İçinde Hayat Var!

0

Nasıl oluyor da yerde yatan yumurtadan bir canlı çıkıyor. Hemen hepsi de aynı gün aralarında bir irtibat varmış gibi ‘çıt’ diye kırıveriyor kabuklarını.

Besleyici özelliği ile bilinen yumurta, tarih boyunca insanların vazgeçilmezi arasında yer almıştır. Kullanım sahası geniş olduğu gibi ulaşılması da kolay bir besindir.  Protein kalitesi açısından bilinen tek eşdeğeri anne sütüdür. Esasında, her annenin kendi bebeğinin fizyolojisine uygun bileşimde süt salgılaması, bebek büyüdükçe anne sütünün içeriğinin de bebeğin ihtiyacına göre değişmesi, sadece besin değil aynı zamanda bir anti-mikrobiyal ilaç vazifesi görmesi, elbette ki anne sütünü yumurtadan daha üstün kılar. Ancak ne var ki anne sütü, hayatın ilk dönemlerinden sonra yerini diğer besinlere bırakmak zorundadır. Onun bu şaşırtıcı özellikleri, ilerleyen dönemlerde insan için elzem olmasa da protein, her dönemde insanın en temel ihtiyacıdır. Bu sebeple anne sütüne eşdeğer kalitede bir proteinin, bebeklik döneminden sonra da alınabilmesi için, yumurtanın bu üstün kompozisyonda yaratılması, onu ilahi bir mucize yapmaya yeter. Nitekim hadis-i şerifte de “Peygamberlerden birisi, Allah’a güçsüzlükten yakındı. Allah, ona  yumurta  yemesini emretti.” buyurulmuştur. Yumurta, tek başına insan için gerekli besinlerin çoğunu ihtiva eder.

Bütün besin içeride

Ancak yumurtanın mucizeviliği, insana sunduklarıyla kalmaz. O, kendi doğasında, tavukların tabiatı için de mükemmel bir çoğalma unsurudur. Öyle ki, doğurarak çoğalan canlılar bütün besin ihtiyaçlarını kordon bağı aracılığıyla anneden karşılarken, yumurtayla çoğalan canlıların embriyosu, sadece yumurta içindeki besini kullanarak gelişir. Yani yumurtanın besin kompozisyonu, canlının embriyonik gelişimi için tek başına yetmektedir. Sadece tavukların değil, yumurtlayan bütün kuşların bu mükemmeliyete sahip olduklarını görürüz. Canlıların tabiatları gereği sahip oldukları hiçbir özellik, gereksiz değildir. Kur’ân-ı Kerim’de çoğu kez buyrulan ‘akletmek’ ve ibret nazarıyla bakmak, tabiattaki üstün yaratılışı görmeye yeter. Bir kuş yumurtasında dahi, görebilenler için büyük hikmet sırları vardır.

Müthiş denge

Canlılar, doğada yaşayabilme güçlerine göre farklı sayılarda çoğalırlar. Daha dayanıklı, besin zincirinin üstlerinde olan canlılar, tek seferde az sayıda çoğalırken, dayanıksız canlılar daha fazla sayıda çoğalırlar. Örneğin bir aslan, tek seferde 2-3 yavru doğururken, bir tavuk 10-15-20 yumurtayla kuluçkaya yatıp yavru sahibi olabilir. Çoğu kuş türü de bu şekilde çoklu sayıda yavrulama yapar. Daha çok tehlike altında olan canlıların, neslin devamı için daha çok sayıda üremeleri de şüphesiz ilahi bir nizamın unsurudur.  Ancak kuşlar için asıl dikkat celbeden nokta bu değil.

Bütün yumurtalar aynı günde

Tavuklar günde bir kez yumurtlar ve bu haliyle en çok yumurtlayan kuş türlerinden biridir. Diğer çoğu kuş daha seyrek yumurtlar. Muhabbet kuşları yılda 2-3 kez yumurtlama yapar. Tavuklarda kuluçka süresi 21 gün, kaz ve hindilerde 28 gün, ördeklerde türe göre 28 ya da 35 gündür. Kuşlar kuluçkaya yattıklarında bütün yumurtaları için kuluçka süresi aynı olur. Tavuklar en sık yumurtlayan kuşlardan olduğu halde, onlar dahi günde 1 yumurta verirler. Peki nasıl olur da farklı günlerde yumurtlanmış yumurtaların hepsinden aynı anda civciv/yavru çıkar? Örneğin 10 yumurtadan oluşan bir tavuk kuluçkasında, yumurtalar en yakın ihtimalle ardışık günlerde yumurtlanmış dahi olsa, en yeni ile en eski arasında 10 gün fark olur. Bundan dolayı 21 günlük kuluçkada, her yumurtanın 1 gün arayla çatlaması gerekir.  İlk yumurtanın çatlamasıyla son yumurtanın çatlaması arasında da 10 gün fark olması beklenir.  Nasıl olur da sanki aynı günde yumurtlanmış gibi bütün yumurtalarda civciv gelişimi aynı sürede tamamlanır? Bu durum bilim adamlarının da dikkatini çekmiş ve konu üzerinde yapılan çalışmalar oldukça şaşırtıcı bir gerçeği ortaya koymuştur.

Yumurtalar haberleşiyor

Yanlış okumadınız. Kuluçkadaki yumurtalar aynı sürede gelişim sağlamak için birbirleriyle haberleşiyorlar. Yumurtada gelişen embriyolar, etraflarına insanların duyamayacağı frekanslarda titreşen ses dalgaları yayıyorlar. Bu seslerin hızı, diğer yumurtalardaki embriyoların gelişimini hızlandırıyor ya da yavaşlatıyor. Aralarında ters bir korelasyon mevcut. Hızlı ses, gelişimi yavaşlatırken, yavaş ses gelişimi hızlandırıyor. Cambridge Üniversitesi’nde bıldırcınlar üzerinde yapılan deneyler konuya daha fazla açıklık getirdi. Birer gün arayla ve ayrı yerlerde kuluçkaya konulan yumurtalardan birer gün arayla yavru çıktığı görüldü. Ancak yine birer gün arayla ve aynı yerde kuluçkaya konulan yumurtalardan ise yaklaşık aynı zamanda yavru çıktı. Bilim adamları bu duruma “embriyonik haberleşme” diyor. Bugün anne kullanılmadan, makinelerle sağlanan kuluçka işlemlerinde de suni sesler kullanılarak gelişimin hızlandırılabileceği bilinmektedir. Ancak bu teknik, henüz ticari bir faaliyete dönüşmemiştir.

Haberleşme olmasaydı ne olurdu?

Yukarıda bahsettiğimiz 10 yumurtalık kuluçkadaki her civciv birer gün arayla yumurtadan çıkardı.  Hatta ilk civciv 10 günlük olduğunda son civciv yumurtadan yeni çıkıyor olurdu. Kuluçka, belli bir sıcaklıkta gerçekleşir ve anne sürekli yumurtaların üzerinde oturmak zorundadır. Yumurtalar belli aralıklarla çevrilmelidir. Bu nedenle anne sürekli yumurtalarının başında olmalıdır. Ancak diğer civcivler yumurtadan çıkmışken onlarla ilgilenmek zorunda kalacaktı. Onları gezdirecek, onlara yiyecek bulması gerekecekti.  Kuluçkadaki diğer yumurtaların üzerinde olamaz ya da onların üzerinde olsa yeni yavrularıyla ilgilenemez, onları besleyemezdi. Yani ya kalan yumurtalardaki civcivler ya da çıkan yavrular ölmek zorunda olurdu. Hazreti Allah’ın akla sığmaz kudreti bunu önlemiş, yumurtalar arasında bir haberleşme halk edilmiştir.

Netice olarak, bir kuş yumurtasında bile büyük bir kudret ve görebilenler için büyük bir hikmet gizlidir. Evet, küçücük bir kuş yumurtası dahi başıboş değildir. İnsan da hiçbir devirde başıboş bırakılmamıştır.

 

Share.

YORUM YAZ