Torosların Zirvesinde Bir Nefes: Demirkazık

0

Denize sıfırdan yola çıkıp, 1700 metre rakımdan 3756 metre yüksekliğe bakıyoruz. 3 saat yolculuktan sonra 170 kilometre mesafe kat ediyoruz. Bahsedilen seyahat Mersin- Silifke’den başlayıp Niğde-Camardı’ya yakın Toroslar’ın zirvesi Demirkazık arasında yer alıyor.

[ Yazı ve Fotoğraf: Kâşif Gülaçar ]

Anadolu, kısa yolculuklarda bile birçok şeyin değiştiğini gösteren manzaralarla doludur. Renkler, meyveler, coğrafi şekiller hep değişir; lakin yol ve yolculuklar hep aynı kalır. Akdeniz’den İç Anadolu’ya yol alırken renkler maviden yeşile, yeşilden boza çalıyor. Pozantı’dan Niğde’ye çam ormanları dağları sararken, Akdeniz ikliminden çıkınca dağların boyu uzadıkça rengi soluyor. Bor’da lahana tarlaları yerini Niğde’de patatese Çamardı’da kiraz ve elma ağaçlarına bırakıyor. Tarlalar yer altı suyundan yağmurlama sistemi ile sulanırken dağların zirvesi kara hasret, kışı bekliyor.

Dağın gölgesinde bir köy

Üzerinden geçtiğimiz Aladağlar, Toros dağ silsilesinin orta kısmında bulunuyor. Demirkazık Tepesi’ni 40 kilometre öteden görsek de hemen varılacak gibi değil. Uzakta, boz rengin üstünde kar beyazlıkları; üstünde tertemiz, masmavi gökyüzü…
Sıcaklık deniz kenarından 10 derece daha azalıyor, rakım ise Demirkazık Tepesi’ne yakın Bulduruşta 1700’ün üzerinde. Demirkazık ise 3756 metre ile Aladağlar’ın zirve noktasında. Dağın vadilerine kurulu Çamardı ilçesi ise Demirkazık Tepesi’nin gölgesinde kalıyor. Öyle ki Demirkazık’ın dibinde yer alan Çukurbağ Köyü, güneşi doğduktan iki saat sonra görebiliyor.

İlçenin içinden geçen Ecemiş Çayı ise geçtiği yerleri yeşile boyuyor, hayat emarelerinin varlığını işaret ediyor. Devamında Seyhan Nehri’ne karışıp 1700 metre’den 0’a, denize dökülüyor. Torosların karı Akdeniz’in suyu oluyor. Aslında yeşile boyanan bereket timsali Çukurova, Torosların boz dağlarından akıp gelen su ile rengine kavuşuyor. Demirkazık; Adana, Kayseri ve Niğde’nin ortak noktasında bir abide gibi duruyor.

Zirveyi zorlayanlar

Dağın dibinde tırmanma evi bulunuyor. Hemen yanında Cımbar Boğazı’nda tırmanma alıştırmaları dağcılar tarafından uygulamalı olarak gösteriliyor. İyi bir eğitim almadan dağa tırmanmak akıl kârı değil. Zira zirvede tutunmak aşağıdan bile zor görünüyor. Demirkazık zirvesine ilk defa 1927 yılında Demirkazık köyünden Veli Çavuş adı ile bilinen bir genç köylü rehberliğinde çıkılmış. O zamandan bu güne 18 kişi de tırmanma esnasında ölmüş. Maceraya ayıracak vaktimiz olmadığından gözümüzü dağ keçilerine çeviriyoruz.

Demirkazık’ta yabani hayat Aladağ Milli Parkı ile koruma altına alınmış. Geyik ve dağ keçisi dağlarda
serbestçe dolaşabiliyor. Ancak dağ keçilerinin, kurt ve vaşak dışında insan gibi bir düşmanları bulunuyor. Yavruları ise kartal, çakal ve tilkilere av olabiliyor. Zirvede hayat onlar için o kadar kolay değil. Sebebi ise tabiat şartlarının zorluğu değil, açılan ölüm ihaleleri.

Zirvedeki “ölüm ihalesi”

Dağ keçilerinin Toroslar’da av turizmine kurban edilmesi ‘ölüm ihalesi’ şeklinde söyleniyor. 1000 kadar yaban keçisinin bulunduğu dağda 2015 yılında av kotası, Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından 12 adet olarak belirlenmiş. 12 dağ keçisi avlamak için açılan açık artırmada fiyat 200 bin liraya kadar çıkabiliyor. Koruma altındaki yaban dağ keçilerini izinsiz avlayanlara ise 40 bin lirayı bulan cezalar kesiliyormuş. 10 günlük avlanma hakkında boynuzu 100 santimetreyi aşan 8 yaşından büyük bir erkek dağ keçisi avlanabiliyor. Bu da resmi görevlinin ‘vurabilirsin’ izni ile gerçekleşiyor. Geçen yıl 12’si yabancı 15 avcı, ücret karşılığında dağ keçisi avına çıkmış. 19 yaşındaki ABD’li bir kız öğrenci 10 yaşında ve boynuz uzunluğu 104 santimetre olan bir keçi avlamış.

Vurulan keçilerin sadece boynuzu götürülebiliyor. Keçilerin bu ihaleleri bitmeyecek gibi duruyor.

Demirkazık’ta yabani hayat Aladağ Milli Parkı ile koruma altına alınmış. Geyik ve dağ keçisi dağlarda serbestçe dolaşabiliyor. Ancak dağ keçilerinin, kurt ve vaşak dışında insan gibi bir düşmanları bulunuyor. Yavruları ise kartal, çakal ve tilkilere av olabiliyor.

Lakin neslinin tükenme sinyalleri verdiği de dillendiriliyor.

Çelik gibi kaynak suyu ve alabalık

Zirvenin bir diğer ev sahibi de çelik gibi soğuk kaynak suyu. 3756 metreye kar yağar da dağ susuz kalır mı? Zirveden dağın içinden süzülen sular, dağın hemen dibinden çağıldıyor. Pınarbaşı; ismindeki güzellik suyun mukavemetini ve letafetini aksettiriyor. Kaynağın çıktığı yere varmadan suyun soğukluğu yaz sıcağında hissedilebiliyor. Bidonları doldurmaya gelenlerin heyecanı ayağını daha fazla suda tutma yarışıyla kızışıyor. Bazısı 5 bazısı10 bazısı ise 15 saniye dayanabiliyor buz gibi suya. Akabinde ise suyun çelik yüzünün sızlattığı ayaklarını ovalıyorlar. Lakin, suyu içerken o sertlik hissedilmiyor.

Suyun kaynağındaki alabalıklar, suyun devir daim yaptığı havuzlarda süzülürken, dağ başında bir geçim kapısı olarak ikram edilmek üzere bekliyor. Görüldüğü gibi zirvede ayakta ve hayatta kalmak kolay değil. Ancak, hayat mücadelesinden bir lahza sıyrılıp tertemiz havayı ciğerlere çekerken su sesi refakatinde tefekküre dalmaksa size kalmış. ^

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.