Fırtına Vadisinin Gözcüsü “Zilkale”

0

Fırtına Vadisi’nde bir kayalığın üzerine kurulmuş olan Zilkale, heybetli manzarasıyla, insana yaşanmadan anlaşılmayacak şeyler hissettiriyor. Denizden yüzlerce metre yüksekte, dağların arasında kurulan kalenin kendisi gibi adı da zamanla değişime uğramış…

Süleyman İlker Doğan

İtalyan yazar Dino Buzzati’nin “Tatar Çölü” isimli enfes romanını okuyanlar bilir; kitapta, vazifesine yeni başlayan bir subayın hayatı anlatılır. Genç teğmen Giovanni Drogo, gençliğinin verdiği atılganlıkla savaşların yaşandığı bir yere tayin edilmek ister. Fakat öyle bir kaleye tayin edilir ki; kimse buranın yolunu bile bilmez, buraya saldırmak için bir sebep bulamaz ve en yakın köy de kilometrelerce uzaktadır. Burası Bastiani Kalesi’dir ve Bastiani Kalesi sadece gözetleme gayesiyle var olan bir sınır karakoludur. Değil savaş, savaş tehlikesi bile yaşanmaz. Drogo, burada sıradan hayatın yeknesaklığını kıracak nerdeyse hiçbir şey yaşamadan otuz yılını geçirir ve talihe bakın ki bu otuz yıldan sonra, günün birinde tam savaş olacağı zaman hastalanır ve savaşa katılamaz.

Bugünün insanı ise “Acaba gerçek hayatta böyle bir hayat nasıl olur?” diye kendine sık sık sorar. Yalnızlığın artık, kalabalıklardan uzakta değil kalabalıkların bizzat içinde olduğu bu çağda, bu tarz bir hayatı canlandırmak için bir Bastiani Kalesi’ne ihtiyacımız vardır. Gerçek hayatta Bastiani Kalesi diye bir kale yok, fakat Fırtına Vadisi’nin kayalıklarından birinin üstüne oturan Zilkale, küçük farkları görmez isek, böyle bir kaledir diyebilirim.
Nefes kesen manzarada kervanlar dinlenirdi
Rize sahil yolundan ayrıldıktan sonra denizden yüksekliğimiz gittikçe artıyor. Nihayet hayalimizdeki Bastiani Kalesi’ne; Zilkale’ye varıyoruz. 750 metre rakıma sahip olan kaleye ulaşanların yaptıkları ilk iş susmak ve etrafı hayretle temâşâ etmektir. Çünkü burası insana bir an gerçek dünyayı unutturan yerlerden biridir. Manzara nefes keser. Bu dağlar, bu ormanlar, şu Fırtına deresi binlerce senedir buradadır. Hani eski zamanlara gitmek için illa kâgir konaklar görmek şart değildir. Tabiat da tarihtir, hatta tarihin en saf hâlidir bile diyebiliriz.

Sonra ilk suskunluğu, hayret nidaları takip eder. Ardından zihinde sorular cevap bulmaya başlar. Sırayla gidelim: Kalenin inşa tarihi belli değil. 13. veya 14. yüzyılda yapıldığı tahmin ediliyor. Gerçekten de Rize bölgesi o devirlerde sıkça el değiştirdiği için kaleyi kimlerin inşa ettirdiğini tespit etmek zordur. Zilkale de Bastiani Kalesi gibi gözetleme gayesiyle kurulmuş bir karakoldur. Ayrıca Osmanlı zamanında doğu ticaret yolunun gözetlenmesi ve ticaret kervanlarının konaklaması için kullanılmış. Fatih Sultan Mehmed’in 1461’de Trabzon’u fethiyle beraber Rize de Osmanlı sınırlarında dâhil edilmiş, böylece Çamlıhemşin ve onun içindeki Zilkale de Osmanlı olmuştur.

Zir idi Zil oldu
Zilkale’yi araştıranlar isminin nereden geldiğini düşünür. Kurulduğu bölgeyle isim arasında bir alaka kurmaya çalışırlar. Fakat bu nafile bir çabadır. Zilkale’nin Osmanlı’daki asıl ismi “Zir Kale (Kale-i Zir)”dir. Aşağı Kale demektir. Böyle denmesinin sebebi de bu kaleyi, Hemşin bölgesindeki başka bir kale olan “Kale-i Bâlâ” yani Yukarı Kale’den ayırt etmektir. Zir Kale, halk arasında, biraz da bilgisizliğin tesiriyle “Zilkale”ye dönüşmüş. Kalenin tarih boyunca pek bir fonksiyonu olmamış. Kale; dört katlı bir gözetleme kulesi, ilk yapıldığı dönemden kalma bir eser ve depodan oluşuyor. Eskiden bu depoda, konaklamaya gelen misafirlerin atlarının koşumları saklanıyormuş. Kalenin aslında var olan başka bir depoda ise yağmur suları biriktiriliyormuş. Ayrıca tanıtım yazısında belirtildiğine göre, doğudan gelen bir tehdit önce Kale-i Bâlâ’dan görülür, sonra da Zir Kale vasıtasıyla Rize Kalesi’ne haber uçurulurmuş.

Kale birkaç yıl öncesine kadar harap bir vaziyetteymiş. Bu, eski görüntülerden anlaşılıyor. 2011’de tadilat geçirmiş ve bugünkü hâline getirilmiş. Günümüzde Kaçkar Dağları Milli Park Müdürlüğü’ne bağlı. Kalenin bir restorasyon faciası olduğunu belirtenler olsa da, daha büyük restorasyon facialarına şahit olduğumuz için bunda o kadar abartılacak bir durum göremedik. Kale, ayrıca bölgeye gelen yerli-yabancı turistlerin de yeni gözdesi hâline gelmiş.
Zilkale’nin Bastiani Kalesi’nden neredeyse tek farkı, bir çölün ucunda değil, yemyeşil bir vadinin kucağında kurulmuş olması. Çamlıhemşin’e adını veren ve ucu sonu olmayan çam ormanları; yüksek, heybetli, vakarlı ve dumanlı dağlar; deli dolu akarak Karadeniz’in bağrına âdeta mızrak gibi saplanan Fırtına Deresi ve bütün bunlar eşliğinde tarihi tahayyül etme arzusu; bir Zilkale ziyareti için başka sebepler aramaya ihtiyaç bırakmıyor.

(Toplam 19 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.