Hz. Said’in (r.a.) Hesabı

0

Hâlid b. Mı’dân (r.a.) hazretleri Hz. Ömer’in (r.a.) memurlarına örnek bir davranışını şöyle anlatır:

Ömer b. Hattâb (r.a.), Said b. Âmir b. Huzeym el-Cümehî’yi (r.a.) bize, Humus’a vali tayin etmişti.

Hz. Ömer Humus’a geldiğinde:

— Ey Humuslular, valinizi nasıl buldunuz? Kendisinden memnun musunuz? diye sordu.

Humus halkı Said’i şikâyet ettiler:

sta kendisinden müştekiyiz. Şöyle ki: Gün yükselmedikçe yanımıza gelmiyor! Hz. Ömer:

— Bu büyük bir kusur! Başka?..

— Geceleyin kimseyi kabul etmiyor.

— Bu da büyük suç! Daha?

— Ayda bir gün hiç yanımıza çıkmıyor!

— Bu da büyük kabahat! Başka?

— Bazı günler kendisine nöbet geliyor, delilik belirtileri görülüyor! Hz. Ömer, şikâyetçilerle valiyi bir araya getirdi. Valisi hakkında kanaati müspet olduğundan kendi kendine, ‘İlâhi! Said hakkında yanılmadığımı göster.’ diye niyazda bulundu.

Said (r.a.) gelince Hz. Ömer:

— Şikâyetiniz neydi? diye sordu.

— Gün yükselmedikçe yanımıza gelmiyor, dediler.

Hz. Ömer, Said’e bunun sebebini sordu.

— Vallahi söylemek istemezdim (ama mecbur kaldım): Uşağım yoktur, hamurumu kendim yoğuruyorum, sonra oturup ekşimesini bekliyorum. Hamur ekşiyince de ekmeğimi yapıyorum. Daha sonra abdest alıyor yanlarına çıkıyorum, dedi.

Hz. Ömer yine sordu:

— Öteki şikâyetleriniz neydi?

— Geceleri kimseyi kabul etmiyor, dediler.

— Buna ne dersin?

— Bunu da anlatmak istemezdim! Ben, gündüzlerimi onlara, gecelerimi de Rabbime tahsis ettim!

Hz. Ömer sordu:

— Üçüncü şikâyetiniz neydi?

— Ayda bir gün hiç yanımıza çıkmıyor, dediler.

— Buna ne dersin? dedi. Hz. Said:

— Elbiselerimi yıkayacak hizmetçim olmadığı gibi değişeceğim ikinci bir giysim de yoktur. Ayda bir elbiselerimi yıkıyor, kurumasını bekliyorum. Elbiselerim kuruduktan sonra akşama doğru yanlarına çıkıyorum!

Hz. Ömer:

— Bir şikâyetiniz daha vardı, o neydi?

— Bazı günler kendisine nöbet geliyor, delilik belirtileri görülüyor!

— Ey Said! Bu iddiaya ne diyeceksin?

— Ey Müminlerin Emiri, ben, Hubeyb b. Ensârî’nin (r.a.) Mekke’de öldürülüşüne şâhid olmuştum. Kureyşliler onu (öldürürken), vücudundan parça parça etler kestiler, kendisini bir kütük üzerine koydular ve:
“Şu anda, senin yerinde Muhammed’in olmasını ister miydin?” dediler. O:

“Allah’a yemin ederim ki değil onun benim yerimde olmasını, Muhammed’in (s.a.v.) ayağına bir diken batmasına dahi gönlüm râzı olmaz!” dedi. Sonra:

“Yâ Muhammed!” diye seslendi. Ben o zaman müşriktim, o Allahü tealaya iman etmemiştim. Şimdi o günü hatırlıyor, o anda Hubeyb’e yardım etmediğim için Allah’ın beni bağışlamayacağını düşünüyor, bu sebepten çırpınıyorum!

Said’in bu cevapları üzerine Ömer:

— Allah’a hamdolsun ki Said (r.a.) hakkındaki kanaatimde beni yanıltmadı, dedi.

Sonra, kendisine bin altın dinar gönderdi ve “Bununla ihtiyaçlarını gör” dedi. Said’in (r.a.) hanımı, Hz. Ömer’in dinar gönderdiğini duyunca kocasına:

— Bizi, senin hizmetinden müstağni kılan Allah’a hamdolsun, dedi. Hz. Said:

— Bu dinarları daha hayırlı bir yere harcamaya var mısın? Bunları bizden daha muhtaç kimselere verelim, ne dersin? dedi. Ailesinden itimat ettiği birini çağırarak ona birkaç çıkın verdi ve:

— Bunları falan ailenin dullarına, filan hane halkının yetimlerine, filanların yoksullarına, falan felâketzedelere ver, dedi.

Yanında tek bir altıncık bıraktı. Hanımına da:

— Al, bunu da sen infak eyle, dedi. Sonra işinin başına döndü.

Hanımı:

— Bize bir uşak alsaydın ya! Bu paralar bir işimize yaramadı, dedi.

Said (r.a.):

— O dinarlar, daha çok muhtaç olacağın bir zaman (kıyamet günü) geri gelecek, diyerek onu teselli etti.

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.