Seyahatin İncelikleri

0

Hayatı ve kendini bilmek ya da vaat edilen güzelliğe ulaşmak için heyecanlı olmak gerekiyor. Heyecanın kaynağı, seyyahı sürüklediği gibi dinleyenlerini, okuyanlarını da etkiliyor.

Her heyecanın bir sorumluluğu ve ağırlığı, ağırlığı olan her bir şeyin de çekim kuvveti vardır. İnsanın farklı yerleri görme arzusu, keşfedilmemiş güzellikleri arama ve macera isteği, seyyahın çekim gücü ile birleştiğinde insanları harekete geçirir. İnsanlar takip ettikleri kadarı ile seyyahların rüzgârına kapılır. Bu durum seyyahların gördüklerini, yaşadıklarını yazma ve anlatmanın sorumluluğunu taşıyıp taşımadıklarını sorgulamayı gerektirir.

Kendini dahi bilmeyen biri, hayatı sorgulamak, ölümü anlamak için çıktığı ibret yolculuğundan ne bulabilir ki? Seyahatin maksadı sadece vadeliden güzelliklere ulaşmak gibi görüldüğünde, ibret, gördüklerini doğru yorumlama, hayatı doğru yerden yakalama gerçekleşebilir mi? Kendi kendini ancak acıkıp susadığında, yiyip içtiği sırada doyup kandığında anlayan bir seyyah, doğru yorumlama ve konumlamada okurlarına, dinleyenlerine, izleyenlerine neler vadedebilir?

Seyahate niyet, ibret mi sefahat mi?

Her seyyah, yakıcı bir idealizm taşır. Motorları çalıştırmak, harekete geçmek, engelleri aşmak ve hedefe ulaşmak bu yakıcı idealizmin hararetine bağlıdır. Bazısı ilk engelde havlu atar bazısı da son sürat neticeye ulaşır. Biletler alınır, yakınlar ikna edilir, hazırlıklar yapılır…

Dünyanın güneyinde, kuzeyinde, soğuğunda, sıcağında, okyanusunda, karasının en dibinde barınıp ev kurabilen, yaşayabilen insanları görmek, onlarla konuşmak, evinden çıkmayan komşusuna nispeten çok başarılı olduğunu hissettirebilir. Ya da Seyyah Hazreti Allah’ın dünyanın her yerinde insanı yaşayacak, yiyecek, barınacak nimetler verdiği şeklinde de yorumlayabilir.

Bozkırda, güneş ve toprak arasında suyu görmeden yeşeren, bir ziraatçının hizmetine ihtiyaç duymadan meyve veren iğde ağacından yemek; hurmanın dişisini erkeğinden aşılayan hicaz bölgesi Müslümanları ile tanışmak, heyecanlı, abartılı, hikâyeler için kaynak olabileceği gibi, insanı huzura davet eden güzel misaller de olabilir. Afrika’nın en güçlü, azametli hayvanı filin bile kendini korumaktan aciz olduğunu görmek; aslanların güçlüsü avın tamamını yerken yanı başında yavrusu açlıktan ölmesi, göreni isyana götüreceği gibi seyyahın imanını da kuvvetlendirebilir. Kısaca, aynı görüntü, aynı hadise seyyahın vasfına, niyetine göre, birine şifa etkisi yaparken diğerine zehir etkisi yapabiliyor.

Feylesofun kendisi nâ-kaabil-i ıslah iken

Kalkar ıslah etmeye zu’munca hâl-i âlemi

Şeyh Vasfi

Gurbet adamı terbiye eder mi?

Hevesler heyecanlar dengelendi, geziye mi çıkılacak, sıla-i rahm mi yapılacak ona göre rota belirlendi. Şimdi iş yeni keşifler için zihni hazırlamaya geldi. Çünkü gurbet adamı terbiye de edebilir, çok gezen tavuk, ayağında pislik getirir, atasözü de tecessüm edebilir. Seyahat, doğruyu keşfetmek için harekete geçmekle, laf üretmek arasında ince çizgidedir. Bunu da seyyahın eğlenmeye mi hazırlandığı, yoksa hakikatleri keşfetmeye ve kendini değiştirmeye mi çalıştığı belirler.

Şu atasözü mevzuyu özetliyor: “Yolcu yanılır, yol yanılmaz.” Aslında keşfe, seyahate, sıla-i rahme hazırlama konusunda tutulan yol ve belirlenen yoldaş önemlidir: Dağda gezen ayıya da rastlar kurda da, kılavuzsuz yola çıkan yolunu şaşırır, kılavuzu karga olanın burnu pislikten çıkmaz, yoldaşın iyi ise Bağdat yakındır, yolla giden yorulmaz…

Çünkü hayatî kararlar almak kolay, aldığın kararların sonuçlarıyla yaşamak zordur. Seyyah evvela yolunu/rotasını ve yoldaşını iyi seçmelidir.

Yol ve araç

Seyyahın seçtiği yol ve araç ikilisi, o yola ne için çıktığını, neler görüp neler yaşayacağını az çok belirler. Mesela bisikletle yola çıkan bir insan, dışardan gelecek etkilere karşı oldukça savunmasızdır. Yol boyu başıboş köpekler, köy meydanlarının haşarı çocukları, kalabalıkların arasında saklanmış kötü niyetliler, yakıcı güneş, ansızın bastıran yağmur, tabiattan ve insandan gelebilecek daha nice zorlukla karşılaşır.

Seçilen/tercih edilen yola misal, batılı şarkiyatçıların seyyahlarına odaklanan araştırmacılarda gösterilebilir. Doğunun güzelliklerini, zenginliklerini kopyalamak, yağmalamak için yapılan seyahatten sömürülecek yerlerin haritası, yağmalanacak yerlerin krokisi, ticaret yapılabilecek şehirlerin anlatılması çıkabilir. Amerigo Vespuci, Güney Amerika kıyılarına ulaştığında yıl 1500’dür. Ne var ki 80 yıl sonra İspanyollar Brezilya’da sömürge devleti kurar. 1497 yılında Lizbon’dan yola çıkan Vasco De Gama’dan 50 yıl sonra Portekizli’ler Baharat Ticaret Yollarını baştan sona kontrol eder.

Daha değerli seyyahların farkı

Dert kazanla gelir kepçe ile dağıtılır. Zihinde ortaya çıkan güzel bir fikir de öyledir. Seyyah gezisi sırasında bir anda büyük bir keşif yapabilir. Bunun doğru bir keşif olabilmesi için iç dünyasının yeterince zengin olması gerekir. Bu da okumak ve yazmakla olur. Tarih boyunca gelip geçici, popüler, anlık şöhretlenen seyyahlar olmuş. Ama bunların çoğu kaybolup gitti. Geriye çok azı kaldı. O kalanlar da içlerinde en değerli olanlardı. Bunlar kendi içlerini güzellikle doldurmuş, artık taşma noktasına gelmiş ve bundan sonra yeni keşifleri ile ortaya bir eser, bir görüntü çıkarabilen insanlardı. Bu geçmişte Evliya Çelebi, İbn Fadlan’da olduğu gibi günümüzde de aynen böyledir. Birileri sosyal medyadan bir iki fotoğraf, video paylaşarak seyyah olduğunu zannedebilir; ama gelip geçecektir. Geriye değerli olanlar kalacaktır.

Bu kıssadan bir değer çıkar mı?

“Gezgin bir yere varmak için değil, keşfetmek için seyahat eder.” der, Goethe. Seyyahlık elbette insanı değiştirir, olgunlaştırır. Fakat bu değişim elbette birdenbire olmaz. Yavaş yavaş değişir insan, bazen bir seyahatte bazen de evinin içinde bir odadan diğerine geçerken de değişip gelişebilir. Değişimi belki kendisi de fark etmeyebilir. Ama geriye doğru dönüp baktığında hem kendisi hem de çevresindekiler değişimi mutlaka fark edeceklerdir. Zaten insan değişmek için seyahat eder. Eğer maksat değişmek, olgunlaşmak değilse boşuna para harcamış olur. İşte turistle seyyahı birbirinden ayıran fark da budur. Turist, bir yere gider, orayı görür ve elindekini harcayıp geri döner. Ama seyyahlar yeni bir şeyler üretmek, kendilerine ve etrafına yeni değerler katmak için giderler.

Gezerken Ne kazanmış?

  • Hiçbir şey zekâyı seyahat etmek kadar geliştirmez.
  • Yolculuk, önce seni sözsüz bırakır sonra da iyi bir hikâye anlatıcısına dönüştürür. (Ibn Battuta)
  • Gözlem yapmayan bir gezgin kanatsız bir kuş gibidir.
  • Ne kadar uzağa gidersem kendime o kadar çok yakınlaşıyorum. (Andrew McCarthy)
  • Eşek seyahatten at olarak dönmez. (Atasözü)
  • Mutluluk gidilen yolun üzerindedir, yolun sonunda değil. (Epiktetos)
  • Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni okyanuslar keşfedemez (Andre Gide)
  • Gezmek insanı alçakgönüllü yapar. Dünyada aslında ne kadar da küçük bir yer kapladığımızı görmüş oluruz. (Gustave Flaubert)
  • Aptal dolaşır, akıllı seyahat eder. (Atasözü)
  • Seyyahlık insanı, geliştirir, dünyayı öğretir. İnsanın sıkıntılarla kendi başına mücadele etmesini öğretir. (

 Fotoğraf Nasıl Çekilir, Yazısı Nasıl Yazılır?

Özcan Yurdalan (Fotoğraf Editörü-Seyyah)

Öncelikle yazı ve görseli birbirinden ayırmak gerekiyor. Çünkü her ikisi farklı şeyler ve her ikisi de kendi mecrasında kendi diliyle bir şeyler ifade etmeye çalışır. Ama şunu da unutmamak gerekir, fotoğrafın dili eksik, problemli bir dildir. Yazı güçlü bir iletişim aracıdır. Fotoğraf ile beraber yan yana kullanıldıkları zaman iletişim gücü daha da artar. Fotoğrafçı kendi görselini metne dökebilecek kadar okuma “yazma” bilmelidir. Fikrini, düşüncesini sözlü olarak ifade edemeyen, aklındakini söze ve yazıya dökemeyen birisi düşüncelerini görüntünün diline de dökemez.

Türkiye’de fotografik ifadenin çok güçlü olduğuna dair yanlış düşünce var. Fotoğrafçıların çoğu bir fotoğrafla her şeyi anlatabilirim düşüncesindeler. Fakat bunu başarabilen fotoğrafçı zor bulunur. Fotoğrafçı, kendi fotoğrafını bir felsefeye oturtacak ve o fotoğrafla neye ulaşmak istediğini insanlara anlatmak için ipuçları verebilecek, sözel ifadeye sahip olmalıdır.

Fotoğraf, duygu ve düşüncelerin nasıl görünür hale getirilebileceğine dair ipuçları verir insana. Hal böyle olunca fotoğrafçının zihni, kelime dağarcığı ve mana dünyası çok güçlü ve geniş olmalıdır. İç donanım olmayınca, çekilen fotoğraflar sosyal medyanın “bugün var yarın yok” klişe fotoğraflarına dönüşüyor. Fotoğrafçılık, fotoğraf makinesi ile zihnindekini fotoğrafta görünür hale getirme sanatıdır.

Seyahat etiğiniz yeri fotoğraflamadan önce mutlaka bir ön hazırlık yapmanız gerekir. Bunun iki yolu vardır. Birincisi; tamamen boş gitmektir. Yani gidilen yerle alakalı klişeleri bir kenara atıp zihni boşaltarak gitmektir. İkincisi de; seyahatten sonra o yöre hakkında derinlemesine bir araştırma yapmaktır. Ben kendi görsel metinlerimi yazarken de bu hususlara daima ehemmiyet verdim.

Aslına bakarsanız fotoğrafçı ile seyyah birbirine zıt olan kavramlardır. İçini doldurma amacında olan gerçek bir seyyahın fotoğraf çekmek gibi derdi yoktur. Çünkü fotoğraf seyyahın zihnini boşaltmasını engeller, onu daima farklı yönlere doğru çeker. Ama bu durum elbette fotoğraf çekmek için yapılan yolculukların kalitesini ve niteliğine zarar vermez.

Seyyahlıkta defter tutmak çok önemlidir. Tabi ki benim de notlarımı aldığım bir defterim var. Defterime o yerdeki anılarımı, gördüklerimi kısacası her şeyi yazıyorum. Atalar boşuna dememiş söz uçar yazı kalır diye. Defterinize notlar alırsanız dönüp o notları okuduğunuzda yaşadıklarınızın hâlâ tazeliğini koruduğunu fark edersiniz.

Seyyahların esas işi gittiği yerde günlük hayatın yansımalarını bir süzgeçten geçirerek fotoğraf ve metin haline getirmektir. Seyyahlığın daha doğrusu fotoğrafçı seyyahlığın amacı bir yöre bir yer hakkında kesin yargılar üretmek değil, gözlemleri ve kendi içinde olup bitenleri fotoğraflamak ve yazmaktır.

Eğer gittiğiniz yerde geri de kalanları özlemeye başlamışsanız artık geri dönme vaktiniz geldi demektir. Bizim ülkemizden giden gezginler ve fotoğrafçılara baktığımız zaman genelde maddi çıkarlar için gittiklerini görüyoruz. Çoğu fotoğrafik olarak gidilen yeri tüketmek amacındalar. Yani gidelim, oranın klişelerini çekelim, sosyal medya vs. yayınlayalım niyetindeler.

Share.

YORUM YAZ