Hedefi Olmayan Göç

0

Zorlu bir yolculuktan sonra Siirt Kurtalan’a varırlar. Kurtalan’da mandaları satıp trene binerler. Tren Tarsus tarafına gitmektedir. Yolculuk esnasında baba, kağnı yolculuğundan olsa gerek ateşli bir hastalığa yakalanır. Tarsus istasyonunda mola verilince Hasan Amca hanımını yoğurt, ayran gibi şeyler almak için dışarı gönderir. Türkçe bilmeyen anne ihtiyacı için aranır ama meramını da anlatamadığı için hiçbir şey yapamaz. Dolanır durur ve o sırada trenin hareket saati de gelir ve anneyi almadan hareket eder.

[ ARİF TUNÇ ]

Anne-Baba Peş peşe Gider

Annenin kaldığını anlayan aile bir sonraki istasyon Ulukışla’ya kadar feryat figan eder ama meramlarını anlatacak dillerini bilen birisini bulamadıkları için hiçbir şey yapamazlar. Tren Ulukışla istasyonuna gelince Kürtçe bilen biri bulunur ve dertleri öğrenilir. Ondan sonra Tarsus’la irtibata geçilir annenin orada kaldığı söylenir ama anne hakkında hiçbir şey öğrenilemez. Aile iyice perişan olmuştur. Baba Hasan Amca’da hanımını kaybetmenin acısıyla iyice ağırlaşır. Tren Ulukışla’dan Afyon’a gider. Afyon’a geldiklerinde baba rahmet-i rahmana kavuşur.

Yapayalnız beş kardeş

Geride en büyüğü 12, en küçüğü 5 yaşında olan beşkardeş; Safiye, Şakir, Bekir, Mehmet, Mustafa, dilini, kültürünü bilmedikleri bir yerde yapayalnız hayata tutunmaya çalışırlar. Günler içinde hayat onları onlarca yıl yaslandırmış gibidir. Afyon’da yalnız kalan çocuklara mahalli idare sahip çıkar. Orada altı ay bir sene kadar kaldıktan sonra idare tarafından Muğla’ya gönderilirler. Muğla idaresi de, kendisine göre yerleşme ve ekip dikme imkânının daha iyi olduğu Fethiye’ye sevk eder.

Fethiye’ye geldiklerinde mahalli idare köylerdeki ağaları çağırır onlara sahip çıkacak olanları tespit eder. Çocuklara Gölbent Köyü’nden Kör Tahir Ağa sahip çıkacaktır. Onun himayesinde iki üç sene kalırlar. Daha sonra kısa bir süre de, yakındaki Çukurincir Köyü’nde Karavatlar diye bilinen ailenin yanında kalırlar. Burada yaşanan bir sıkıntıdan dolayı Kaş’ın Kınık Köyüne gecerler. Burada onlara köyün hem ağası hem de muhtarı olan Rasih Ağa sahip çıkar. Onlara yer gösterir ve kalmaları için saz dam diye bilinen bir ev inşa edilir. Rasih Ağa’nın himayesinde yaşayıp onun işlerinde eli kolu olan ve ona her durumda yardım eden çocuklar evlilik çağına geldiklerinde Rasih Ağa tarafından evlendirilirler.

Ailenin acı hatırası zihinlere kazılır

Tarih boyunca savaşlar insanlık için hem yıkım hem de yeniden ayağa kalkışın sebebi olmuştur. Savaşlar yıllarca devam ederken,taş taş üstünde bırakmadığı gibi nice ocakları söndürmüş, nice umutları karartmış, nicelerini de tanımadığı bilmediği diyarda yaşamaya mecbur bırakmıştır.
Bilhassa bir asır önce yaşamış olduğumuz umumi harp merkezinin ülkemiz ve coğrafyamız olması hasebiyle üzerimizdeki etkisi çok derin olmuştur. Başta demografik yapı değişmiş, yeni kırılma ve kaynaşma noktaları ortaya çıkmıştır.

Birinci Cihan Harbi yüzbinlerce şehit vermemize, milyonlarca insanımızın da hayatlarının değişmesine ve evlerinden, yurtlarından en önemliside ailelerinden olmalarına sebep olmuştur. Hele de yaşanan isyanlar sebebiyle arkadan vurulmaya çalışılmanın verdiği ızdırap da bu sıkıntıyı katmerlemiştir. Savaş bittiğinde fırtınalı bir havada kalıp, dalgalarla boğuşup, batan bir gemi gibi enkazdan kurtulabilenler yeni bir hayata yelken açmışlardır. Ama; buruk ve içlerinde bir şeylerin sızısıyla devam eden bir hayat.

Hikâye Bağrıyanık’ta Başlar Kınık’ta Biter

Artık kağnının üzerinde başlayan yolculuk iki eksikle sıcak bir Akdeniz kasabasında noktalanmıştır. Kırılan umutlar tekrar filizlenmiş yeni bir hayat başlamıştır. Ayrıma tabi tutulmadan memleketin başka bir köşesinde bir ağaç gibi büyüyüp geniş bir aile meydana gelmiştir. Soyadı kanunuyla Göçmen soy ismini alan aile şu an bulunduğu mahallin önde gelen ailelerinden biri. Bu ülkenin arzu ettiği bir sentez oluşturmuş olarak hayatlarına devam ediyorlar.

(Toplam 63 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.