Medya Çocukları Nasıl Görüyor?

0

Çocuk doğası gereği, çizgi filmlerdeki karakterleri ve kahramanları kendisiyle özdeşleştiriyor. Çünkü çocuk için kahramanlar bir güç unsuru. Hayatta kendisini ispat etmek isteyen bir çocuk, kahramanların da benzer süreçlerden ve sıkıntılardan geçmesini düşünüyor.

Geleceğimizin teminatı çocuklar ile alakalı medya üzerinden bir etkinliğin yapılması dikkat çekiyor. Çünkü her yanımız 360 derece medya ile çevrilmiş durumda. TRT 5. Uluslararası Çocuk Medyası Konferansı 6-7 Aralık tarihlerinde Beşiktaş’ta gerçekleştirilen organizasyona ciddi katılımın olması mevzunun önemini gösteriyor. Bununla birlikte katılımcıların yetişkin olması konferansın pek ismiyle müsemma olmadığını düşündürebilir. Bütün anlatılanlar çocuk medyasının büyük bir yatırım alanı olarak görüldüğü ve geleceği çocuklar üzerinden inşa etmek isteyenlerin çocuklara neler sunduğu idi.

Konferans, katılımcılardan panelistlere, sosyologlardan akademisyenlere hatta Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın temsilcileri de dâhil olmak üzere geniş bir kitleye ve zengin muhteviyata sahipti.

Konferansta öne çıkan başlıklara göz atacak olursak; “Çocuğun Algısına Dokunmak”, “Türkiye’de Çocuk Televizyonculuğu: İmkânlar ve Sorunlar”, “Çocuk Medyasında Güvenlik mi Özgürlük mü?”, “Çocuk Edebiyatı Kavramı” gibi muhtelif konuların dikkat çektiğini söyleyebiliriz.

Çocuğun dünyası

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın temsilcisi Dr. Selahattin Güven, Türkiye’de çocuk televizyonculuğu ile ilgili yaptığı değerlendirmesinde; çocukların televizyonda izledikleri çizgi filmleri tek başlarına anlamlandırmalarının yanlış olduğunu, mümkün mertebe anne veya babanın çocuğu aydınlatması ve çocuğun pozitif düşüncesinin desteklenmesini vurguluyor.

Güven’in değerlendirmesini ele alarak ister istemez şöyle bir yorum geliyor aklımıza; çizgi film izleniyor. Çocuk dakikalarca hatta saatlerce tv izliyor. Fakat burada dikkat edilmesi gereken nokta, çizgi filmde verilmek istenen mesaj çocuğun zihninde nasıl algılanıyor? Çocuk kendi iç dünyasında ve dinamiklerinde verilmek istenen mesajı nasıl anlamlandırıyor? İşte ucu kapalı ve önü karanlık bu gibi sorulardan kurtulmak için ebeveynlerin, çocuklarını aydınlatarak düşüncelerini desteklemeleri gerekir.

Yaptırımlar

Bir başka dikkat çekici konu ise bu tür programların zararlı içerik hususundaki yaptırımlarıydı. 8-1-ğ maddesine göre; ‘Çocuk yayınları ve çizgi filmler çocuklara, güçsüzlere ve engellilere karşı istismar içeremez ve şiddeti teşvik edemez.’ Bu madde doğrultusunda bugüne kadar 5 defa cezai işlem uygulanmış. Bir sonraki maddeye göre: ‘00.00-05.00 saatleri dışında radyo ve televizyon hizmetlerinde çocuk ve gençlerin fiziksel, zihinsel ve ahlaki gelişimlerini engelleyecek programlar yapılamaz. Yapılsa da koruyucu içermelidir. Bu madde doğrultusunda ise bugüne kadar 94 defa cezai işlem uygulanmış. Cezalar yerine en iyi ödül, çocuğu televizyon ile başbaşa bırakmamak olsa gerek. Çocuk,  gördükten sonra verilen ceza ne kadar doğru?

Çocuk televizyonculuğu ve dil

Genel anlamda çocuk televizyonculuğu Türkiye’de çok yeni. 2005’ten sonra ciddi bir artışın olduğunu söyleyebiliriz. Hatta bazı kanalların reklamsız, 0-3 yaşa hitap eden ve “bebek kanalı” olarak isimlendirilen kanallar olduğunu belirtmekte fayda var. Bu genel bilgilere konferansta da temas edildi. Ancak, burada dikkat çeken nokta 2011 yılında çıkan yönetmelik ile çizgi filmlerde kullanılan Türkçe dil oranının en az %25 olarak tayin edilmiş olmasıydı. Bu uygulama her ne kadar Türkçenin kullanılmasının yaygınlaştırılması ve daha geniş bir zemine yayılması yönünden hoş olsa da uygulamada pek öyle olmadığını görmemiz ve anlamamız fazla uzun sürmüyor. Çünkü hemen akabinde sunulan oranları görüyoruz:

  • TRT Çocuk %78,
  • Cartoon Network %15,
  • Disney %9,9,
  • Minika Çocuk %23

Sonuç olarak çocukların kendini ifade edemeyişinin kaynağına işaret, bu verilerdir diyebiliriz.

Yanlışın reklamı

Konunun reklamlara kaydığının farkına varıyoruz. Biraz dinleyince ve televizyonlardaki bilhassa çocuk kanallarındaki reklamları gözümde canlandırınca aklıma bir soru geliyor, en nihayetinde fırsatı yakalayıp soruyorum:

“Kamu spotları çocukları olumsuz etkilemez mi? Tütün ve onun mamullerini bilmeyen, tanımayan bir çocuk bunun sebep olduğu hastalıkları görüyor. Çocuk kanalında bu tür reklamların (kamu spotlarının) olması ne derece doğru?”

Aldığım cevap ise bu yayınların zorunlu yayınlar olduğu ve hiçbir surette müdahale edilemediği idi. Bir taraftan işin içinde olan yayıncılarla hemfikir olmak sevindirici. Fakat diğer taraftan ise… Yorum sizin?

Çocuğun doğası ve algısı

Bir başka oturumda ise çocuğun doğası gereği, çizgi filmlerdeki karakterleri ve kahramanları kendisiyle özdeşleştirdiğinden söz edildi. Çünkü çocuk için kahramanlar bir güç unsuru. Hayatta kendisini ispat etmek isteyen bir çocuk, kahramanların da benzer süreçlerden ve sıkıntılardan geçmesini düşünüyor.

Çocukların nazarında, kahramanların ne gibi mücadelelerden nasıl kurtulduklarını bilmek ve anlamak nispeten daha kolay olsa da; algılarını ve hislerini anlamak o kadar kolay gözükmüyor. Mesela; çocuğa yaramazlık yaparsan senin kulağını çekerim! Denildiğinde, çocuk bundan hemen etkilenir ve elini kulağına götürür, üzülür. Hatta belki ağlayabilir de. Sonra birisi gelip sorsa: “Annen kulağını çekti mi?” diye. İstisnasız “evet” diyecektir çocuk. Peki, çocuk burada yalan mı söylüyor? Elbette hayır. Sadece o acıyı gerçekten hissediyor ve yaşıyor. Ya çocuk, çizgi film ve tv karşısında izledikleriyle bu tür şiddetlere maruz kalıyorsa, acının bin bir türlü halini yaşıyor olabilir.

Hayatın kusursuz ve ideal olmadığı böyle bir zamanda ailelere büyük iş düşüyor.  Çocukları en yeni teknolojik aletlerle donatmaktan ziyade en güzel hisleri aile ortamında beraberce yaşatmak olmalıdır.

 

 

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.