Mandal

0

Sabri Bey anahtarıyla kapıyı açarken Müzeyyen Hanım, ağzında mandal, bahçede çamaşır asıyordu. İçeri girip ceketini asana kadar çocukların biri bilgisayar karşısından kalkmış, diğeri kaşla göz arasında ele geçirdiği annesinin telefonunu usulca yerine bırakmıştı. Sabri Bey ceketini astıktan sonra hiç yapmadığı bir şey yaptı ve salonun orta yerindeki eski kanepeye uzandı. Halbuki her zaman önce lavaboya girer ellerini güzelce yıkamadan değil salona uzanmak bir yere bile dokunmazdı. Elindeki son mandalı da beyaz çarşafın üzerinden ipe geçiren Müzeyyen Hanım bu işte bir iş olduğunu çoktan anlamıştı bile.

Önce Müzeyyen Hanım, ardından çocuklar geçtiler salona. Onlar sormadan Sabri Bey konuşmaya başladı. “Ev sahibi aradı az önce. Oğlu Almanya’dan kesin dönüş yapıyormuş!” “Bize yol gözüktü desene.” dedi Müzeyyen Hanım çocuklara bakarak. İçten içe seviniyordu aslında. Yatak odası rutubetlenen ve artık iki çocuklu bir aileye dar gelen bu evden hep taşınmak istemişti. Ne zaman konuyu açsa Sabri Bey aynı şekilde itiraz ediyordu. “Taşınmak kolay mı, çıktığın eve verdiğin kiranın neredeyse iki katı kira istiyorlar biliyor musun sen, hem nesi var mis gibi ev biraz rutubeti olsa da ara katta ve iyi ısınıyor.” Bu sefer bu cümlelerin hiçbiri çıkmadı ağzından. “Arka sokakta yeni bir bina var.” dedi kısık bir sesle. “Sahibi baba dostu sayılır. Yeni evine kiracı alacakmış diye duydum. Gidip konuştum mecburen. Tamam dedi adamcağız. Çıktığımız fiyatın biraz fazlasına oturacağız.” Müzeyyen Hanım’ın yüzü gülüyordu. Ev işlerinden yorulan bedeni birden canlanmıştı. Mutfağa doğru giderken içinde taze bir kelebeğin kanatlarını hissetti.

Ertesi gün Sabri Bey eşine sen ufaktan toplanmaya başla, ben gidip marketlerden boş kutu bakayım diyerek çıktı. Hayatında ikinci defa taşınacaktı. En son taşındığının üzerinden neredeyse on beş sene geçmişti. Bir, iki üç… Hangi markete gitse, boş kutu sorsa, eşya taşıyacağız lazımdır dese, maalesef cevabını aldı. Biraz dolaştıktan sonra marketlerin fazla kutuları geri dönüşüme sattıklarını öğrendi. Sabri Bey’in halinden anlayan bir marketçi ise iki sokak arkadaki kutu satan dükkânı tarif ediverdi. Ne yani dedi Sabri Bey kendi kendine. Taşınmam için lazım olan karton kutuya para mı vereceğim ben. Vazgeçti kutu aramaktan.

Akşam yemeğinin konusu elbette ki taşınmaydı. Müzeyyen Hanım bütün planları yapmıştı. Eşyalar sırayla toplanacak, her birini karton kutulara özenle yerleştirilecek ve bantlanacaktı. Hatta komşu Naciye ile eltisi Nursel de yardıma geleceklerdi. Daha başka planları vardı ama onları henüz açıklamak istemedi. Kendine yardımcı bile ayarlamıştı da Sabri Bey bir kutu bulamamıştı. O sırada kızları Ayşe söze karıştı. İnternette taşıma şirketlerinden bol miktarda vardı. Hem koliliyor hem taşıyor hem de yeni evi yerleştiriyorlardı. Ona göre beş yüz liraya hiçbir şeye dokunmadan taşınabilirlerdi. Taşınmaya para vereceği hiç aklına gelmezdi Sabri Bey’in. Bütün gün kutu aramış, ayaklarına kara sular inmişti. Ne marketler eski marketti ne de taşınmalar eski taşınma. Bir gün de o kadar eşyanın altına girip taşıyamazdı. Kızının bulduğu numaralardan birini aramak daha kolay geldi. Numarayı tuşladı, yeşil düğmeye dokundu. “Girişten, üçüncü kata, asansör var, yalnızca özel eşyalarımız, öyle mi, peki, ne kadar, tamam, yarın sabah, anlaştık, görüşürüz, sabah yedide, ona göre, tamamdır, geç kalmayın.” Telefonu kapatınca herkes kendi özel eşyasını valize koysun dedi. Yarın sabah geliyorlar.

Çocuklar eşyalarını toplayıp bu evdeki son gecelerine yattılar. Müzeyyen Hanım ise kendi valizini hazırlarken “Gideceğimiz ev yeni ya” dedi Sabri Bey’e. “Yeni eve eski eşya olmayacak; diyorum ki, bizim salon takımı yirmi senelik, artık modası geçti, değiştirsek mi?” Sabri Bey o da nereden çıktı şimdi der gibi baktı eşine. Sonra bir bakış da salondaki koltuklara attı. “Başımıza icat çıkarma Müzeyyen Hanım.” dedi. “Zaten kira artıyor, taşınmak bile parayla baksana. Bir de koltuk takımı alırsak…”

Sabah erkenden valizleri yeni eve bırakıp mobilya bakmaya gittiler. Birkaç mağaza dolaştıktan sonra birinde karar kılındı. Rengiydi, modeliydi derken aldılar koltuk takımını. Taksit yaptırırken Müzeyyen Hanım karşı dükkânı işaret etti eşine. Koca dükkânın camına büyük harflerle beyaz eşyada kampanya yazısını yapıştırmışlardı. Müzeyyen Hanım çamaşır makinesinin bazen su kaçırdığını, geçen çağırdıkları tamircinin yaptıklarının da fayda etmediğini anlattı. “Ne de olsa kampanya var. Sadece bakabiliriz. İlla alalım demiyorum.” dedi. Fısıltıyla. Sabri Bey’e.

Mobilyacıdan çıkıp beyaz eşya dükkânına girdiler. O mu bu mu derken bir de çamaşır makinesi alınmıştı aynı gün. Tam çıkarken, tezgâhtar çamaşır makinesi alanlara kurutma makinemiz yüzde bilmem kaç indirimli demeseydi Sabri Bey sadece mobilya ve çamaşır makinesiyle kurtulacaktı ama mümkün olmadı. Kızlar ve Müzeyyen Hanım kurutma makinesinin gerekliliği üzerine kısa bir açık oturum düzenlediler oracıkta. Herkeslerde vardı. Çamaşır asmak derdine sondu. Hem büyük kolaylıktı. Konuşmacılar kendileriydiler, dinleyici Sabri Bey. Böylece sadece bakmak için girdikleri kampanyalı dükkândan iki ayrı taksit senetleriyle çıkmışlardı. Aldıkları eşyalar birazdan araçlara sarılacak akşam olmadan evlerine teslim edilecekti. Sabri Bey elini vermiş, kolunu kaptırmıştı.

Akşama doğru önce taşınan eşyalar, sonra yeni aldıkları eşyalar geldi yeni kiraladıkları evlerine. Herkes bir işin ucundan tuttu. Güzelce yerleştirdiler. Yeni çamaşır ve kurutma makineleri banyoya çok yakışmıştı, yeni koltuklar ise salona. Sabri Bey, perde ve tülleri takarken Müzeyyen Hanım, yeni koltuk takımının ortasında eski halıların pek de hoş durmadığını fark etti. Salonu bir de yeni halılarla hayal etti. Hayalin tam da burasında perde ve tülleri de yenilemek gerektiğini anladı ama ses çıkarmadı. Şimdilik. Yeni evlerindeki ilk akşam yemeğini afiyetle yediler. Allahtan yemek masasının modası henüz geçmemişti.

Yemekten sonra Müzeyyen Hanım ile Sabri Bey on beş yıllarını verdikleri evlerini kontrol etmek ve anahtarı teslim etmek üzere çıktılar. Müzeyyen Hanım evi son kez baştan sona süpürdü. Bahçede taşımacılar tarafından unutulan birkaç parça eşyayı topladı. Kızların eski bisikleti, bir oklava ve içi tahta mandallarla dolu mandal sepeti… Sabri Bey kapıyı kilitleyip anahtarı üst katlarında oturan eski ev sahibine bıraktı, bisikleti alıp çıktı. Müzeyyen Hanım elinde oklava ile peşindeydi. Mandal sepetini kapının koluna asılı bırakmıştı.

(Toplam 177 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.