Pedagoji ve İdeoloji Kıskacında Karma Eğitim

0

İnsan yaratılışı gereği bilmek ister, bildiğini sever ve bilmediğinden korkar. Eğitim; düşünme, ufku genişletme, nesilden nesle kazanılan tecrübeleri aktarma ve bilinmeyeni keşfetme yolundaki temel taşlardan biri, yani bilmenin en temel yoludur. Eğitilmediği sürece insan bildikleriyle sınırlıdır. Kişinin iç dünyasını keşfetmesi ve değerlerini bu amaç doğrultusunda oluşturması sağlam bir temele dayalı eğitim hayatından geçer.

“Okullarda karma eğitim yapılması esastır”

Karma eğitim; erkek ve kız öğrencilerin aynı okulda ve aynı sınıfta birlikte eğitim ve öğretim görmesi şeklinde icra edilir. Avrupa’da Protestanlarca başlatılan bu uygulama, halen yürürlükte olan 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ikinci bölümünde belirtilen Milli Eğitimin Temel İlkelerinin on ikincisinde “Okullarda kız ve erkek karma eğitim yapılması esastır. Ancak eğitim türüne, imkân ve zorunluluklara göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir.” ifadesi yer almaktadır.

Türk Eğitim Sistemine olağanüstü bir dönemde dâhil edilen karma eğitim uygula­ması, bilimsel ve pedagojik bir ilke veya gereklilik olmaktan ziyade, ideolojik bir dayatma ve politik bir tercih gibi görülmektedir. Karma eğitim uygulamasının, çocukların akademik ve sosyal gelişimine yarar sağladığına dair net bir kanıt yok­tur. Aksine, özellikle cinsel içerikli olumsuz öğrenci davranışları ile bu uygulama arasında bağlantı olduğundan kuşkulanılmaktadır.

Türkiye’de karma eğitimin

Ülkemizde karma eğitimin tarihine bakacak olursak, 1927 yılında Orta Öğretim Dairesi, karma eğitimi öngören bir tasarı hazırlamış ve Talim ve Terbiye Dairesi’nin karşı çıkmasına rağmen Maarif Vekili Mustafa Necati tarafından uygulamasına başlanmıştır. Türkiye’de bu uygulama bazı istisnaları var olsa da 1999-2000 yılından itibaren bütün eğitim kurumlarına karma eğitim uygulama zorunluluğu getirilmiştir.

Türk eğitim sistemi tarihinde karma eğitim uygulamasının örneklerine çok az rastlanılmaktadır. Misal olarak, Osmanlılarda karma eğitim uygulaması Tanzimat’a kadar sıbyan mekteplerinde görülmektedir. Zorunlu olmayan bu okullara bir mahallede 5-6 yaşlarındaki kız erkek her çocuk gider, 3-4 yıl kadar eğitim görürdü. Cumhuriyet öncesinde ise sadece bazı azınlık ve yabancı okullarda karma eğitim uygulanmıştır. Cumhuriyetin ilanından sonra, 1924 yılında ilkokullarda ve 1927 yılında ortaöğretimde uygulanmaya başlanmıştır. 1934-1935 eğitim öğretim yılında ise tek lisesi bulunan merkezlerde uygulanmaya başlandı.

Karma eğitimin eksileri

Avrupa Komisyonu’nun 2009’da hazırladığı ‘Eğitim çıktılarında cinsiyet farkları: ‘Avrupa’da Alınan Tedbirler ve Mevcut Durum’ araştırmasına göre, karma cinsiyetten oluşan sınıflarda öğretmenler öğrencilerine eşit davrandıklarını düşünseler de erkek öğrencileri daha fazla eleştirmektedirler. Rapor, 400’den fazla tek cinsiyetli eğitim veren okulu bulunan İngiltere’de dikkate alınmış ve tartışma konusu olmuştur.

Karma eğitimde kızlar erkeklerin bulunduğu sınıflarda çekingenleşmekte, söz almak ve sınıfta faal olmak istememekte, alay edilme korkusuyla içe kapanmaktadır. Kısacası kızların kişilikleri baskılanmaktadır. Karma eğitimden erkekler de zararlı çıkar. Ergenlik döneminde şu anda bilemediğimiz bir sinyal, hücreleri tetikleyerek cinsiyet hormonlarının salgılanmasını 10-20 kat arttırmaktadır. Salgı bezlerince salgılanan cinsiyet hormonları ise kan dolaşımıyla beyni, vücudu ve davranışları etkilemektedir.

Kız okullarında kızların birbirleriyle arkadaşlıkları daha derin olmakta, birlikte tecrübeler kazanmakta, kendilerini geliştirmekte, adeta birlikte büyümektedirler. Kısacası birbirlerine rakip değil bir dostluk ilişkisi söz konusudur. Karma okulun kızları arasında böyle bir dayanışma görmek mümkün değildir. Aksine düşmanlığa varabilen gruplaşmalar ve erkek hegemonyası mevcuttur.

Karma eğitim, sosyal hayatta kadın-erkek eşitliğini sağlamak adına, 68 kuşağının oluşturduğu bir projeydi. 90’lı yıllara gelindiğinde karma eğitimin uygulandığı ülkelerde kadınların erkekler kadar toplumda yükselemediği, aynı işi yapan kadınların erkeklere göre daha az para kazandığı, eşitliğin sağlanmadığı ortaya çıkınca tek tip eğitim tekrar gündeme geldi. Yapılan araştırmalar gösterdi ki karma eğitim, kadın-erkek eşitliği sağlamak yerine kadınların erkeklerin hegemonyası altında yaşamayı öğretmektedir.

“Der Spiegel” dergisi araştırmaların sonucu özetleyen şu manşeti atmıştır: “Yüzyılın en büyük pedagojik yanlışı karma eğitim karaya oturdu.” Amerikalı bilim kadını Prof. Dr. Sigrid Metz-Göckel, karma eğitimin kadınları hayata iyi hazırlamadığını ve hayatta başarılı hale getirmediğini tespit etmiş ve “Kız üniversitelerinden mezun olan kadınlar, yeni araştırmalara göre, iş hayatında ve bilimsel çalışmalarda çok başarılı.” açıklamasını yapmıştır. Bayern Eğitim Bakanlığı dergisi Schule-Aktuel şunları yazmıştır: “Pedagojik bir ham ölü. Karma okul kızları aptallaştırıyor.” Eğitimci Ali Erkan Kavaklı, karma eğitimin hem erkek hem de kız öğrencilere zarar verdiğini söylemiştir. Almanya, Amerika ve Kanada’nın karma eğitimden çoktan vazgeçtiğini belirtmektedir.

Cinsiyet, öğrenmede tesirli olabilir mi?

1980’lere kadar yaygın kanaat, kişilik özelliklerinde cinsiyete bağlı farklılıkların sosyal olarak oluştuğuydu. Yani toplumun çocukları yetiştirme şekli her iki cinsiyet arasındaki kişilik farklılıklarının sebebi olarak kabul edilmekteydi. O zamandan beri pek çok psikolog, “çocukları farklı şekilde yetiştirirsek cinsiyet farkları yok olacaktır”  diye düşünmekte idi. Ancak son otuz yılda farklı kültürler arası yapılan çalışmalar bu görüşe beklenildiğinden daha az destek vermiştir. Ulusal Sağlık Enstitüsü’nün (NIH) raporunda, araştırma sürecinde incelenen kültürlerde her iki cinsiyet arasındaki farklılıkların kişisel özelliklere yansımalarının çok güçlü olduğu belirtilmiştir.

Kız ve erkek öğrenciler arasındaki öğrenme farklılıkları karma eğitim-tek cinsiyetli eğitim konusunu gündeme getirmiştir. Karma eğitimi eğitim-öğretim sürecinde sorun haline getiren temel faktörlerden biri bu uygulamanın bireylerin kişilik ve cinsel kimlik kazanımları üzerindeki etkileridir.

Erkek ve kız öğrencilerin farklılıkları ve üstünlükleri

Okuma materyallerinin seçimi de erkek ve kadın beyin farklılıkları ile ilişkilendirilmektedir. Çoğu erkekler aksiyon hikâyelerini tercih etmektedir. Çünkü hayatı bir savaş olarak görürler ve savaş hikâyeleri, kendi doğalarının bu tarafına hitap eder. Çoğu kız ise, karakterin isteklerine ve hareketlerine doğru derine inen romanları tercih etmektedir. Erkek öğrenciler sembolik metinler, resimler, diyagramlar ve grafikler tercih ederlerken, kız öğrenciler yazılı metinleri de tercih ederler.

Erkekler tümden gelimli akıl yürütmeyi kullanma eğilimindedirler. Tümden gelimi kızlardan daha hızlı kullanan erkek öğrenciler çoktan seçmeli testlerde, kızlardan daha başarılı olurlar. Erkekler, bir nesneyi görebilme veya dokunabilmede değil, onu hesaplayabilmede daha iyidirler. Örneğin, Matematik dersi tahtada öğretildiğinde, genel olarak erkekler kızlara göre daha iyi ve hızlıdırlar. Matematik, el hareketleri ve nesneler kullanılarak öğretildiğinde ise kızlar daha kolay öğrenirler. Kızlar, ortalamada erkeklerden daha fazla kelime kullanırlar. Kızlar, gündelik, kullanılabilir bir dil ile olguları anlatırlar, kesin detaylar ile tamamlarlar. Erkekler spor, hukuk ve askerlik terminolojisi içinde de görüleceği üzere, daha şifreli bir dili tercih etme eğilimindedirler.

Erkekler, daha fazla mantık ve daha az sözle çok şey anlatabilirler. Kadın ve erkeklerin davranışsal olarak birbirlerinden farklı oluşlarının onlara bebekliklerinden itibaren farklı davranılmasından mı, yoksa aralarındaki biyolojik farklılıklardan mı kaynaklandığı yıllardır tartışılan bir konudur. Son yıllarda yapılan nörobilimsel çalışmalar bu farkın iki cins arasındaki beyin farklılıklarından kaynaklandığı düşüncesini desteklemektedir.

Yaşları iki aylıktan 16 yaşa kadar değişen 224’ ü kız 284’ü erkek 508 normal çocuğun beyin aktivitelerinin incelendiği çalışmada beynin olgunlaşmasında çarpıcı ve istikrarlı farklılıkların olduğu, aynı zamanda erkek ve kız beyinlerinin farklı bir şekilde geliştiği görülmüştür. Bu araştırmada, kızlarda dil öğrenme ve küçük kas becerilerinin erkeklere göre 6 yıl daha önce geliştiği, erkeklerin beyninin ise hedef belirleme ve boyutsal hafıza açısından kızlara göre 4 yıl daha önce geliştiği görülmüştür. Ayrıca, kız ve erkeklerde beyin gelişimlerinin  lisan öğrenimi, boyutsal hafıza, motor koordinasyonu ve insanlarla anlaşma açısından farklı sıra, zaman ve hızda geliştiği görülmüştür.

Algı farkını ortaya çıkaran durumlar

İnsanlar konuşurken kelimeler, ses tonu, yüz ifadesi ve beden dili ile duygularını ifade etmektedir. Buna emosyonel prosodi denir. Aynı cümleyi söyleyen iki kişi farklı algılanabilir. Erkekler söylenen şeyin anlamını prosodiden bağımsız olarak kavrarlar, kadınlar ise konuşma sırasında kelimeler ve cümlelerden çok sözel olmayan işaretlerin farkına varırlar.

Kız çocukları yüze dikkat etmeye, göz teması kurmaya erkek çocuklardan daha önce başlarlar. Kız bebekler yüz resimlerine, erkek bebekler ise cansız nesnelerin resimlerine daha çok bakarlar. Erkek çocuklar koşar, atlar, güreşir, uçak taklidi yapar. Kızlar dokunur, konuşur, öper, sarılır. Erkek çocuklar oyuncakların nasıl çalıştığıyla ilgilenir, yarışmacıdır. Kızlar ise ilişki kurmaya meraklıdır. Erkek çocuklar bir araya gelince bir hiyerarşik düzen kurma eğilimindedir, yani birisi lider olur, diğerleri güçlerine göre sıralanır. Kızlarda bu davranış belirgin değildir.

Görüldüğü gibi hem yapısal, hem işlevsel, hem de biyokimyasal yönden kız ve erkek beyinleri arasında çok önemli farklılıklar vardır. Bazı alanlarda erkekler, bazıların da ise kızlar daha hızlı gelişmektedir. Bu farklılıklar kız ve erkeklerin öğrenme durumunda çeşitli farklılıklara sebep oluyor mu sorusuna bugün evet cevabı verilebilir.

Tek tip eğitimin dünyadaki emsalleri

Avustralya New South Wales (Yeni Güney Galler) eyaletinde ayrı eğitime tabi tutulan kız ve erkek çocukları bu durumdan memnundur. Yetkililer, onların iyiliği adına aldıkları kararda karma okullardan daha iyi bir başarı oranı saptadıklarını belirtmektedir. Sydney’de liselerin %12 si tek tip cinsiyet kabul etmektedir. Avustralya’da yaygınlaşan tek tip eğitimin amacı ise öğrencilerin daha yüksek ders notları almalarını sağlamaktır.

Avustralya’da ayrık eğitim veren liselerden birisi olan Epping Erkek Lisesi Müdürü Peter Gerrard : “Kızlar genelde erkeklerden daha erken olgunlaşıyor. Hem duygusal hem de akademik olarak. Bir düşünün kız ve erkek öğrenciler arasında hep bir rekabet bulunuyor ve erkekler kendilerini yetersiz hissediyorlar. Bu açıdan tek tip okul erkekler için daha güven verici, kendilerini geliştirebiliyor.”

İngiltere’deki tek tip eğitim sistemiyle hareket eden Eton kolejini Prof. Dr. Ekrem Buğra Ekinci şu sözlerle anlatmaktadır; “Eton Koleji, Berkshire’ın Eton kasabasındaki tarihî binalarda tedrisat yapan yatılı bir erkek mektebidir ve buraya dişi sinek bile giremez. Zaten İngiltere’de kız veya erkek mektepleri yaygındır; karışık mektepler azdır.” Etonlular ancak hafta sonları ve bayramlarda evlerine gidebilir. Mektep idaresi, bu sıkı disiplin içinde bile çocuklara bir yetişkin muamelesi yapar. Onları bir kalıba sokmaya çalışmaz, hepsinin karakterine hürmet gösterir.

Tek tip eğitimin başarılı misalleri

Aralarındaki farklarını özetlediğimiz iki cinsiyetin bir arada eğitim görmesiyle birçok mahzurun ortaya çıkacağı tabiidir. Çünkü kadın ve erkeğin ilgi alanları, yetenekleri az çok farklılık göstermektedir. Alman Der Spiegel’in kaydettiği gibi: “Normal şartlarda kadınlar ve erkekler farklı beyin yapıları ile dünyaya gelirler. Erkek beyni dünyayı sistematik olarak algılama yeteneğiyle dünyaya geliyor; buna karşılık kadın beyni ise duyarlı ve empatik yapılı olarak donatılıyor.”

İngiliz The Times’da yayınlanan habere göre, kız ve erkek okullarının başarı oranı, karma eğitim yapan okullara göre daha yüksek. Karşılaştırma, İngiltere’de liseyi tamamlama sınavı olan A level ve GCSE sonuçlarına bakarak yapılmış. Sınavda St. Paul’s Girls School’un birinci, Perse School for Girls’ün ikinci olması, özel kız okullarının fark attığının da kanıtıdır. Genel olarak kızların başarısı göze çarpmaktadır. İlk 50’ye giren liseden, 27’si kız, 14’ü erkek okuludur. Sadece yedi tanesi karma eğitim vermektedir.

Avustralya’dan ABD’ye, karma okullarla ilgili pek çok araştırma yapılmıştır. ABD’de 2008 yılında Stetson Üniversitesi’nin yürüttüğü dört yıllık pilot araştırmanın sonuçları çarpıcı: Karma okulda okuyan erkeklerin yüzde 55’i sınavı başarıyla verdi. Buna karşılık sadece erkeklerin okuduğu okulda, aynı sınavdaki başarı oranı yüzde 85’ti. Üstelik demografik yapı, sınıftaki öğrenci sayısı ve müfredat bakımından iki okul tamamen birbirinin aynısıydı!”

Karmadan, tek tip eğitime

2002 yılında Ulusal Eğitim Araştırmaları Kurumu, okul büyüklüğü ve okul tipinin akademik performansa etkisini araştırmakla görevlendirilmiş ve İngiltere’de 2954 liseyi incelemiştir. İngiltere’de pek çok tek cinsiyetli okul bulunmaktadır. Kurumun yayınladığı rapora göre öğrencilerin akademik kabiliyetleri ve diğer arka plan faktörleri göz önüne alındığında bile, hem kızların hem de erkeklerin tek cinsiyetli okullarda kayda değer bir şekilde daha başarılı oldukları gözlemlenmiştir. Bu yaş grubunda (9,10,11,12. Sınıflar) kız öğrencilerde başarı daha fazla ve daha istikrarlı çıkmıştır. Bilhassa kızlarda bütün akademik kabiliyet seviyelerinde tek cinsiyetli okullar karma okullara göre daha iyi performans sergilemiştir. Erkekler için ise alt seviye akademik başarı grubunda olanlarda daha fazla netice alındığı görülmüştür. Daha yüksek başarı grubunda olan erkeklerde kayda değer bir değişiklik görülmemiştir.

Dünya’da karma eğitim sistemi yerine tek cinsiyetli eğitim sistemini uygulayan birçok Avrupa ülkesinde kız ve erkeklerin başarısının arttığı araştırmalar sonucu görülmüştür. Değerlendirmeler sonucu karma eğitimin olası zararlarının önüne geçmek adına ülkemizde tek tip eğitimin yaygınlaştırılması, var olan eğitim sistemimizin iyileştirilmesi için doğru bir adım olacaktır.

Share.

YORUM YAZ