Karpuz

0

Karpuz bir hediyedir. Misafirliğe giderken “elim boş gitmeyeyim” deyip uğrar alıveririz hemen köşedeki manavdan. Güzel meyvenin hem bu kadar lezzetli, sulu ve ferahken hem de yazın kurağında yetişmesi, şüphesiz Allahu Teala’nın insanoğluna sunduğu sayısız lütuftan biridir. Peki, karpuz nerelidir, ne kadar zamandır insanla birliktedir?

Sarıdan kırmızıya renkler

Karpuzun beş bin yıllık tarihi olduğu biliniyor. Libya’da yapılan kazılarda, beş bin yıllık yerleşim bölgesinde karpuz çekirdekleri ortaya çıktı. Bulunabilmiş en eski örnekler bunlar. Mısır’daki binlerce yıllık piramitlerde de karpuz resimlerine rastlandı. Batılı arkeologlar, Mısırlıların bu resimleri ölümden sonra uzun bir yolculuğa çıkarak su ihtiyacını karşılayacağına yordular.

Mısırlılar inanadursun, karpuzun bu en eski hali çok farklı. O zamanlar içi de dışı gibi yeşil, tadı acı ve kıvamı sert olan bir bitkiymiş. Şimdiki haliyle en büyük ortak özelliği ise sulu oluşu. Yani o zamanlar karpuz, kurak mevsimler için saklanan bir su küresiymiş. Beş yüzlü yıllara ait mozaiklerde karpuzun sarı-turuncu gibi renklerle resmedildiği görülüyor. Sonraki dönemlere ait eserlerde ise kırmızı rengini alıyor. Zamanla sarı-turuncu renkten tatlanıp bugünkü rengini bulmuş. Anlaşılan o ki, sarı renklilere kavun denilmeye başlanmış. Bilim adamları, karpuzdaki kırmızı renk geninin, şeker oranını belirleyen gen ile eşleştiğini söylüyor. Yani karpuz, tatlandıkça kızarmış, kızardıkça tatlanmış ve bugün yılda 100 milyon ton üretimi yapılır hale gelmiş.

Yüzde 95’i su

Dünyanın birçok yerinde yata yata büyüyen karpuzun, vücuda faydaları saymakla bitmez. Ortalama % 95’i su olduğundan, böbrekleri yormadan çalıştırıp idrar söktürür. Lifli yapısı, lif (posa) içeren diğer bütün besinler gibi, sindirim sisteminin işleyişini kolaylaştırır, bağırsak içi temizliği sağlar. A,C ve E vitaminleri antioksidan vitaminlerdir. Bunlar, kanda ve dokularda bulunan, hücre ve doku harabiyetine yol açarak kansere davetiye çıkaran ‘serbest radikal’ dediğimiz zararlı bileşenleri yok ederler. Karpuz, bu üç antioksidandan A ve C vitaminlerini yüksek oranda barındırır. 100 gr karpuz, günlük A vitamini ihtiyacının %12’sini, C vitamini ihtiyacının % 14’ ünü tek başına karşılar.

Karpuz, pembe greyfurt ve domates likopenin en çok bulunduğu besinlerdir. Likopen (laykopen), pembe-kırmızı renkli sebze ve meyvelerde yüksek oranda bulunan parlak kırmızı bir karotenoid pigmenttir. Çok güçlü bir antioksidandır. Likopen alımı yüksek olanlar, kalp-damar hastalıklarına, özellikle prostat olmak üzere kansere ve hatta infertilite riskine karşı korunmuş olurlar.

Karpuz sanıldığı gibi yemeğin üzerine değil, yemekten evvel yenmelidir. Yemek esnasında dolaşım sistemi mideye yoğunlaşır. Bu esnada beyin yeterince kanlanamadığından, yetersiz oksijen ve glukoz ile yetinmeye çalışır ve fonksiyonları yavaşlar. Yemekten sonraki ağırlaşmanın ve uyku halinin sebebi budur. Bu durum, ilerleyen yaşlarda beyin fonksiyonlarının hızlıca düşmesine ve bunamaya sebep olur. Yemekten 10 dakika önce yenen bir miktar karpuz, hızlıca sindirilip kana karışarak beynin oksijen ve glikoz oranının düşmesini engeller.
Hurmayla beraber yenilmesi

Hadis-i şerifte “Yemekten önce karpuz yemek, karnı yıkadıkça yıkar, hastalığı giderdikçe giderir.” (Ramuz-el Ehadis) buyrulur. İnsanda karın bölgesi mide ve bağırsakları kapsar. Karpuzun antioksidan yönünden zengin lifli yapısı, mide ve bağırsakları, dokuları ve kanı temizler. Hem bu kadar sulu hem de bu kadar temizleyici olduğundan, karpuzun faydasını en öz şekliyle ifade eden kelime “yıkamak”tır.

Karpuzu hurma ile birlikte yemek, Resulullah Efendimiz’in (s.a.v) sünnetidir. Hz. Aişe Validemiz’in (r.a) rivayetiyle Efendimiz (s.a.v), karpuz ile hurmayı birlikte yer ve “Bunun hararetini bunun serinliği ile, bunun soğukluğunu da bunun sıcaklığı ile kırarız, dengeleriz.”( Ebû Dâvud) buyururlardı. Hadis-i şerifte de lafzen geçtiği gibi, karpuzun serinliği ile hurmanın boğaz yakan tatlılığı birbirini dengeler. Tek denge bu değil. Karpuzun yüksek oranda içerdiği A ve C vitamini, hurmada diğer besin öğelerine nazaran çok az bulunuyor. Yine hurmada yüksek oranda bulunan demir ve B6 vitamini, karpuzda yok denecek kadar az. Bu iki meyvenin birbirlerinin eksiklerini tamamladıklarını söylersek hata etmiş olmayız. Tabi kabaktan aşılama karpuz değil de orijinal tohumundan dikilen karpuzu bulmak şart.

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.