanına dönebilir. Anneliğimin ilk dönemlerinde zaman bulmakta o kadar zorlandığım için, iki paragraflık yazıyı dahi okuyamayan annelerin halini iyi anlarım.

Galiba ikinci çocuğumun yeni doğduğu aylardı. Hayattaki tercihlerimi yeniden gözden geçirmek zorunda olduğumu fark ettim. Eve, misafirlere, temizliğe ve alış veriş gibi yerlere harcadığım zamanları gözden geçirdim. Gelecek misafirlerime mutfakta hazırlık yaptığım sırada hep iri gözleri ile beni takip eden kızım oturma odasında çizgi film izlerken düştü ve başını yaraladı.

O gün moraran yere buz koyarak hadiseyi atlatmaya çalıştım. Ancak mutfakta çalışırken, masumca morarmış gözü ile bana bakan hali zihnimden hiç çıkmadı. Her şeyi bıraktım; misafirlerime hazırda olanlardan bir tabak yaptım. Benim gibi iki çocuklu bir anneden beş yıldızlı bir pastane kalitesi beklemeleri ne kadar doğru olabilirdi ki.

EV İŞLERİNDEN VAZGEÇTİM

Annelerin işi elbette zor… Dolap düzenlemekten, ütüsünü beğenmeyip tekrar tekrar ütülemekten, hastalıklı şekilde lavaboları ovalamaktan vazgeçtim. “Şurayı da temizleyeyim de öyle ilgilenirim çocuklarımla” demek yerine, “Çocuklarımla ilgileneyim de öyle geçerim ütülere” dedim.

Elbette evimiz dağınık, düzensiz ve pislik içinde olmadı. Daha az eşya, daha az dağılan eşya olduğundan, işimizi her zaman kolaylaştırdı. Zamanla çark döndü. Şimdi vaktimi ev işlerine ayıracaksam da maddi manevi hayatları, elime bakan biricik çocuklarımın zamanlarından çalmadan yapmaya çalışıyorum.

İNTERNET VE TELEVİZYONDAN VAZGEÇTİM

Aslında bu hiç kolay değil. Öncelikle meşguliyet olduklarını hissettirmiyorlar. Hayatımızda mecburi ihtiyaç gibi duruyorlar. İlk zamanlarda internetim olmadığında susuzluk hissi gibi bir his olacağını düşünüyordum. Ama gördüm ki dört yaşına giren oğlumun bana sorduklarını not ettiğimdeki vakit kadar değerli değildi sosyal medyada bir şeyleri aramak. Televizyon da son yıllarda kamu yayınları ile anne şefkati rolü biçse de kendine, okuyan bir çocuk ya da yetişkin bir görüntüye rastlamak bile neredeyse imkânsız.

Bunları okuyunca, çocuğumu hayattan koparıp kendimle beraber hapsettiğim gibi bir görüntü aklınıza gelebilir. Öncelikle faydalı gördüğümüz programları seçip, kontrollü şekilde izletiyorum. TVyi aç, git işine bak şeklinde değil. Mutfakta çorbam da kaynasa altını kapatıp çocuklarımın yanına oturuyorum. Konuşturuyorum onları, “Sence bu ne anlama geliyor, doğru muydu bu, ne gördüğünü anlatır mısın?” diyerek TVnin bir dost olmadığını anlatmaya çalışıyorum. Sokakta tanımadığı bir kimseden şeker almamasını öğrettiğim gibi.

MİSAFİRİN AĞIRLIĞINDAN VAZGEÇTİM

En başta şunu söylemek gerekiyor biz müsafirperver bir milletiz. Müsafirleri kabul etmekten ve onları ağırlamaktan bahsetmiyorum. Birçoğumuz ağırlamanın altında kalıyor ve bazen bir gün bazen bir hafta çocuklarımızı unutuyoruz. Yarım saat içinde yenilip bitirilecek sarma, çörek ve pasta için saatlerimizi harcamaktan vazgeçmeyi kastediyorum. Zaten müsafir, umduğuna, gösteriş ve israfa değil bulduğuna, muhabbet ve kanaate davet edilmeli ve gelmeli.

Başlangıçta böyle bir davranış yadırganır diye düşünmeyin. İnanın misafirleriniz de küçük afacanlarla yapboz yapmaktan, onların hastaları olup tedavi görmekten son derece mutlu olacaklar. Belki stres ve yoğun iş hayatından sertleşen kalpleri neşe ve huzur bulacak. Ağır müsafirlik perdesini indirmenin, çocukları ötekileştirerek yalnız bir yetişkinler dünyasında açılan evimizin kapısını kapatmanın zamanı gelmedi mi?

TEMSİLİ ARKADAŞLIKLARDAN VAZGEÇTİM

Bu satırlara kadar hâlâ okumayı sürdürüyorsanız ya eteğinize yapışan bir çocuğunuz yoktur ya da siz de bir şeyleri değiştirmeyi kafaya koyan bir ebeveynsiniz. Öncelikle korkmayın; “Olur mu öyle şey, hiç yorulmuyor musun?” diyen kimselerin ya minnetle bakan bir evladı yok, ya da onlarda o gözleri görebilecek bir göz yok.

Kendini ve çevreni dünya ve ahiret huzuru için değiştirirken aklında, yavrunun sana yönelmiş masum bakışları olsun. O gözlerin« maddesi ve manası sana emanet. Sen bu dünyada olmadığında ve o gözler arkandan ağladığında vakit çok geç olabilir. Hemen şimdi “Şu olmazsa da olur” dediklerinizi kaldırın, “olmazsa olmaz” dedikleriniz kalsın. Onların sizden kopan dakikanıza, saniyenize, maddi manevi sıcaklığı olan ebeveynlere ihtiyaçları var.

UZMAN GÖRÜŞ – Doç. Dr. Suat Sungur

“Çizgi filmlerde sevilen karakterler karşısındakine ne yaparlarsa çocuklar tarafından coşku ve heyecanla izlenmekte ve bütün bu olaylar çocuklar tarafından günlük hayatta model alma yoluyla uygulamaya dönüşmektedir. Ebeveynlerin kendisi iş dışındaki bütün vaktini televizyon karşısında geçirmeyerek, ruhi, zihni ve fiziki gelişimlerine katkıda bulunacak etkinlikler yaparak çocuklarına “örnek” bir rol model oluşturmak zorundadırlar.”

UZMAN GÖRÜŞ – Nurdoğan Rigel

“Çocuklarımız yeni bir medya ekolojisi içinde büyüme ve hayatla başa çıkma yollarını arıyorlar. Mc Luhan yıllar önce TV için ‘soğuk araç’ sınıflamasını yaptığında, asıl anlatmaya çalıştığı meselenin, televizyonun insan sıcaklığından uzaklaştırması olduğunu düşünememiştik. Şimdi bize, çocuğumuzu yoğun teknolojinin çekiciliğinden kurtarmak düşüyor. Bunun için, tek başına ekran karşısında zaman tüketerek büyümeye çalışan çocuğumuza, ekrandan daha yakın ve sıcak olmayı öğrenmeliyiz.”

(Toplam 597 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.