İstanbul Konaklarında Düğün Merasimindeki İncelikler

1

Kahveler bitirilince kız fincanları toplayarak odadan çıkar ve bir daha görünmez. Onun için ağır kahve içenlere, “Görücü kahvesi mi içiyorsun?” diyerek latife edilmesi adet olmuştur. Kız tarafı erkek tarafını beğenmezse ayakkabılar çevrilmezdi. Bu davranış, görücülerin bir daha gelmemesini temenni mahiyetindeydi.

Çevrilmeyen ayakkabılar

Evlenecek oğlu olan anneler, ya aynı mahalleden komşusu olan birinin kızını doğrudan ister veya tanımadıkları bir aileden kız isteyeceklerse beraberlerinde yakın akrabalardan bir kaç kişi ve cariye alınarak kız görmeye gidilir. Kız evi gelen görücülere izzet ve ikram hususunda ellerinden gelenleri yapar. Kız hazırlanıp görücülerin karşısına çıkar.  İkram edilen kahveler ağır ağır içilirken kız tepeden tırnağa süzülür, ağzından laf alınmaya çalışılır. Kahve mümkün mertebe yavaş içilir ki kız daha fazla görülebilsin. Kahveler bitirilince kız fincanları toplayarak odadan çıkar ve bir daha görünmez. Onun için ağır kahve içenlere, “Görücü kahvesi mi içiyorsun?” diyerek latife edilmesi adet olmuştur. Kız tarafı erkek tarafını beğenmezse ayakkabılar çevrilmezdi. Bu davranış, görücülerin bir daha gelmemesini temenni mahiyetindeydi.

Görücüler, kızı beğenirse açıkça isterler ve evden ayrılırlar. Kız tarafı da damat adayı ile ilgili araştırma yapar, sorup soruşturur ve müspet veya menfi bir karara varır. Her iki taraf da anlaştığı takdirde damadın pederi yanına bir kaç hatırlı kimseyi alarak kız evine gider. Allah’ın emri peygamberin kavliyle kız istenir. Taraflar damadın içgüveyi olup olmayacağına, mihr-i muaccel (ağırlık) ve mihr-i müeccel konularını karara bağladıktan sonra nişan merasimine sıra gelir.

Sırmalı ayakkabı varsa

Nişan töreni için kız evinde akrabalar ve davetliler toplanır. Eskiden nişan yüzüğü yoktu. Nişan olarak geline erkek tarafı bilezik, küpe gibi mücevherler hediye eder. Damat tarafı nikahtan önce kız tarafına nişan bohçası gönderir. Son derece süslü ve ağır işlemeli nişan bohçasında gelinlik kumaşı, kıymetli bir şal, pırlanta bir dal ve sırmalı ayakkabı bulunur. Kızın ailesinden validesi ve pederine, yakın akrabalarına süslü, işlemeli ayakkabılar alınır. Bunlar ince örülmüş, içi meşin kaplı büyük bir sepete yerleştirilir. Kırmızı bir canfes kumaşla bağlanır ve üzerine kime ait olduğunu belirten pusulalar konur. Hazırlanan bu hediyeler bir hanım ve bir uşakla beraber gelin hanımın evine gönderilir. Bu ayakkabıların gönderilmesi davetiye gibi kabul edilir ve düğüne giyip gelmeleri rica olunur. Hediyeleri getirenlere kız evi, bohça içinde güzel bir yazma, entarilik kumaş verir, yemek ikramında bulunur. Kız evi de damat için hediyeler hazırlayıp erkek tarafına gönderirdi.

Nişandan sonra yapılacak olan düğün hazırlıkları, düğünden bir hafta önce akraba ve tanıdıklarına okuyucu gönderilmesi ile başlar. Zengin ailelerde kalfalar, orta halliler de kaynana ya da kızın akrabasından birisi bu işle görevlendirilir. Gelin eğer şehir dışına gidecekse davetliler hediyelerini çeyiz gidinceye kadar getirir.

Damat için hazırlanan kıyafetler ve eşyalarında bulunduğu çeyiz, sandık ve küfeler içinde pazartesi günü muhacir veya öküz arabası ile güveyin evine gönderilir. Çeyizle birlikte kız tarafından bir kaç kadın da yerleştirmek üzere gider. Geline gittiği konakta yatak odası ve kendisine mahsus bir oda olmak üzere iki oda tahsis edilir. Bu iki oda özenle hazırlanıp tanzim edilir.

Düğünden önce mübarek gecelerden olan bir kandile rastlanırsa, damat tarafından gayet süslü sepetlerde envai çeşit mevsim meyveleri dizilir ve tüllerle süslenerek kız evine gönderilir. Eğer bayrama rastgelirse de en iyi cins meyvelerden oluşan bir sepetin yanı sıra bir iki sepet elvan şeker ve şekerleme hediye gönderilir.

Kınalar yakılır

Çarşamba akşamları düzenlenen kına gecesinde erkekler selamlıkta, kadınlar haremde olurdu. Damadın akrabalarından bir kaç kişi gümüş tepsi içine kına koyar ve gelin evine getirir. Gece gelin kızın avuçlarına, el ve ayak parmaklarına kına yakılır.

Yüz yazısı günü

Perşembe yüz yazısı günü yani düğün günüdür. Bu güne halk arasında velime cemiyeti de denir. Geline sabah erkenden münasip bir kahvaltı verilir. Ardından damat tarafının nişan bohçası ile gönderdiği gelinlik elbise giydirilir. Sırma ve simle işlenmiş umumiyetle kırmızı gibi canlı renklerde olan gelinlik, ailenin kudret ve servetine göre farklılık gösterir. Gelinin başına başlık, iki tarafına tel, yüzüne duvak örtülür. Başlığın ortasına sorguç ve kulağına küpe, boynuna gerdanlık takılır. Ayağına süslü bir terlik giydirilir. Gelinin alnına, iki yanağına ve çenesine yapıştırma denilen dört elmas yapıştırılır. Bu yapıştırmalardan ötürü düğün gününe yüz yazısı günü denmiştir. Gelin hazırlanınca kuşak merasimi yapılır. Pederi ya da büyük erkek kardeşi gelinin beline kuşağı bağlar.

Koltuk merasimi

Ailesiyle vedalaşan gelin, perdeleri kapalı, koşumları süslü ve atları güçlü gelin arabasına bindirilir. Gelin, alayla, güveyin evine getirilir. Güvey, gelini kapıda karşılayarak başının üzerinde bozuk paralar saçar. Sonra gelinin koluna girerek gelin odasına çıkarır. Buna koltuk merasimi denir. Bu esnada hazır bulunanlar “maşallah” diyerek alkışlarlar. Bu merasimin ardından güvey haneden ayrılır ya sokağa ya da selamlığa gider.

Gelin, kendisi için hususi olarak hazırlanmış köşeye oturur. Gelen kadın misafirlerin de odaya alınıp gelini görmeleri sağlanır. Bu arada davetliler gelinin getirdiği çeyizin teşhir edildiği odayı da görürler. İkindi vaktinden sonra davetliler yavaş yavaş dağılmaya başlar. En son kız tarafı düğün evini terkeder.

Gülabdanlarla gül suyu   

Nikah merasimi kimi zaman düğün günü kimi zamanda düğünden önce umumiyetle evlenecek kızın evinde yapılır. Nikahta güvey bizzat hazır bulunmaz. Gelin ve güveyin vekaletini almış olan şahitlerin huzurunda nikah akdi yapılır ve dua edilir. Ardından davetlilere gülabdanlarla gül suyu ikram edilir.

Düğün günü akşamı erkek misafirlere özel olarak güvey yemeği verilir. Yemek düğün çorbası, düğün eti, sebze, börek, pilav ve zerdeden ibarettir. Yemekten sonra davetlilere tatlı veya şeker de sunulur. Bu yemeğe yakın akraba, mahalle imamı, müezzin ve ahbaplar çağrılır. Kurulan sofralarda yenilen yemeğin ardından cemaatle yatsı namazı kılınır. Hocanın duasından sonra güvey konağın selamlığından harem kısmına gönderilir. Güvey, gelin odasından içeriye girer. İki rekat namaz kılar ve yüz görümlülüğünü vererek gelinin duvağını açar.

Yüz görümlüğü takılır paça gününe çıkılır   

Ertesi, yani Cuma günü paça günüdür ve düğünün devamıdır. Güvey evden erkenden ayrılır. Gelin, paçalık denilen süslü elbiselerini giyer, yüz görümlüğünü takar ve düğün gününe göre çok kalabalık olmayan hanım misafirlerin karşısına çıkar. Paça gününde düğün yemeğine kaymak ve paça tiridi eklenmiştir.

Düğünden bir hafta sonra geline yedilik elbise yapılır. Bununla gelin validesine el öpmeye götürülür ve sıra ile itibarlı ahbaplar ziyaret edilir. Damat iç güveysi olsa dahi geline yedilik elbise yapar. Kız kendi evinde gelin olduysa bu defa validesi kızını kaynanasına el öpmeye gönderir. Böylece düğün adet ve merasimleri sona ererken evli çift yeni hayatına başlardı.

(Toplam 126 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

1 Yorum

  1. Metin Subaşı -

    Çok güzel bir yazı. Cenâb-ı Allah razı olsun.

Fikrinizi Belirtin.