Teknolojik Sapkınlık

0

 

Teknoloji ve bilimin gelişmesi insan hayatının kolaylaşması için şarttır.. Fakat özellikle teknoloji ve bilim haberlerinde kullanılan fütürist üslup, toplumu nereye yönlendiriyor?

Adem SERDAROĞLU

Fütürizm (Gelecekçilik), geçmişe dayalı bütün akımları, sanat kuramlarını yok sayarak yeni fikirler ortaya çıkarmak ister. Müze ve kütüphaneleri yerle bir edilmesini savunur ve geçmişi bütünüyle reddeder. Modern otomobili, uçağı ve sanayi şehirlerini, insanlığın doğaya karşı elde ettiği zafer olarak yorumlar. Onlara göre bir yarış arabası, bir sanat eserinden daha güzel ve değerlidir.

Fütürizm akımı 1900’lü yılların başlarında başlayıp, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere birçok ülkeyi etkisi altına alan, her yeni bilimsel ve teknik gelişmenin dine ve geleneklere bir başkaldırı olduğunu savunan tutarsız bir gelecekçilik akımıdır. Bilim ve teknolojiyi kendine dayanak kabul ettiği için de daha çok kendini bu tarz haberlerde kullanılan üslupla hissettirmektedir.

Fütürizm bize uyar mı?

Avrupa’da fütürizmin ortaya çıkışı doğal karşılanabilir. Çünkü bu tarz akımlar seküler kaynaklıdır. Batı insanı sorularının cevabını kendi tahrif edilmiş, hükmü kaldırılmış ve kişisel çıkarlar doğrultusunda yorumlanmış kaynaklarında aradılar. Aldıkları cevaplar ise akla, mantığa ve vicdana aykırıydı. Yaşanan bilimsel sıçramalar ve gelinen nokta kendi kaynaklarını yalanlar mahiyetteydi. Dünya yuvarlak dediği için engizisyon mahkemelerinde yargılananlar unutulmamıştı. Onlar için her yeni icat ve kat edilen her yeni mesafe, dinden uzaklaşma anlamına geliyordu. Bu akım öyle bir hal aldı ki, din ve bilim taban tabana zıtmış gibi sunulmaya, anlaşılmaya başladı. Bu kültürün çocukları da her yeni teknolojik ve bilimsel gelişmeyi, dine meydan okur şekilde haberleştirmeye çalışıyorlar.

Fütürizmin sorgulanmasının gereğini gösteren birçok misal var. Onlardan biri de şu kıyas:

“Artık çoğu ansiklopedi firmaları birer birer kapanmaya başladı. Yalnızca en güçlü olanlar devam ediyor. Bunlardan birisi de ansiklopedi Britanica. Sadece kendi sahasında ihtisası olan kimselere yazdırılır. Bununla beraber Britanica her sene abonelerine yeni bir cilt göndererek eski bilgilerden güncellenenleri bildirir. Düşünebiliyor musunuz, sadece bir senede aksi ispatlananlar bile yeni bir cilde zor sığıyor. Bilim o denli hızlı ilerliyor.

“Ümmi bir peygamberin elinden insanlığa sunulan Kur’an-ı Kerim’i düşünün bir de. Aradan 1400 sene geçmesine rağmen bilim onu ispat etmekten başka bir şey yapmıyor. Her yeni keşif ve her yeni buluş sadece onu teyit ediyor.”

Fütürizm kokan haberler

Yaşanılan yeni teknolojik gelişmeler, çok farklı ve öngörülmesi güç sonuçlar çıkarabiliyor. Bu da fütürizm ile karışan haberlerin yaygın şekilde yapılmasına sebep oluyor. Bilerek veya bilmeyerek fütürizm akımının tesirinde olan ve seküler (dinsiz-dünyevi) bakışa hizmet eden bilim ve teknoloji haberleri aslında öngörülerimizi, basiretimizi etkiliyor.

Şimdi, belirli ajanslarca sunulan birkaç habere mercek tutalım. Haberlerdeki mantıksızlık ve inanç problemlerdeki bu denli ukalalık aslında fütürist mantıklarıydı. Aynı üslubun günümüz teknoloji haberlerinde de görülmesi, bu akımın halen devam ettiğinin göstergesidir.

“Yeni Dünyalar bulundu, Dünyanın sonu gelmeyecek!”

Haber aslında NASA’nın uzay teleskobu “keplerin” yeni bir keşfini anlatıyor. Kepler teleskobu dünya büyüklüğünde 100’den fazla gezegen keşfetmiş. Bu gezegenler arasında Dünya gibi yaşanılabilir gezegenler bulunma ihtimali varmış. Haberde dünyanın sonunun nasıl geleceğine cevap veren bir muamma var. Söylenilmeyen ama kastedilen ise; yeni gezegenler keşfedildi, dünya da olmaz ise bu gezegenlere geçer hayata oralarda devam ederiz.

“İnsan kendini aştı!”

Haberde teknoloji yardımı ile insanların zarar gören dış organlarının, elinin, kolunun nasıl tedavi edilmeye çalışıldığını anlatıyor. Haberin sunumu ise maksadını aşıyor. “İnsanoğlunun en büyük mucizesi gerçekleşti. Bilim adamları, tıp, kimya, biyoloji ve elektronik birikimlerinden yararlanarak elde ettikleri organlarla insanı yeniden yarattılar (!). Yeni robotik, dış iskeletler sayesinde yüzlerce kiloluk ağırlıklar kaldırılabilecek.”

“Artık kimse açlıktan ölmeyecek”

Bu manşetler de bir zamanlar GDO için atılıyordu. Gen aktarımı sayesinde daha dayanıklı domatesler yetişecek, her mevsim ekim yapılabilecek, ilaçlama yapmadan mahsuller korunabilecekti. 20 yıl öncesi düşünülürse ne heyecan verici bir haber değil mi? GDO’lu ürünlerin 20 yıl sonraki tehdit halini biliyorsunuz zaten.

İcatla meydan okumak doğru değil

Alfred Nobel dinamiti kötü niyetle bulmadı şüphesiz. Ama icadı kötü sonuçlar doğurdu. Bu tarz uğraşlar boş değildir elbet. Fakat, tabii düzen bozulmadan, göz ardı edilmeden bir şeyler yapılmaya çalışılmalı. Ne kadar iyi diyaliz makinesi yaparsanız yapın bir böbrekten daha iyisini yapamazsınız. Mega pixel ve Zoom özelliği ne kadar iyi olursa olsun herhangi bir kamera, bir canlının gözüyle kıyaslanamaz. Yüzlerce kilometre ötenin netlik bozulmadan görüntülenmesi, gözden daha iyisinin yapıldığı anlamına gelmez. Birçok hayvan da bizden daha iyi bir görüşe sahip.

Titanic Hatırası

Tarihten ibretlik bir misal, fütürizm oltasını sunanların cüret ve gururuna cevap niteliğinde. 1912 senesinde bir gemi imal edilmiş, “Böylesini kimse yapamaz” diye gazetelerden meydan okunmuştu. Daha da ötesi; -hâşâ- “Bu gemiyi yaratan bile batıramaz” deme cüretinde bulunuldu. İsmi de “tabiatüstü güç” anlamına gelen, “Titanic” konularak aynı küstahlık devam ettirildi.

Yapımında en kaliteli çeliğin kullanıldığı ve 20.000 İrlandalı işçinin çalıştırıldığı bu gemi, güvenlik ve ihtişamıyla tam bir mühendislik harikasıydı. Ancak düşünüldüğü gibi olmamış ve gemi üç saat gibi kısa bir süre içinde 1513 yolcusuyla beraber Kuzey Atlantik’in buzlu sularına gömülmüştü…

(Toplam 257 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.