Değiştirmeden Anlayabilmek

0

Bir metni anlamıyorsak yahut eksik veya yanlış anlıyorsak bunun bizden veya okuduğumuz kitaplardan kaynaklanan sebepleri olmalıdır.

Ne kadar kitap okuduğumuz bir merak ve araştırma konusu olagelmiştir. Anketçiler ayda kaç kitap okuduğumuzu, son bitirdiğimiz kitabın adını, en son ne zaman kitap okuduğumuzu sorup bir sonuca ulaşmaya çalışırlar. Bir başka yöntem de kitap satışlarından hareketle toplumun okuma oranını tespit etmeye çalışmaktır. Hem sorulara verilen cevaplar hem de kitap satışları, okuma alışkanlıklarını tespitte yetersiz ve yanıltıcı olabilir. Satın alınan her kitap okunmazken bazıları elden ele dolaşıyor meselâ.

Kesin bir bilgiye dayanmasa bile şahsi müşahedelerden yola çıkarak az okuduğumuzdan yakınıp dururuz. Aslında ne kadar okuduğumuzdan daha önemlisi; neyi, niçin ve nasıl okuduğumuzdur. Hangi maksatla okuyoruz, kitap seçimini neye göre yapıyoruz, öğrendiklerimizin ne kadarını hafızamızda tutuyoruz, okuduklarımızın ne kadarını anlıyoruz, anladıklarımızı ne kadar yorumluyoruz? En önemlisi de okuduklarımızdan dersler çıkarıp bunları hayatımıza tatbik ediyor muyuz?

Bir metni anlamıyorsak yahut eksik veya yanlış anlıyorsak bunun bizden veya okuduğumuz kitaptan kaynaklanan sebepleri olmalıdır. Bu hususta hep okuyucu tenkit edilir, “okumak” mefhumuna yüklenen kudsî mânâ dolayısıyla kitaplar, ama bütün kitaplar, tartışmasız bir doğruluğa sahipmiş gibi düşünülür. “Kitap okumak güzeldir” ezberinden hareketle bütün kitaplar güzel kabul edilir. Gerçekten öyle midir?

Sadeleştirme, Tercüme, Meal, Tefsir

En güzel kitap Kur’an-ı Kerim’dir. Onu da aslından okuyup anlamayanlar, meallere müracaat eder. Ayetlerin Türkçe anlamlarının verildiği kitaplara bizde “meal” denir ki çok yerinde bir kullanımdır. Kur’an-ı Kerim’in başka bir dile aynen çevrilemeyeceğini gösteren güzel bir ifadedir bu. Ayetlerin genişçe yorumlanıp izah edildiği eserlere de “tefsir” deriz. Tabiî bu çalışmalar usûl-i tefsir ilminin prensipleri çerçevesinde, işinin ehli âlimler tarafından yapılır, yapılmalıdır. Dilimize aktarılan diğer kitaplar içinse tercüme/terceme (çeviri) kelimelerini kullanırız. Aynı dille fakat yüzlerce sene evvel yazılmış eserleri bugün anlaşılacak kelimelerle ifade etmeye de “sadeleştirme” diyoruz.

 Aslını bozmadan…

İster sadeleştirme isterse tercüme/meal yoluyla olsun, okuyucunun istifadesine sunulacak her çalışmanın sahibi, büyük bir mesuliyet altındadır. Asıl metinde itikadî, ahlâkî, ilmî hataların bulunduğunu düşünelim. Böyle bir eseri çeviren/sadeleştiren kişi, yanlışları olduğu gibi aktarırsa kötülüğün yayılmasına hizmet etmiş olacaktır. İnisiyatif alıp yanlışları düzelttiğinde ise eser sahibini aklamış olacaktır. Bu durumda bazı okuyucular yazarın müspet görüşlere sahip olduğunu zannedip onun diğer eserlerine yönelecektir. Böyle durumlarda metne müdâhale etmek yerine parantez ve dipnot kullanmak yoluna gidilebilir.

Tercüme veya sadeleştirme yapan kimse okuyucunun kolay anlayacağı bir dil kullanmalıdır. Bir dilden diğerine aktarma yapan kişi elbette her iki dili çok iyi bilecektir ama okurun karşısına hangi dille çıkacaksa o dili edebî şekliyle kullanacak bir güce de sahip olmalıdır. “Ağaçlar konuştular.” cümlesinin Türkçeye “Orman dile geldi.” şeklinde aktarılabileceği bir misal olarak verilir ki burada önemli olan, metnin aslına sâdık kalmak ve mânânın özünü koruyabilmektir.

Bir Örnek

Okuyucu, metindeki mânâyı tam anlasın diye değil, kendi zihnindeki görüşleri kabul etsin diye meal çalışması yapanlar da var. Bir meal yazarı, ayetin hiçbir yerinde “kader” kelimesi geçmediği halde İsra Sûresi 13. âyet-i kerimeyi “Biz her insanın kaderini kendi çabasına bağlı kıldık…” şeklinde Türkçeye aktarabiliyor.

Aynı yazar, kendisi hakkındaki “Kaderi inkâr ediyor!” suçlamasını cevaplarken “kader” kelimesine yalnızca “miktar, ölçü, yasa, prensip” mânâlarını verdikten sonra “Allah’ın takdiri olmadan yaprak bile kımıldamaz.” diyor.

Kader yalnızca rüzgârın esme yönü ve şiddetine göre yaprağın yerinden hangi ölçüde oynayacağıyla ilgili tabiat kanunları mıdır? Yoksa her bir yaprağın ne zaman ve nasıl hareket edeceği ezelden planlanmış ve her şey Allah’ın (c.c.) bilgisinde midir?

 “Kavram Karmaşası” dedikleri

Düşünce hayatımızda meydana gelen kargaşa her alana sirayet eder. Onun içindir ki aynı mefhuma aynı mânâyı vermek kalbî birlik için ve ictimâî bütünlük için önemlidir.

Müslümanların “kader” kelimesini oturtacağı mânâ çerçevesi “miktar, ölçü, yasa, prensip” ile sınırlı değildir. Kader, yazgıdır. “Kader, ilâhî programdır; ezelden ebede kadar hayır ve şer –iyi kötü– meydana gelecek bütün hâdiseler hakkında Cenâb-ı Hakk’ın kendi ilmi îcâbı bilip irâde ve takdir buyurmasıdır.”

“Türkçe Kur’an mı olur be hey şaşkın!” itirazını yapan Elmalılı merhum, aynı âyet-i kerimeyi şöyle çeviriyor: “Her insanın da kuşunu boynunda kendine takmışızdır ve onun için Kıyamet günü bir kitap çıkarırız ki neşrolunarak onu şöyle karşılar.” Bu cümlede, tıpkı âyet metninde olduğu gibi “kader” kelimesini göremiyoruz. Çünkü değerli müfessir, ayet-i kerimenin aslına sâdık kalmış.

Birileri, metinleri değil de bizim zihinlerimizi ve kalplerimizi mi çevirmeye çalışıyor yoksa?

Bu yerli örnekler bize bazı tercüme kitapları hatırlatıyor. Diğer Müslüman ülkelerde yaşayan ve müfessir olarak takdim edilen bazı gazeteci ve sosyologlar biliyoruz ki onların eserlerinin tercümeleri üzerinden Kur’an-ı Kerim’i anlamaya çalışanlar var ve bu, sıkıntılara yol açıyor.

Yazmak için eline kalem alanların sorumlulukları ve uymaları gereken prensipler olduğu gibi okumak için eline kitap alanların da mesuliyetleri ve dikkat etmeleri gereken hususlar var.

Dilden dile aktarma yapılırken karşımıza çıkan kasıtlı/kasıtsız hatalardan kurtulmanın yolu, bu hataları fark edebilecek bir ilme sahip olmaktır.

Kariyer planlamasına ikinci yabancı dili ekleyen, yabancı dil öğrenmeye okul öncesinde başlayan günümüz insanı Kur’ân-ı Kerîm’in nâzil olduğu dili de öğrenebilir. Dinî ilimlerde de ihtisas yaparsa liyâkati ve emniyeti artır. Lisan bilgisi yanında usul (usul-i tefsir) bilgisi de olan kişi, yanlış tercümelerle yolunu şaşırmaz. Değiştirmeden doğrudan anlamaya başlar.

(Toplam 505 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.