Sultan Tavuğu

0

Kaybettiğimiz manayı fark etmemiz çoğu kez zaman alırken maddi kayıplar böyle değildir. Maddenin kaybolduğunu çok kısa zamanda fark eder ve ihtiyaç duyduğumuz bir şeyse hemen telafi yoluna gideriz. Mesela, bir insanın insafını kaybettiğini anlaması cebindeki parayı kaybettiğini anlamasından çok daha uzunca bir zamana mâl olur.  Bazı zamanlarda madde ve manayı bir arada kaybettiğimiz de olur. Mesela, aynı fiyat ve özelliğe sahip, sadece takı niyetine kullanılan bir yüzüğü kaybetmekle, nişan yüzüğünüzü kaybetmek aynı şey değildir. Bunların kaybının farkına varmak çok uzun sürmez ancak telafi çabası ve süresi ona biçilen değerle doğru orantılıdır. Biz de bu yazımızda kaybettiğimiz bir mananın maddi izleri üzerinde bir arayış gayreti içerisinde olacağız, kayıp bir değerden, “Sultan tavuklarından” bahsedeceğiz.

İstanbul’dan Dünyaya

Sultan tavukları, ırk kökeni Türkiye olan birkaç tavuk türünden biridir. Anavatanı mikro ölçekte İstanbul olan Sultan tavuklarının dünyaya dağılması 160-170 senelik bir hadisedir. Sultan cinsi ilk kez 1852 senesinin Ocak ayında İstanbul’dan Londra’ya götürülmüştür. The American Poulterer’s Compain isimli kaynakta yer alan bilgilere göre, Poultry Chronicle isimli tavukçuluk tarihiyle ilgili bir derginin editörü olan Hampsteadlı Elizabeth Watts, İstanbul’da yaşayan bir arkadaşına “cochin china” ırkından tavuklar göndermiştir. Bayan Watts’ın İstanbul’daki arkadaşı da buna mukabil, oğluyla Londra’ya küçük bir sultan tavuğu sürüsü göndermiştir. Uzun ve zorlu bir vapur yolculuğundan sonra Londra’ya varan tavuklar, adeta tanınmaz hale gelmişlerdir. Hatta öyle ki Bayan Watts, tavukları aldıkları zaman tavukların beyaz mı, çizgili mi olduklarına bir saat boyunca karar veremediklerini yazmaktadır. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Watts, tavukları üretmeyi başarabilmiştir. 

1867 yılına gelindiğinde ise Sultan tavukları, Kuzey Amerika’nın çeşitli bölgelerine götürülmüştür. Sultan tavuğu 1874 yılında Amerikan Tavukçuluk Birliği (American Poultry Association) tarafından oluşturulan ‘Mükemmellik Standartları’na dahil edilerek ırk özellikleri kayıt altına alınmış ve resmen tanınan bir ırk haline gelmiştir.

Dünyada hal böyleyken maalesef anavatanında bu tavuk ırkı yavaş yavaş tükenmiştir. Elizabeth Watts daha sonraları İstanbul’daki arkadaşından özellikle bir horoz göndermesi hususunda ricada bulunmuş, ancak İstanbul’da ve Türkiye’nin diğer şehirlerinde türün güzel örneklerine rastlanamadığı için gönderilememiştir.

Sıra dışı güzelliğiyle Osmanlı saray bahçelerinin vazgeçilmez süslerinden biri olan sultan tavukları Avrupa’ya gönderilmezden önce İstanbul’da saray tavuğu diye anılmıştır.  Bazı kaynaklar tavukların gösterişli olmalarından ve ibiklerinin kavuğa, taraklarının sorguca, çene altı tüylerinin sakala benzetilerek bir padişaha teşbih edilmesinden dolayı bu türe sultan tavuğu denildiğini iddia etmişlerdir. Ancak biz, tarihî kaynaklardan bu ismin Elizabeth Watts tarafından ortaya atıldığını öğrenmekteyiz.  Bayan Watts, tavukları aldıktan sonra arkadaşına bu tavukların isminin Türkiye’de ne olduğunu bir mektup yazarak sormuştur. Arkadaşı tavukların isimlerinin “sarei taook” yani saray tavuğu olduğunu yazmış, ancak Watts türün ismini sultan tavuğu olarak çevirmiştir. Watts’ın bu çevirisindeki amaç, hem türü tanımlamak hem de tavukların anavatanına bir telmih yapmaktır. Saray tavuğu bundan sonra Avrupa’da sultan tavuğu diye tanınmıştır. Dünyada olduğu gibi ülkemizde de “Sultan Tavuğu” ya da “Osmanlı Sultan Tavuğu” ismiyle anılmaktadır.

İtibar nişâneleri

Sultan tavukları Osmanlı saraylarında bir taraftan süs için yetiştirilirken diğer taraftan adeta bir madalya gibi itibar nişanesi olarak görülmüştür. Rivayete göre, Osmanlı padişahları güzel hizmet gösteren devlet adamlarına bu tavuklardan hediye edermiş, bir kişinin bahçesinde saray tavuğunun görülmesi o kişinin padişah tarafından taltif edildiğinin emaresi olarak kabul edilirmiş.

Tavukların efendisi

Sultan tavuklarının saray bahçelerinde tercih edilmelerinde göz kamaştırıcı güzelliklerinin yanında huyları da etkilidir. Sultan tavukları, sakin ve nazik bir mizaca sahiptir. Bundan dolayı bulundukları bahçelere verdikleri zarar diğer tavuk ırklarına göre oldukça düşüktür. Hatta öyle ki, kümeslerindeki çimlerin uzunca bir süre yeşil kaldığı söylenmektedir.

Süslü püslüler

Osmanlı sultan tavuklarının başı, geniş ve kabarık tepe ibikleri, sakal diye de adlandırılan çene altı tüyleri, gagasının üstünde boynuz olarak da bilinen “V” şeklinde bir tarak ve iri sayılabilecek iki deliğe sahip beyaz bir gagayla süslenmiştir. Sultan tavuklarının ayakları açık mavi kayrak rengindedir. Diz kısımları dirsek ya da kılıç denilen uzun tüylerle kaplıdır. Sultan tavuklarının paçalarının 20 cm’lik bir uzunluğa ulaştığı görülebilir. Tavuk ırkları arasında beş parmağa sahip birkaç türden biri olarak bilinir.

Sultan tavuklarının rengi beyazdır ancak sonradan yapılan çaprazlamalarla mavi ve siyah renkleri de görülmüştür. Cüce tavuklar hariç diğer tavuk ırklarının en küçüklerinden biri olan sultan tavuklarının ağırlığı erkeklerde yaklaşık 2.50 kg civarındayken dişilerde genellikle 2 kg’dir. Ayrıca sultan tavuklarının bantam yani bodur ya da cüce cinsi de bulunmaktadır.

Bakımı ve yetiştirilmesi

Sultan tavukları, nazik hayvanlar oldukları için bakımı ve yetiştirilmesi titizlik isteyen bir iştir. Uzun tüylerinden dolayı kuru, rahat ve temiz ortamlarda bakılmalıdır. İki metre civarında uçabildikleri için kümeslerinin etrafı çevrili olmalıdır. Sıcak iklime uyumludurlar. Sıcaklık sıfırın altına düştüğünde donma ihtimalleri vardır. Uysal olduklarından diğer tavuk cinsleriyle sürü halinde beslenmesi tavsiye edilmez.

Senede ortalama 70 yumurta veren sultan tavuklarının civciv verimi oldukça düşüktür. Kuluçkaya yatmaya pek meyilli olmayan sultan tavukları, nadiren kendi yumurtalarından civciv çıkarırlar. Günümüzde üretimi daha çok kuluçka makineleriyle yapılmaktadır. Bazı kaynaklar sultan tavuklarının güçlü örneklerinin iki dünya savaşı arasında kaybolduğu ve günümüzdeki tavuklarda farklı kanların olduğunu da belirtmektedir. Ancak gen kaynakları konusunda öncü çalışmalar yapılmadığı için bunun tespitini yapmak mümkün değildir.

Günümüzde İngiltere, Norveç, Hollanda, Almanya gibi Avrupa ülkelerinde sevilerek beslenen sultan tavuklarıyla ilgili yetiştiricilerin ortaya koydukları en dikkat çekici husus, çocuklarla çok iyi arkadaş olmaları ve rehabilitasyonda kullanılmalarıdır. 2004 yılından itibaren sürgünden anavatanlarına dönen bu saray mensupları, memleketimizde tekrardan gereken ilgiyi görmeye başlamışlardır. Temennimiz odur ki; mana yüklü bu kaybımızı tekrardan kazanalım, vesselam.

(Toplam 206 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.