İstanbul Aşığı Mağribli Hattatlar

0

İstanbul Aşığı Mağribli Hattatlar

“Sen İcazetini İstanbul’dan Alacaksın!”

Röportaj: Hakan Altunyurt, Tercüme: Mevlüt Çalışkan

Bel’ıd El-Habib Hamidi Faslı bir hattat, oğlu Selim Hamidi’ye de hat sanatını sevdirmiş ve 2016 IRCICA Milletlerarası Hat Yarışmasında oğlu, sanatını birincilik ile taçlandırmış. Baba-oğul hat sanatında nasıl ilerlediklerini, ortak çalışmalarını beraberce anlattılar.

 Hat sanatına karşı merakınız nasıl başladı?

Habib Hamidi: Hat sanatıyla memleketim olan Mağrib’de/Fas tanıştım. Uzun zamandır bu sanatla alakadar olmaktayım. Küçüklüğümden itibaren bu sanata karşı büyük bir heves ve aşk başladı. Bir hocadan ders almadan, hat sanatı ile alakalı kitap ve dergilerden bakarak kendimi geliştirmeye çalıştım. 1990 senesine kadar böyle devam etti. Bu tarihte bana sanatın güzelliklerini, inceliklerini ve sırlarını öğretecek olan Iraklı Yusuf Zennûni’l-Mevsılî ile tanıştım. Tabi Iraklı olduğu için, Irak’a gitmem icabetti. Dersler esnasında bana İstanbul’daki yaptığı çalışmalardan, çıkardığı risalelerden bahsederdi ve bir an önce orayı ziyaret etmem gerektiğini söylerdi. İstanbul için icazetin başşehri derdi.

 İstanbul’a gelmeniz nasıl oldu?

H.H: Mağrib Meliki Hasan Es-Sânî beni medresede hat dersleri vermem için davet etti. Melik, hat sanatı ile çok alakadar oluyordu. Hatta bütün çocuklarının ve emirlerinin de bu sanatı bilmesini istiyordu. Buradaki müderrisliğim esnasında kendimi geliştirebilmek için İstanbul’a gelmeyi düşünüyordum. Merhum Hattat Hamit Aytaç’ın talebesi olan Hasan Çelebi Bey’den ders almak amacıyla 1994’te icazetin başşehri İstanbul’a geldim. Üş senede sülüs ve nesihi tamamlayıp kendisinden icazet aldım.

Oğlunuza ne zaman ders vermeye başladınız?

H.H: Sonrasında Mimar Sinan Üniversitesi profesörlerinden Ali Alparslan Bey’den celî ve celî divanı dersleri 2000 senesinde bitti. Akabinde Arapçayı Osmanlı üslûbu ile yazmak için dersler aldım. 2005 senesine kadar talik derslerini de ikmal ettim ve icazet aldım. Böylece Ali Alparslan Bey’den icazet alan ilk Arap oldum. Dersler vermeye devam ettim. Aynı yarışmada Endonezya, Çin, Malezya, Tayland, Mısır ve Türkiye’den 12 öğrencim yarıştı ve onlar da ödül kazandılar. Oğlum Selim’e 2006’dan sonra hat dersleri vermeye başladım.

Hat sanatına başlamanız ve babanızın bu yolda tesiri nasıl oldu?

Selim Hamidi: Hat sanatıyla küçüklüğümden beri ilgileniyorum. Tabi o zaman bu güzel yazıların hepsi gözümde çok büyük şeylerdi. Daha sonra merak etmeye başladım. İstanbul’da usta hocaların olduğu büyük bir sanat alanının varlığını öğrendim.

Lisedeyken, bir gün babam, sana hat yazdıracağım dedi. Tabi o zamanlar çok heyecanlıydım ve nasıl yazarım, nasıl yaparım diye çok endişeliydim. Kolay bir yazı stili olması sebebiyle Mağribi yazısını tercih etmiştik. Öncelikle harflerden başladık, sonra kelimeler, cümleler ve metinleri yazmaya başladık. Daha sonra Türkiye’de bir yarışma olacağını duyduk. Babam, bu yarışmaya katılırsın, dedi. Ciddi bir heyecan var içimde. Neticede 16 yaşındaydım.

İlk yarışmanızdan derece aldınız mı?

S.H: Bütün bunlar olurken yarışmaya katıldım. 3-4 ay boyunca babamla çalıştık. Nihayetinde çalışmamızı tamamladık. Üçüncü olmuşuz ve hemen kararımı verdim: hattat olacağım. Nesih, sülüs, divani gibi çok farklı yazı tarzlarını da öğrenmeye karar vermiştim. O sıralarda biz Mısır’a taşındık. Babam bana ‘hat sanatını buradaki 20 öğrenciyle beraber öğrenirsin, kendini geliştirirsin’ dedi. Oradaki eğitim tamamlandıktan sonra babam talebelerine icazet veriyordu. Aynı şekilde bana da icazet vermesini beklerken babamın şu sözleriyle karşılaştım: “Sana icazet vermiyorum! Sen icazetini İstanbul’dan alacaksın!”

Nisan 2010’da babamla birlikte icazet için İstanbul’a geldik. Hasan Çelebi Hoca ile tanıştırdı, onun talebesi oldum. Belirli program neticesinde başarılı olursam icazetimi alacaktım. Sonunda icazet merasimi olacaktı. Hocamın benim eserime imza atarken küçük bir de “100” gördüm orada. Hocam ‘sen benim 100. öğrencimsin’ dedi. Daha sonra uluslararası bir yarışma olacağını öğrendim, 7 ay önceden hazırlanmaya başladım.

Yedi ay hazırlandığınız yarışma nasıl geçti?

S.H: Yaklaşık 7 ay çalıştım ve 7 ayın sonunda elhamdülillah birinci oldum. Yarışma aslında kazanmak değildir. Daha önce de çeşitli yarışmalara katıldım; ama herhangi bir derece veya ödül alamadım. Tabi buralardan da çıkarmam gereken dersler olduğunu gördüm ve ona göre kendimizi geliştirerek hareket ettik. Bundan sonraki bütün çalışmalarım da hep hocalarıma sordum. Ne yapabilirim, nasıl yazmışım, daha farklı ne olabilir diye çok bakışlı bir durum oluşturmaya başladık.

Hat konusunda İstanbul sizin için ne ifade ediyor?

S.H: Şöyle bir söz var: Kur’an Mekke’de indi, Mısır’da okundu ve İstanbul’da yazıldı. Hat sanatının usta isimleri Türkiye’de ve burası bu işin merkezi. Hat sanatına en büyük değeri ve desteği veren ülke Türkiye’dir. En büyük ustalar ve hocalar buradadır. Dışarıdan herhangi birisi ben hat sanatını öğrenmek istiyorum derse ona söylenebilecek tek bir şey vardır: Türkiye’ye gitmen lazım.

Yarışmada unutulmaz bir an

Yedi ay çalıştığım son yarışmada, her şeyi hazırladım ve arkadaşlarıma gösteriyorum. Daha sonra Avustralya’daki arkadaşıma da yolladım nasıl olmuş diye. Bakar bakmaz hemen ‘Selim sonunda bir harf eksik.’ dedi. Bunu fark ettiğimde ilk dikkat ettiğim şey yarışmanın bitmesine tam sekiz gün var ve ben hepsini baştan sona şekil ve zeminin, satır ve sütunun değişmesi lazım. Sekiz gün boyunca hiç durmadan çalıştım ve tamamladım. İşte bunu hiç unutamıyorum ve o arkadaşıma teşekkür ediyorum. Fark etmeseydi eksik bir harfle katılacak ve doğrudan elenecektim.

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.