Klişeleri Yıkıyoruz!

0

Yıkıyoruz dediysek, yok etmek manasına demedik; temizlemek, arındırmak, durulamak, parlatmak, şeklinde niyetlendik. Siz de bilirsiniz “Bir milletin ihyası, kötülerin imhasıyla değil, nesillerin eğitim ve terbiyesiyle mümkündür.” Bu da mı klişe! O yüzden yıkıcı değil yıkayıcı ve mütefail/yapıcı olacağız. Şimdi gelelim klişeleri yıkamaya:

Serçe ayak parmağınızı bir yere çarptıktan sonra bağırmanız, gerçeği değiştirmez; sadece acınızı hafifleten bir tepkidir. Bu sizin daha dikkatli olmanız için bir ikazdır.

Vefa sadece İstanbul’da bir semt ismi değil. Yardımlaşma hâlâ devam ediyor. Çünkü, ağaçlar bile kış mevsiminde kendilerinde eksik olan maddeleri mücavir/komşu ağaçlardan temin edebiliyor. Sosyal medyadan ahkam kesenler asosyal olanlar, teknoloji her şey demek değil.

Genetiği değiştirilen gıdalar insanı daha da geliştirmedi. Ama yine de bilinmeli ki yükseklere çıkıldıkça, vücudumuzun kilo kaybetme meyili artar. O yüzden mi gökdeleneler yapılıyor acaba! Çözüm olarak dağ başında yaşamaktansa yüksek rakımlı yerlerde yaşandığında kilo vermemiz çok daha kolay hale geliyor. Lakin bu, betonlar arasında yaşamak için bir bahane olmamalı.

Daha fazla yol yapmak, trafik problemini çözmez. Pek çok araştırmada, bir şehre yeni yollar yapıldığında trafik oranının da arttığı görülmüş. Çünkü yeni yol yapıldıkça araba alan kişilerin sayısı da artar. Otomobil firmaları daha zenginleşir. Ancak insanlar, trafik problemini yeni yol yapıldıkça daha az yaşayacaklarını düşünmeye devam ediyorlar.

Kocakarı ilacı deyip halk tıbbını tahkir etmeyiniz. Yaraya bal sürmenin gerçekten de faydalı olduğu ispatlanmıştır. Bozulma riski olmadığından ve besin maddeleri cihetinden zengin olduğundan, yara için gayet ideal ve iyileştirici özelliği mevcuttur. Bal küpüne düşen birisinin bedeni, asırlar sonra bulunmasına rağmen bozulmadığı görülmüş.

Böbrek nakli ameliyatlarından sonra mevcut böbrek veya böbrekler vücuttan çıkarılmaz. Çalışmayan böbrek/böbrekler vücuda zarar vermiyorsa, içeride bırakılır. Sebebi ise bir böbreği çıkarmak, takmak kadar zordur. Böbrek nakli yapılanlar, genelde üç böbrekli olarak hayata devam ederler.

İnsan gözü fotoğraf makinesi olsaydı 576 megapiksel olurmuş.  İnsan gözü analog bir yapı olduğu için piksel ölçümü tam olarak mümkün değil. Yani yapı olarak fotoğraf makinesine benzese de esasında farklı biyolojik unsurlardan müteşekkildir.

Çok zeki, çalışsa yapar. Çalışmanın zeka ile alakası yoktur. İşleyen demir ışıldar, derler. Senin sabanın altından da olsa işlemiyorsa ne fayda!

Benim kalbim temiz. Yarıp baktın mı içine! Dikkat et bir çocuk, kalbinin üstüne “Lütfen beni yıka!” yazabilir.

80 milyon bizi izliyor. Bu da bir şey mi, daha tesirlisini söyleyelim. Hazreti Allah her şeyi görüyor.

Duydun mu telefonlar kapalı iken dinlenebiliyormuş. Dahasını söyleyelim, Cenabı Hakk kalpte gizlenen niyetleri bile biliyor.

Kargalar iki yüz yıl yaşarmış, onlarla düşman olma. Sen kaç yıl yaşıyorsun onu söyle!

Hayvanları korumak için et yememeliyiz, deyip vejeteryanlığı kullananlar, yeşili korumak için de ot yemek mi yasaklansa! Sonuçta karbondioksit verip oksijen alıyoruz.

Algı operasyonları yapılıyormuş. Evet algı gerçektir, ama doğru bilgiye ulaşmak gerçeğin gerçeğidir; yani hakikattir.

Entelektüel olmak için çok dil bilmek gerekiyormuş. Bilinir ki entelektüelin asıl savaşı mefhum/kavramlarladır. Özellikle İslama ait kavramların sömürülmesi, içini boşaltma çalışmaları entelektüel emperyalizmdir. Çünkü, evvela zihinler esir edilmeye çalışılır.

Her işe şüphe ile yaklaşılmalı, bilim her şeyden şüphe etmeli imiş. İhtimaller, hamallıktır. Zira ikisi de aynı kökten gelir. Birisi, insanın zihni ve kalbini; diğeri, bedenini yorar.

Köyden ‘kent’e göç, şehirleri mahvetmiş. Şehirler de bir zamanlar köydü. Ekleyelim, güzide islam beldeleri de hep göçlerle inşa edilmişti. Acaba taşra modernleşme adına bozulduğu için mi bu hal şehirlere taştı. Taş ve ahşap karışımı güzel taşrayı ve köyleri kim ve neler mahvetti mesela?

Çok bina yapmak şehirleşmek değildir, betonlaşmaktır. Çok hastane yapmak sağlıklı insanların sayısını arttırmaz. Hastanelerin sayısını sağlıklı gıda azaltır.

Çevreyi kirletmeyelim, koruyalım deniliyor, ama kendi durduğu yere/merkeze bakılmıyor. Yani önce kendimizi temiz tutalım. Asırlık klişeye en iyi misal: Ne olacak bu gençliğin ve ülkenin hali… Sonrasında hiçbir şey olmamış gibi herkes evine çekilir.

Bilgi güçtür, diyorlar. Bilgiyi bir ezme/sömürme-ge aleti olarak görmek bu olsa gerek. Cahillerin güçlü olmasına ne demeli o zaman? İlim; amel ve ihlas ile yapılmadığı müddetçe bir fayda hasıl etmez.  Asıl güç, inanmaktır, imandır deyip ben kendim, klişenin ne olduğunu izah edeyim.

Efendim klişe, matbaa teknolojisinde baskıda kullanılmak amacıyla, üzerine kabartma resim, şekil, yazı çıkarılmış metal levhaydı. Aslen Fransızca cliche’den gelmişti. Dijital baskılar, klişenin sonunu getirdi. Ancak basmakalıp söz olarak mecazi bir manada hayata devam ettim. Sonrasında uzun zaman kullanılmış, artık tesirini yitirmiş ifadeler içinde geçti adım. Yeni ve doğru ifadeler yıktı, yıkadı beni.

Güzel Bir Tabir

Kalbin Temiz mi?

Eski kahramanlar gayet müthiş devlerle, yırtıcı hayvanlarla güreşerek ve kavga ederek şöhret kazanmışlardır. Herkesin kalbinin içinde vâsi’/geniş ormanlarda nice devler, nice yırtıcı hayvanlar vardır. Asıl kahraman, bunlara galebe ederek kalbini tasfiye edebilendir. (Şemseddin Sami – Emsal)

(Toplam 101 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.