Okuyamamanın Acısını Fotoğraf ile Çıkarmak

1

Hiç kimse size kütüphaneye gittiğini ispat et, ne okudun, demez. Ancak, ‘Kütüphanede ne yaptın?’ diye bir soru sorar. Akabinde cep telefonu çıkartılır, kütüphanede çekilen fotoğraf gösterilir. Senin yaptığın “Kütüphanede fotoğraf çektirdin mi?” sualine cevaptır. Tabi biraz da vicdanı rahatlatmak için yapılan bir hareket…

Kütüphaneye girip de hiçbir kitaba bakmamanın, karıştırmamanın ve okumamanın verdiği vicdan azabı rahatsız eder! Bir şey yapmak için çare aranır. Okumamanın açtığı yara, kitapla fotoğraf çektirilerek kapatılmak istenir. En azından kitabın, okuyanın yanındayım, demenin görüntüsü, teselli kaynağı olur.

Öğrenci gezilerinde kütüphane genellikle en kısa ziyaret edilen yerler arasındadır. Öğretmenler kütüphane gezilerini nasıl tesirli hale getiririz, diye kara kara düşünüyordur. Zaten çoğu öğretmenin bakışında, dışarıda okumuyorsunuz bari kütüphanede okuyun, ifadesini görmek mümkün. Öğrenciler ise elinde kitap, ardında kitap, önünde kitap, bir daha böyle bir mekân bulamamam endişesi ile özçekim üstüne özçekim, cıkırt cıkırt çekiyor. Her cıkırt, zihninde belki de bak bu kitapları okudum, vehmine kapılmasına sebep oluyordur.

20 kişilik bir öğrenci grubundan en fazla 3-5 kişi rafların arasına dalıyor. Kitaplara dokunup içlerine bakıyor. Kendinden önce ne yazılmış olduğunu merak ediyor. En çok da eski kitapların kokusunu arıyorlar. Bulunca da “Aaa, bu şu yıllarda yazılmış, vay be” deyip, okuması gereken daha çok kitap olduğunu bir kez daha müşahede ediyor. Zihninin bir köşesinde ise arkadaşların hepsi çıktı, acaba burada tek ben mi kaldım telaşı var. İşin en acayip tarafı ise kitaplara daldığı için hiçbir fotoğrafta yer alamamıştır. Arkadaşları sosyal medyada çılgınca paylaşırken, o hiç kütüphaneye gitmemiş hissine kapılır. Zaten okulda herkes fotoğrafa bakacaktır, okuduğunu kitaplara dokunduğunu hatta almak istediği bir kitap olduğunu kime anlatabilir ki? İçinden, kitaplara fazla daldım, fotoğrafta arkadaşlarımla yer alamadım diye hayıflanır.

Kütüphane gezisinde böyle bir psikolojiye girmek, okuma üzerine aksi bir tesir bırakabilir. Sonunda bir daha kütüphaneye gidince mutlaka fotoğraf çektirmem lazım, fikri hasıl olur. Okuma hissi fotoğraf çektirme fikrine tahvil edilir. Bu duruma güzel bir teşbih yapalım: envai meyve ile donatılmış, bir kuş sütü eksik mükellef bir sofra kurulmuş, siz de davet edilmişsiniz. İlk bakıldığında sofradan yemek yemeniz en tabi harekettir. Burada ağzınız çalışır. Ancak yemeyi bırakıp fotoğraf çekmeye başlarsınız, açlığınız daha da artacaktır. Gözünüz doysa bile karnınız açtır. İşte kütüphanede de böyle bir kitap ziyafeti varken, sadece fotoğraf çektirmek ile gözler tok; ancak zihin okuma açlığı ile kıvranmaya devam edecektir.

Genç okurlar, kendini ispat etme çağında olduklarından fotoğraf çektirmeye en meyilli sınıftadırlar. Beğeni ve yorum sayısı onun için her şeydir. Kitabı okumaktansa, göstermek kendince o an bir çözüm gibi görünür. Okuma açlığını binlerce kitap bulunan kütüphane fotoğrafı ile tatmin ettiğini zanneder. Burada devreye öğretmen ya da gezi rehberinin girmesi gerekiyor. Kimseye, özellikle de yaşı büyüklere ‘Fotoğraf çektirmeyin’ diyemez.

Cepte olması gerekirken elden düşmeyen telefonlara dalanlar ise bedenleri kütüphaneye giriyorlar; ancak kütüphaneyi zihnen görmüyorlar. Kütüphane ve okuma güvenliği için, yapılan işten fayda hasıl olabilmesi için; telefonlar istirahat etmesi için kütüphane girişinde bir kutuya konulabilir.

Kütüphaneler için bir kıstas getirilebilir. Burada sadece kitapların fotoğrafı çekilir, levhası asılabilir. Kütüphaneden çıkarken grup ile beraber bir fotoğraf çektirilerek herkes fotoğrafta yer almış olur. Böylece, bu toplu fotoğraf sayesinde kütüphaneye gittiğini de ispat etmiş olur!

(Toplam 564 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

1 Yorum

  1. Metin Subaşı -

    Allah razı olsun kardeşim. Çok manidar tesbit yapılmış.

Fikrinizi Belirtin.