EdebiyatKitaplıkSeyahat

120 Bin Km’lik Kitap

Ne demek 120 bin kilometre? Türkiye’yi bir uçtan diğer uca tam 80 defa gezmek demek. Yakın zamanın uzak hikayesi bu. Yok olmak üzere bir izi takip edip, satırlara taşımak, izleri bozmadan anlatmak demek.

Çok okuyan mı daha iyi bilir, yoksa çok gezen mi? Muhakkak herkesin bir şekilde karşılaştığı sorudur bu. Peki, bir taraftan okuyup diğer taraftan seyahat etmeye ne dersiniz? Şayet böyle düşünüyorsanız bu kitap tam size göre.

İnsan ve Hayat Kitaplığı’ndan çıkan eser, uzak coğrafyalarda İslâmiyet’in büyük izlerinin peşine düşen seyyahların gezip gördükleri yerlerden, hatta görünenin ardındaki görünmeyen izlerden aktarılan, seyahat notlarından oluşmaktadır. Eseri okumaya başladığınız andan itibaren bir el, tüm benliğinizi sıvazlayacak ve siz de düşeceksiniz seyyahlarla beraber büyük izlerin peşine.

Bazen sıcaktan bunalarak, bazen de soğuktan üşüyerek hayata ve insana dair bilmediğiniz, görmediğiniz güzelliklerle ve yeni insanlarla tanışmanın heyecanıyla dünyanın kapılarını aralamış olacaksınız. Göreceğiniz şeyler sizi hayrete düşürecektir. Dünya içinde aynı ize rastladığınız birbirinden farklı dünyalar…
Hazırsanız ömrünüz boyunca aklınızın bir köşesinden çıkmayacak yolculuğunuz başlıyor.

İlk olarak Gazimağusa’nın kara kapısından girerek Kıbrıs ile başlayacağınız seyahatinize sırasıyla; Abdullah Efendi’nin ayak izlerini takip ede ede Brezilya, varlıkla yokluk arasında kalmış zıtlar ülkesi Nijer, toprağı zengin, insanı fakir olan Gine, derindeki izleriyle Madagaskar, ‘yoklar’ın ülkesi Nepal, renkli ve bereketli Bangladeş, suların ülkesi Brunei, binlerce kilometre uzakta olsa da bize çok yakın olan Bande Açe, kurallar diyarı Singapur, iklimi de insanı da sıcak olan Malezya, eksi kırklara kadar düşen soğuğuyla Moğolistan, bir zamanlar Anadolu’yu ilim ve insan kaynağı olarak besleyen beldelerin beşiği Kırgızistan, Avrupa Kıtası’ndan daha geniş Kazakistan ile devam edip Orta Asya’nın en önemli ve az bilinen ziyaret mahalli olan Seyfid Bulan’la seyahatiniz nihayete erecektir.

Böylelikle, Güney Amerika’dan Afrika’ya, oradan da Orta Asya’ya kadar üç kıtada on dört ülkeyi, 120.000 kilometrelik bir alanı gezerek bambaşka kültürler içerisinde bambaşka insanlar tanımış olacaksınız.

Seyyahların peşine düşüp ülkeleri karış karış arşınlarken:
Bir beldede irşad için kalıp, ismi günümüze kadar ulaşanların ve ismi ulaşmayan ama vakti zamanında İslam nuruyla bu beldeleri mayalayan kimselerin zarif dokunuşlarına…
İslâm’dan nasiplerine koca bir dilim düştüğü halde, bunu muhafaza edemediğine sessiz sedasız, içten içe ağlayan beldelere…

Başında yirmi beş litrelik bir kovayla kilometrelerce yalınayak yol yürüyen annelere ve köylerine su kuyusu açıldığı için mutluluktan gözleri parlayan çocuklara…
İnci gibi yan yana dizilmiş dişleriyle gülümseyişinin arkasına gizlenmiş, Afrika insanının hüzünlü ve fakir haline…

‘Beyaz adam’a karşı önyargının arkasındaki tarihi nedenlere…
Ayrılırken, “Bizi maddi ve manevi yalnız bırakmayın.” diyen, güzel insanların gözlerinden düşen birkaç damla yaşa ve içinizden bir parçanın kopup orada kaldığına…

Görünürde başka hakikatte bambaşka olan, ülkelerin derindeki izlerine…
Katilin, hırsızın, trafik ışıklarının ve boşanmanın olmadığı lakin paryalara (kölelere) denk dahi gelemediğiniz, hayaller ülkesindeki kast sistemine…

Sakızın alım satımının yasak olduğu ancak reçeteyle izin verildiği kurallar ülkesine…
Hava eksinin oldukça altında. Ağızdan çıkan buharı kristale dönüştüren soğukta, yaşadığı beldeden kilometrelerce uzağa eğitim için giden bir talebenin at üstündeki yolculuğuna…

En önemlisi de bir taraftan varını yoğunu geride bırakmış, İslâm’ın güzelliğini buralarda yaymak için gelip insana değer verenlerin ve bu düşünceyle hâlâ buralara gelenlerin o kutsal ayak izlerine; diğer taraftan da yeraltı ve yerüstü güzellikleri sömürmek için bu beldelere akın edenlerin ve aynı zihniyetle gelmeye devam edenlerin, insanı sadece adi bir meta olarak görüp köle gibi kullananların, kirli ayak izlerine, oluklar çift olup birinden tüm saffetiyle nurun diğerinden ise katran karası zulmetin nasıl aktığına…
Daha nice nice bilmediğiniz, görmediğiniz ve duymadığınız insana, insanlığa, hayata ve yaşanmışlığa dair güzelliklere, hüzünlere ve hakikatlere yakinen şahit olacaksınız.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı