Yolda Eğlenme!

0

Baştan söyleyeyim, bir yol hikayesiyim. Uzun, çok uzun yolculukların kelimesiyim. Masallar diyarının bitmek bilmeyen ‘az gitmiş uz gitmiş’ kalıbını da gördüm. Yolda kalanların, yoldan çıka(ra)nların, dosdoğru gidenlerin, yol açanların hikayelerine de şahit oldum. O sebepten tembih ve nasihat da taşırım içimde. En çok bir annenin, çocuğunun eline bir şey tutuşturup da ‘Yolda eğlenme’ cümlesi yüreğimi okşar, kulağımı çınlatır.

Yollara düştüm düşeli nice nice diyarları aştım aşalı ‘yolda eğlenme’ cümlesi yankılanır harflerim arasında. Kendimi bilmenin peşine düştüm ben de. Köküm eğ’dir, tahmin etmek kolay tabi. Aklınıza hemen eğmek fiili gelir. Atalarınızın söylediği ‘ağaç yaş iken eğilir’ sözü mutlu eder sizi. Bence ‘ağaç yeşil iken eğilir’ olmalı onun aslı. Siz yoktunuz çünkü o zamanlar, masallar zamanından geliyorum dedim ya, o kadarını da bilelim. Zaten kuru ağaç kütükten ibarettir. Ama manama vakıf olmak biraz tetkîkat ve tetebbuat ister.

Hani yol hikayesiydim ya, manamı ve misallerimi oradan vereyim. Kronolojik olarak sıralayayım.

Meşgul etmek, oyalamak: “Dünya telaşı insanı eğlendirir.” İlk manam bu minvaldeydi.

Durmak, durdurmak: ‘At kaşındırmaktan gayri hiçbir yerde eğlenmeyelim.’ demişti sefere çıkanlarınız ve zaferi Allah’tan beklemişti.

Beklemek, tevakkuf etmek: “ Hacca giderken Şam’da bir hafta eğlenip, kervan hazır olunca yola çıkılırmış.”

Dalga geçmek, alay etmek: “Sözlerimle eğlendi’ En çok da mizah sahasında kullandınız. Bunu bir eğlence addettiniz.

Vakit geçirmek: “Çılgınlar gibi eğleniyoruz” 19. asırdan itibaren en salgın cümledir bu. Bu cümleden söyleyenin neyi kastettiğini kendi de bilmiyordur, buna eminim. Bunu diyen kimseye muhtemelen annesi ‘yolda eğlenme’ tembihatını yapmamıştır. İnsanın zamanı çılgınlar gibi boşa geçirmesine ve de bunu iftihar vesilesi gibi söylemesi manam dahilinde değildir, bilesiniz. Mesuliyet tamamen söyleyene aittir.

Meseleyi anlamak için köklerime dönelim tekrar. Eğ-mek, eğle-mek, eğlen-mek ….

Nereye eğildiniz, kime boyun eğdiniz? Eğmek, bir yere ve şeye meyletmek yönelmektir esasında. Neye eğilir ise onunla meşgul olursunuz. Mesela eğitim, nasıl eğitilirseniz onunla eğlenirsiniz, vaktinizi, nakdinizi o eğitilme şekli ile devam ettirir, o bilgiler üzere bir hayat tarzı geliştirirsiniz. Biraz kitap da karıştırdım. İlginç tespitler buldum.

Meddahlar ve kıssahanlar vakit geçirmek için eğlenceli sözler söylerlermiş. Maksat mizahi  sözler söyleyerek bazı şeyler bu yolla öğretmekmiş.  Mevlana Hazretleri Divanı’nda “Benim gülünç şeyler söylemem. Gülünç şeyler söylemiş olmak, eğlenmek, eğlendirmek için değil, öğretmek, halkı neşelendirip anlatmak istediğimi öğretmek içindir.” Demek ki mizah sadece boş boş güldürüp kahkaha attırmak değilmiş.

Hüseyin Nihal Atsız, Yolların Sonu kitabında eğlenceye başını eğen insana vazifelerini hatırlatır. “Hiç düşündün mü niçindir yaşamak? Bir görev içindir yaşamak. Er kişiysen görevin neyse, başar. Zevke, eğlenceye hayvan da koşar.” İnsanın başı boş yaratılmadığını söylüyor. Hem ne diyordu Arif Nihat Asya:

Ne diye oyunda oynaştasın

Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaştasın

Bir de batı dünyasından fikir nakledeyim. Arthur Schopenhauer, Okumak, Yazmak ve Yaşamak Üzerine düşünmüş olmalı ki şunları yazmış “Çok fazla, yani düşünmeksizin okuyan, eğlence yahut meşgale ile kendini eğlendiren kimse, yavaş yavaş kendi kendine düşünme yeteneğini kaybeder. Tıpkı at üstünden inmeyen birinin sonunda yürümeyi unutması gibi…” Şimdi ata binmiyorsunuz, lakin teyyareler ayağınızı yerden kesiyor, havalara uçuyorsunuz. Havaî şeylere binin; amma hevaî şeyler ile uğraşmayın, derim.

Boş işler ve sözlerden eğlence olmaz, onlara eğlence denemez tabi. Malayani ile iştigal, heva-yı hevesine uymak denir. İlim ehlinin eğlencesi nedir, diye bir sual edilirse cevabı Lâtîfî (Kastamonulu Abdüllatif) veriyor zaten.

Nitekim eğlencesidir mâl ü servet câhilin

Ehl-i irfanın da mâlı bî-şümârıdır kitâb

Cahilin eğlencesi, meşguliyeti mal ve serveti ile oyalanmaktır. İlim ve irfan ehlinin mal varlığı, meşguliyeti ise sayılamayacak kadar çok kitaplarıdır.

Sadede gelirsek; yol uzun, yolculuk meşakkatli, hayat kısa… Hadi eğlenmene bak! diyemem size. Nasihat kabilinden bir dize söyleyebilirim.

Secde yolunda eğilmez ise başlar

Başka yerde eğil(en)meye başlar

Güzel Bir Tabir

MEKTEP SEYİRLERİ

Günümüzün okul gezileri için kullanılan tabiridir. Eskiden ilkbahar gelince her mektep kendi civarında bir mesireye giderdi. Mektep seyirlerine çocukların velileri, akraba ve taallükatı da katılırdı. Ocaklar yakılarak kazanlarla etli pilavlar, bademli, sütlü helvalar pişirilip çocuklara yedirilirdi. Çeşitli yarışlar yapılırdı. Çırpıcı ve Veli Efendi çayırları, Boğaziçi’nin Beykoz çayırı en gözde yerlerdi. Hem tabiat seyran edilmiş hem de faydalı bir şekilde eğlenilmiş olurdu.

PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.