Tarih

1 Gemi ve 26 Mayınla Tarihin Seyri Değişir mi?

Nusret Mayın Gemisi

Çanakkale Savaşları’nda Ezineli Yahya Çavuş, Cevat Paşa gibi pek çok şahsiyet tarihe ismini yazdırmıştır. Bu kahramanların yanında tarihe geçen bir gemimiz vardır ki; onun ismini hemen hemen duymayan yok gibidir. Savaşın en kritik anında, 26 mayını boğaza döşeyerek tarihin seyrini değiştiren bu geminin adı, Nusret Mayın Gemisidir.

Çanakkale Savaşları başlamadan önce Osmanlı Devleti İtilaf Devletleri’nin Boğaz’ı geçmemesi için karada siper kazmak ve seyyar topçu bataryaları kurmak gibi hazırlıklar yanında, denizde de Boğaz’ı mayınlamak gibi birtakım tedbirler almıştı. Mayın etkili bir savunma sistemiydi, fakat zaman zaman İngiliz tarama gemilerinin Boğaz’a girip mayın hatlarını sökmesine mani olunamıyordu. 1915 yılının Mart ayına gelindiğinde Çanakkale Boğazı’ndaki hatların büyük bir kısmı temizlenmişti. Düşmanın denizden topyekûn bir saldırı yapacağı imkân dâhilinde olduğu için boğazın bir an önce tekrar mayınlanması gerekiyordu. Ancak Osmanlı Devleti’nin malî problemleri nedeniyle patlamaz düşüncesiyle kullanılmayan 26 mayından başka, kâfi miktarda mühimmat bulunmuyordu.

Yapılan tahkikat neticesinde düşman zırhlılarının Boğaz’a grup grup girdiği ve görevini tamamlayan grubun geri dönerken, arkadaki grupların yollarını kesmemek için boğazın en geniş yerlerinden biri olan Erenköy Mevkii’nde manevra yaptığı anlaşılmıştı. Bu nedenle son mayınların diğer hatlardan farklı, kıyıya paralel olarak Erenköy Mevkii’ne dökülmesi icap ediyordu. Bu iş için suya fazla batmayan, dar sahalarda kolay manevra yapabilen, bacasından kıvılcım çıkarmayan, motor sesi fazla olmayan ve mümkün mertebe mayın hatları üstünde dolaşabilecek manevra kabiliyetine sahip bir gemiye ihtiyaç vardı. Bu tarif Nusret Mayın Gemisi’ni işaret ediyordu.

Cevad Paşa, 6 Mart gecesi Mayın Grup Kumandanı Hafız Nazmi Bey’i odasına çağırır. Boğazın yeniden mayınlanması işini ona vermeden önce, bu vazifede şehit olmasının geri dönme şansından daha fazla olduğunu Nazmi Bey’e hatırlatır. Nazmi Bey’in cevabı ise son derece nettir: “Asker değil miyim komutanım. Vatana olan borcumu elbette ödeyeceğim. Zaten vatan elden gittikten sonra hayatımın ne önemi kalır ki?”

Nusret’in fark edilmesi halinde kıyı toplarımız aldıkları talimata uygun olarak hareket edecek, himaye ateşiyle Nusret’i koruyacaklardır. Ayrıca kıyıdaki ışıldak ve projektörlerimiz de verilecek her türlü vazife için hazır bekletilecektir.

Mayın gemisi göreve hazır

Nazmi Bey, ertesi gün Nusret Mayın Gemisi komutanlığı yapacak olan Tophaneli Yüzbaşı Hakkı’yı bulur. Nusret’in genç kumandanı Yüzbaşı Hakkı Bey, iki gün önce kalp krizi geçirmesine rağmen görevin kendisine verilmesinde ısrar eder. 7 Mart Pazar günü, gece yarısı Nusret, bütün ışıklarını söndürüp kıvılcım atmasın diye ocaklarını bastırır ve yola çıkar. Daha önceki mayın alanlarını geçen gemi, 26 mayını planlanan şekilde döşer.

Tam da yerini bulan mayınlar

Düşman gemilerine yakalanmadan geri dönülebilirse görev tam olarak başarılmış olacaktı. Derken Nusret Mayın Gemisi’nin yakınında bir karartı belirir ve projektörleriyle boğazı taramaya başlar. Nusret Mayın Gemisi’nin yakalanması an meselesidir. Işıkların Nusret’i yakalamasına saniyeler kala Türk projektörleri imdada yetişir ve düşman ışığını havada yakalar. Boğazda bir ışık savaşı başlamıştır. Düşman devriye gemisi Türk ışıklarından kurtulmaya çalışırken Nusret’i kimse fark edemez ve gemimiz görevini başarıyla tamamlayarak geri döner. Nazmi Bey büyük bir sevinçle kader arkadaşı Tophaneli Hakkı Bey’i tebrik etmek ister, fakat Hakkı Bey’den cevap gelmez. Nusret Mayın Gemisi’nin başkomutanının hasta kalbi ışık savaşındaki heyecana dayanamamıştır. Bir şehit verilerek bu zor iş başarılmıştır.

Tarihin seyrini değiştiren hadise

Mayınların boğaza döşenmesinden on gün sonra 18 Mart günü müttefik donanması saldırıya geçmiştir. Her şey normal seyrinde devam ederken ikmal için geri dönen gemilerde büyük patlamalar meydana gelir. Patlamaz diye yedeğe alınan ve 7/8 Mart gecesi Nusret Mayın Gemisi tarafından, kıyıya paralel olarak 100’er metre aralıklarla, suyun 4,5 metre altına döşenen Türk yapımı mayınlar görevini yapmaya başlamıştır. Yenilmez armadanın fertleri tek tek bu mayınlara çarpmakta, göz açıp kapayıncaya kadar mürettebatıyla birlikte boğazın serin sularına gömülmeye başlar

Önce Bouvet, 639 kişilik mürettebatıyla denizin derinliklerine gömülür. Bouvet’nin yanında manevra yapmakta olan Inflexible da bir mayına çarpıp yan yatmaya başlar. Üç dakika sonra bir patlama daha ve Irrestable’ın da sancak tarafından mayına çarptığını gösteren yeşil flamanın dalgalandığı görülür. Daha sonra da mürettebatı kurtarılan gemi, boğazın sularına gömülür. İtilaf Devletlerinin üç büyük savaş gemisi (Irrestable, Ocean, Bouvet) sulara gömülmüş, üç tanesi de (Inflexible, Golva, Suffen) ağır hasara uğramıştır. Düşman, kısa sayılabilecek bu sürede donanmasının üçte birini yitirir. Nusret’in yapmış olduğu görev, tarihi değiştirir.

Bir geminin tartışmasız zaferi

“Bu mayınlarla baş döndürücü bir zafer kazandılar”

Sir Ccolyen Corbet: “Felaketlerin hakiki sebebi keşif ve tayin olununcaya kadar çok geçmedi. Gerçek şu idi ki, 8 Mart gecesinde Türkler, haberimiz olmadan Erenköy Koyu’na paralel olarak 20 mayın dökmüşler ve keşif gemilerimiz, aramaları esnasında bunlara rastlamamışlardı. Türkler bu mayınları özel amaçla manevra sahamıza koymuşlar, gösterdiğimiz bütün ihtiyata rağmen baş döndürücü bir zafer kazanmışlardır.”

Bahriye Nazırı Winston Churchill: “Birinci Dünya Harbi’nde bu kadar insanın ölmesine, harbin ağır masraflara mâl olmasına, denizlerde onca ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca neden, Türkler tarafından o gece atılan o incecik çelik halat ucunda sallanan yirmi demir kaptır.” sözleriyle Nusret’in başarısını tebrik etmekten kendilerini alamamışlardır.

Nusret, daha uzun yıllar deniz kuvvetlerinde hizmete devam etti. 1957 yılında askeriyeden emekli olan gemi, 1962’de Kaptan Nusret adıyla kuru yük gemisi olarak satıldı. 1990 yılında Mersin açıklarında alabora oldu.

1999 yılında bir grup gönüllü tarafından su yüzüne çıkarılan Nusret, Yavuz ve Midilli gibi jilet olmayı beklerken 2003 yılında Tarsus Belediyesi tarafından, Çanakkale Savaşları ile ilgili heykellerin de yer aldığı bir çevre düzenlemesi ile müze haline getirildi. Aslına uygun restore edilen geminin maketi, Çanakkale Deniz Müzesi’nde, kendisi de Mersin’in Tarsus ilçesinde ziyaret edilmektedir.

Kaynaklar:  Erol Mütercimler, Destanlaşan Gemiler Hamidiye, Yavuz, Nusrat, Alemdar, İstanbul 1987; Heyet, Dünya Tarihini Değiştiren Kahraman Gazi Nusrat Mayın Gemisi, Mersin 2007; Ergun Göze, Kuğunun Son Ötüşü, İstanbul 2005, www.nusratmayingemisi.com

 

En Yeniler

Başa dön tuşu