Tropikal Meyveler Türkiye’de

0

Türkiye’ye önce Batum’dan çay, Bulgaristan’dan gül, Amerika Kıtası’ndan domates geldi. Çay nefis içimiyle, gül mis gibi kokusuyla, domates göz alıcı güzelliği ve tadıyla cezbetti bizleri. Artık çok uzaklardan, tropikal iklimlerden yeni lezzetler, yeni renkler geliyor. Hepsi de lezzetleri ve farklı şifalarıyla bizleri cezbetmeye devam ediyor. Muzla başlayan tropikal rüzgâr, papaya, pitahaya, avokado, kivi ve daha niceleriyle esmeye devam ediyor.

Haberlerde mutlaka görmüşsünüzdür. Tropikal bahçeler açıldı, ilk ürünler toplandı, tropikal meyveler pazardaki yerini aldı… Bu haberler bazı kimseleri heyecanlandırmış ve merak ettirmiş olabilir. Heyecanlanan ve meraklananlar zümresine bizler de dâhil olduk. Mevzunun derinine inince karşımıza Akdeniz Bölgesi, özellikle de Antalya, Alanya, Gazipaşa çıktı. Merakımızı gidermek için çıktık yola. Varacağımız ilk yer; tropikal meyve bahçesi Alanya.

İstanbul’dan başlayan yolculuğumuz Isparta üzerinden ilerledi. Antalya’ya yaklaştıkça portakal ve limon ağaçlarının mis kokusunu içimize çeke çeke yola devam ettik. Yollar azaldıkça içimizdeki heyecan ve merak giderek ziyadeleşiyordu.

Alanya’nın girişinde bizi muz bahçeleri ve rehberimiz Ali Bey karşıladı. Bölgedeki meyvecilik ve tropikal meyveler üzerine kısa bir hasbihal ettik. Kendisi aslen Alanyalı olan Ali Bey, her ne kadar “Alanya’da meyvecilik, özellikle de narenciye çok azaldı. İnsanlar artık sebze yetiştiriyorlar.” dese de, muz ve narenciye bahçelerinin fazlalığı, içimizdeki heyecanı azaltmadı. Zaten tropikal meyvelerden Alanya’ya ilk gelen muzdu. Bu sebeple, tropikal meyveleri tanımaya muzdan başlayalım diye düşündük. Muz nereden gelmiş Alanya’ya, nasıl yörenin geçim kaynağı olmuş öğrenelim istedik.

Muz Akdeniz bölgesine ne zaman geldi, nasıl yayıldı?

Öğrendiğimize göre, muzun Alanya’ya geliş hikâyesinin altında Alioğulları ailesinden Rüstem ve Tosun Beylerin merakı yatıyor. Bu beyler 1750’li yıllarda muzu İskenderiye’den getirip bahçelerine ekiyorlar. Fakat bu ilk ekilen muzların tadı beğenilmiyor. Adaptasyon probleminden mi, çalışmayla beraber yapılması gereken dua eksikliğinden mi bilinemz, muzun değeri bir müddet anlaşılamıyor.

Değerinin anlaşılması için 160 yıl geçiyor. Şöyle ki; 1914 yılında Azakoğlu ailesi yine İskenderiye’den “Musa cavandish” cinsi muz getiriyorlar. Yeni muzun tadı ve adaptasyonu öyle hızlı oluyor ki eski muzun tadına hiç benzemiyor. Haliyle muzun namı diyarlara yayılıyor. Zamanla insanların damakları muzun tadına alışıyor, muz hem sofralarda hem de tarlalarda giderek çoğalıyor. İmkânı olan herkes muz ekmeye başlıyor. Kısa bir süre sonra arkasına aldığı rüzgarla muz, öylesine benimsendi ve coğrafyaya uyum sağladı ki, “Yerli Muz” diye bir tabir dahi ortaya çıktı.

Muzu kivi ve avokado izledi

Muzla başlayan tropik al merak ikinci meyvesini avokado ile veriyor. Türkiye’de ilk avokado fidanı 1953 yılında hobi maksadıyla dikiliyor. Zamanla hobi ticarete dönüşüyor, 1970 yılında denemeler yapılıyor ve 1990 yılında avokadonun bilinirliği giderek artıyor ve büyük bahçeler kurulmaya başlanıyor. Bugün bütün Akdeniz Bölgesi’nde avokado yetiştiriciliği yapılıyor.

Avokado ile aynı dönemde bir başka tropikal meyve daha geliyor: kivi. İlk kivi bahçeleri 1980’li yıllarda Marmara Bölgesi’nde Yalova’da kuruluyor. Çünkü kivi iklim olarak bu bölgeleri seviyor ve adaptasyonu daha hızlı oluyor.

Meraklılar kervanına “Toprak Dede” Ziya Amca da katılıyor

Alanya’da çiftçilerle görüşürken tropikal meyve dediğimizde hep şu ismi duyuyoruz; “Toprak dede”. Çiftçiler mevzudan biraz bahsediyorlar. Toprak dede muzdan sonra diğer tropikal meyveleri Alanya’da yetiştirmeye başlayan ilk çiftçilerdenmiş.

Toprak Dede ile bahçesinde görüşme fırsatı buluyoruz. Biz soruyoruz, toprak dede anlatıyor. “Tropikal bahçemi oğlumun getirdiği tohumlarla kurdum. O da yabancı memleketlerden bulup getirdi tohumları.” diyerek tropikal meyve merakının başlangıcını anlatıyor toprak dede. El emeği göz nuruyla yetiştirmiş meyvelerini. Bugün bahçesinde kahve, papaya, avokado, kamkat, pitahaya (ejder meyvesi), guava, karambola ve ismini hatırlayamadığı daha nice tropikal meyve var. Yaşlılık toprak dedeyi çok etkilemiş. İhtiyarlık elini kolunu bağlamış. Tropikal meyvelere olan merakı ise hâlâ eskisi gibi. Bahçesinden, meyvelerinden bahsederken heyecanı konuşmasından ve gözlerinden anlaşılabiliyor.

Tohumları ektikten belirli bir süre sonra, fidanlar çıkmaya ve meyve vermeye başlamış. Meyveler çıkıp da etrafta duyulmaya başlayınca merak edip kendisinden örnek tohumlar, fidanlar almak isteyenler olmuş.

Ziya Amca tropikal meyvelerin hepsinin tadını beğeniyor ve insanlara da tavsiye ediyor. Bahçesindeki tropikal meyvelerden bir tanesi çok hoşuna gitmiş; Karambola (Yıldız) meyvesi. “Karambola ve mango damak tadımıza çok uygun. O yüzden insanlar bu meyveleri çok beğeniyor.” diyor.

Alanya’dan Adana’ya kadar kıyı şeridinin iklimi ve toprağı, tropikal meyvelerin rahatlıkla yetişmesine uygun yerler. Toprak Dede Ziya Amca bunu deneyerek görmüş, tecrübe etmiş.

Muz liderliği kaptırabilir

Pazara gittiğinizde satıcıların “Avokadonun kilosu 5 lira, mangonun kilosu 10 lira oldu.” diye bağırdığını duydunuz mu? Eğer duymadıysanız hazır olun, çok yakında duyacaksınız. Bugünlerde Akdeniz Bölgesi’nde bir hareketlilik var. Tarlalarda birbirinden renkli ve birbirinden lezzetli meyveler görülüyor. Mango, papaya, pitahaya (Ejder meyvesi), avokado bunlardan sadece birkaçı.

Akdeniz Bölgesi’nde artık insanlar yeni tropikal lezzetler tatmaya başlamışlar bile. Böyle giderse muz liderliği kaptıracağa benziyor. Bugün Alanya’da 36 çeşit tropikal meyve yetiştiriliyor. Yakın zamana kadar tropikal meyveler ithalat yoluyla geliyordu. Hâlâ büyük kısmı dışarıdan gelse de artık bu bölgede üretim başlamış durumda. Lüks semtlerdeki manavlarda rastlanılan tropikal meyveler, artık market raflarında, pazarlarda bolca görülebiliyor.

Sıkıntı üretim ve fiyatta

Tropikal meyve yetiştiriciliği yapan çiftçilerin dilinde hep şu sıkıntılar var; üretim ve fiyat. Alanya’nın Konaklı kasabasında bahçesini gezme imkânı bulduğumuz çiftçi Yaşar Bayırlı tropikal meyvelerin bugünkü durumunu şöyle özetliyor; “Tropikal meyvelerde üretim henüz çok az. Böyle olunca meyvelerin getirisi de çok fazla değil. Marketlerde ve pazarlarda çoğu meyveyi bulabiliyorsunuz ama üretim az olduğu için pahalı. O yüzden herkes meyvelere ulaşamıyor. Üretim arttıkça fiyatlar düşecek ve halkın meyvelere ulaşması kolaylaşacak. Böylece tropikal meyve pazarı genişleyecek.” Yaşar Bey ayrıca kendi bahçesinde,  muz ağaçlarının arasında deneme amaçlı papaya yetiştiriyor.

Tropikal meyvelerin sofralarda en az muz kadar yer edebileceğini söyleyen Orman mühendisi Adem Sönmez, pazar şanslarını da şu şekilde değerlendiriyor; “Pazar şansı en yüksek ürünler pepino, papaya, avokado, ananas ve mango olarak sayabiliriz. Bu ürünlerin hem yetiştirilmesi kolay hem de pazar bulma şansı yüksek.”

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.