Su Kuyularının da Komisyoncusu Olur mu?

0

Afrika’yı anlatmak için yıllarca yaşamanıza gerek yok. Ama anlayarak anlatmak için seçtiğiniz yolda, çalışmak ve gayret için 25 yıllık deneyimimi aktarmayı imanımın gereği olarak görüyorum.

Orta Afrika daha sıcak olan kuzeyine ve daha serin olan güneyine benzemez. Ağaçları büyük, hayvanları iri zor coğrafyası vardır. Burada yaşanan hayat yardımları kendine çekmek zorunda hissediyor. Bu hissiyatımız ne zaman son bulacak, hesabını şimdi yapamıyoruz. Ancak şimdilik Afrika’nın yardım endüstrisi var ve bunun işleyişinde önemli tecrübeler edindim.

Başta su konusu geliyor. Su Orta Afrika’da ihtiyaçların en başında gelir. Sağlıklı, içilebilir su kaynaklarından mahrum olan insanlarımız, finansmanından dolayı bir kuyu açtıramamaktadır. Bu yüzden çok uzak noktalara su için gitmek zorunda kalınıyor. Bunun için saatlerce yol yürümeyi göze alanlarımızın sayısı şu gün bile milyonları buluyor. Elin de çocuğu, sırtında bebeği ile su getirmek için yalınayak 8 km yol yürüyen annelerden söz ediyorum. Ya da su getirmek için başka iş yapmaya vakti olmayan babalar.

Bunları anlatsam da bir Afrikalının uzun uzun kendi ihtiyaçlarından bahsini bizim coğrafyamızda duymanız mümkün değil. Kendi halimizde yaşayıp gideriz. Hatırlıyorum da bundan 30 yıl önce yardım için gelenlerin o ilk halleri bizim de yardımı alma acemiliklerimiz, aslında ortaya güzel bir manzara çıkarıyormuş. Şimdi üzülerek belirtmek isterim ki Afrika’da derin su ihtiyacını fırsata dönüştüren komisyon şebekeleri, farklı ülkede konuşlanmış haldeler. İnsanlar kime güveneceklerini bilmemekle beraber çaresizlik onları bu şebekelere alet ediyor.

Çad ve Orta Afrika Cumhuriyeti’nde ve birçok ülkede bu duruma şahit oldum. Uzak diyarlardan yardım gönderen insanların belki birçok ihtiyaçlarından vazgeçerek gönderdikleri yardımlar basiretsiz ellerde heba olup gidebiliyor. Yanlış anlaşılmasın, maksadım yardımların önünü kesmek değil. Bilakis doğru yardımın, nasıl doğru yerlere ulaştırılması gerektiğine dair bildiklerimi paylaşmak.

Gördüğüm kadarı ile niyetleri yardımı doğru yere ulaştırmak olmayan kişiler, yardım dernekleri ile son derece samimi ilişkiler kuruyor. Onları ülkelerine davet ediyor. Yardım derneği ülkeye ulaşmadan, köylere gidip su kuyusu açmak için bir yardım kuruluşu getirebileceklerini söylüyorlar. Daha yardım kuruluşu temsilcileri köyün adını bile bilmiyorken köylü için ciddi bir rakam, komisyon bedeli olarak aracılara ödeniyor.

2016 Mart Ayı’nda Diversity Farklılık Derneği ile başkent N’djamena’nın Kuzeyinde bir köye su kuyusu açılışı yaptığımız esnada yaşadığım bir hadiseyi unutamıyorum. Yakın köyden gelenler, su kuyusu açtığımız Amhudra köylülerine “Kuyu açtırmak için ne kadar para verdiniz?” diye soruyor. Konuşmayı dinleyince hemen müdahale ettim. “Ne parası, bu dernek yardım için burada. Allah rızası için kuyu açtırdılar.” diyorum. Muhtar ve yanındakiler inanmadılar. Köylerine 2015 yılında yine Müslüman bir ülkeden gelen başka bir derneğin su kuyusu açtırdığını; fakat kuyu için 400.000 FCA ödediklerini söylüyorlar. Durum apaçık ortaya çıkmıştı. Komisyoncular önceden köylüye ulaşmış ve derneği getirmek için köylüden komisyon toplamışlardı.

Sonuç olarak Afrika’ya yardım için komisyonculara şebeke gibi çalışan fırsatçılara dikkat edilmeli. Özellikle konu su ihtiyacı ise daha çok dikkat edilmeli. Şebeke üyesi, güvenilerek çalışılan yerel dernek temsilcisi olabileceği gibi anlaşılan kuyu şirketi çalışanları veya 3. kişiler de olabilir. Komisyon kültürünün farklı bir şekilde işlediği Afrika ülkelerinin genelinde herkes yardımdan pay isteyebilir, devlet bile. Çünkü yardım rant haline dönüştüğünden yardım faaliyetini komisyon fırsatçılığına dönüştürmek alışılagelmiş haldedir. Bu nedenle hayır sahipleri derneklerin çalışma prensiplerini iyice incelemeli yardımlarını ona göre yapmalını tavsiye ediyorum.

(Toplam 182 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.