Yıldız Aranıyor

0

Yazın gelmesi, havaların ısınmasıyla yaylalara gitmenin planlarını yaparız. Karanlık gökyüzü parklarından birine ulaşmak için sabahın erken saatinde yola çıkarız. Nihayetinde akşam olur hava kararır, yıldızlar aynı bir çiçek gibi yavaş yavaş semada görülmeye başlar.

Herkes güzel ve tefekkürane manzarayı, günün yorgunluğunda tesiriyle çimlerin üstüne uzanarak seyretmeye başlar. Acaba kâinatta ne kadar yıldız var diye tahayyül eder. Ve dönüş yolculuğu başlar ama gözler hep gökyüzüne bakmaya devam eder. Şehre yaklaştıkça yıldızların azaldığı fark edilir. Hatta şehre yaklaştıkça yıldızlar tamamen kaybolur. Çünkü şehrin ışıkları, semanın tabii haline tesir edip yıldızların görünmesini engellemiştir.

Göçmen kuşlar da etkileniyor

Sokakları, parkları ve binaları gerektiğinden fazla ve yanlış aydınlatmaya ışık kirliliği diyoruz. Yatay doğrultudan yukarıya, göğe doğru giden dikine ışık ise tam anlamıyla boşa giden, kaybolan ışıktır. Uzaydan uydularla alınan görüntüler, dış aydınlatma lambalarından çıkan ışığın ekserisinin uzaya gittiğini gösteriyor. Bu ışıklar Dünya atmosferindeki moleküller ve tozlar tarafından atmosfer içine dağılır, gece gökyüzünün daha parlak görünmesine sebep olur. Işık kirliliğine karşı birtakım çalışmalar yapılmaya başlanmıştır. En başta gözlemevi ya da en azından teleskoplarla gökyüzüne gönderilen ışıkların oluşturduğu parlaklık seviyesi ölçülmektedir.
Yapay gök parlaklığı astronomi gözlemlerini etkilediği gibi başka sıkıntıların ortaya çıkmasına da sebep olur. Işık kirliliği hayvanların hayatını etkiler. Deniz kaplumbağası yavruları, göçmen kuşlar, geceden yararlanan flora ve fauna tehlike altındadır. Gece uçan göçmen kuşları yollarını şaşırır. Aşırı ve kötü aydınlatılmış gökdelenlerden dolayı, kulelere çarpan göçmen kuşlar can verir.

Işık düzenimizi değiştirdi

Işığı kontrol etme becerisinin insanlara günlük etkinliklerini geç saatlere kaydırma olanağı verdi. Oysa biyolojik saatimiz gece uykusunu teşvik ediyor. Sokak ışıklarının kullanılmaya başlamasıyla birlikte uyku saati ertelenmeye başladı. Bu gün cep telefonlarının yaydığı ışığın 24 saatlik bu biyolojik döngüyü değitiriyor ve uykuya yardımcı olan melatonin gibi hormonların dengesini bozuyor. Bu dengeyi tekrar kurmak mümkün. Kışın bir hafta boyunca, yazları tek bir hafta sonu yıldızların altında uyuyunca uyku hormonu düzeyi ayarlanıyor ve böylece insanların biyolojik uyku saatleri düzene giriyor.

Işık kirlenmesinin esas kaynağı

Astronomlar gözlem yapacakları zaman havanın kuru, gökyüzünün açık ve karanlığın tam olduğu geceleri tercih eder. Şehir dışındaki yerleşim alanlarının tipik gökyüzü şartlarındaki zenit (tepe noktası) parıltısı, doğal gök şartlarındaki zenit parıltısından 5 ila 10 kat daha fazladır. Şehir merkezlerinde ise zenit parıltısı doğal geri plan parıltısından 25-50 kat daha parlak olabilir. Ölçüm sonuçlarına göre, gök parlaması değerleri bütün dünyada hızla artış göstermektedir. Gök parlamasının artması gökyüzündeki karanlık bölgelerin parıltısının da artması anlamına gelir. Siyah gök fonunun üzerinde yıldızlar ve diğer gök cisimlerinin oluşturduğu kontrast azalır. Astronomların, şehirler bugünkü aydınlatma hızıyla gelişirse, 20-30 yıl içinde Ay yüzeyindeki bir gözlemci büyük şehirleri hiçbir alet kullanmadan görebilir, sözü dikkat çekicidir.

Temkinli takvim, ışık kirliliği ilişkisi

Dünyada her sene Ramazanı şerifin girdiği günlerde, takvimlerdeki imsak vaktinin temkinli veya temkinsiz kullanılması mevzu oluyor. Bu ışık kirliliği altında yıldızlar bile zor görülürken, imsak vaktinin alameti olan fecir ışığını görmek pek mümkün değildir. Bu yüzden ecdadımızın, müctehidlerin, şeyhülislamların, ışık kirliliğne maruz kalmadan asırlardır yaptıkları ve ittifak ettikleri rasatların gerçek mahiyeti daha iyi anlaşılıyor. Bundan dolayı halen bu usulle devam eden vakit hesaplamalarını kullanıp, ibadetleri emniyet altına alabiliriz.

Karanlık gökyüzü parkları

Birleşmiş Milletler (BM) Uzay Sözleşmesi, uzayı “tüm insanlığın ortak alanı” ve buna bağlı olarak Dünya üzerinde karanlık bölgeler tanımlamıştır. Ağustos 2009’da Brezilya’da yapılan Uluslararası Astronomi Birliği Genel Kurulu’nda her ülkenin kainatın bilimsel gözlemi için uygun alanların astronomi niteliğinin korunması istenmiştir. Türkiye’de astronomi gözlemevleri, gökbilim şenlikleri için, ışık kirliliğinden uzak, uygun yerlerin belirlenmesi gerekiyor. Ulusal Gözlemevi için yer seçimi çalışmalarından Batı Torosların, özellikle Elmalı yöresinin uygun olduğu biliniyor. Astronomi rasathaneleri, ışıklı şehirlerden uzak, havası açık ve berrak yerlerde kurulur. Altı yıllık bir yer seçimi çalışması sonunda, Antalya İli içinde Bey Dağlarında 2550 m yükseklikteki Bakırlıtepe’yi “Ulusal Gözlemevi” Türkiye’nin en büyük ve gelişmiş rasathanesi olarak kurulmuştur.

Gökyüzünün güzelliğini seyretmek, fotoğraf çekmek isteyenler ışık kirliliğinden uzağa gitmek zorundadır. Bunun için ışık kirliliğinin yüksek olduğu ülkelerde Karanlık Gökyüzü Parkları oluşturulmaktadır. Başta ABD, Çin, Rusya gibi ülkelerde hazırlanılan bu parklar insanların yoğun ilgisini çekiyor. Türkiye’de de bazı kurumlar gökyüzünü merak eden ve incelemek isteyenlerin ışık kirliliğinden uzak bir ortamda rahatlıkla gözlem yapabilmeleri maksadıyla projelendirilen ‘Karanlık Gökyüzü Parkı’ çalışmalarını başlattı. Gözlemciler çalışmaların bir an önce neticelendirilmesini bekliyor.

Çözüm sokak lambalarında!

Elbette caddeleri, sokakları, evlerimizin çevresini aydınlatacağız. Problem aydınlatmada değil; kötü ve savurgan aydınlatmadadır, sokak lambaları armatürlerinin niteliksiz olmasında ve kötü yerleştirilmesindedir. Çevrenizdeki sokak lambalarına bir bakın. Birçoğu gereken yeri, yani hemen altındaki yolu değil, yanları ve göğü aydınlatırlar. Bazı yüksek direklerin üzerine konan lambaların ışığı yere bile ulaşamaz.

Aydınlatmada kullanılan lambalar elektrik enerjisi harcadığına göre elektrik gücünü ışık gücüne çevirmede en verimli lamba tercih edilmelidir. Mevcut en verimli kaynak düşük basınçlı sodyum lambasıdır. Bunun saldığı ışık kendine has sarımsı renktedir. Böyle lambalar kullanıldığı zaman uzaydan gelen ışığın % 99’u hâlâ görülebilir. Bu sarımsı ışık gözün en duyarlı olduğu ışıktır, görmemizde en etkili olanıdır.

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.