Acele Etmenin Hikmeti

0

Abdullah b. Vâbısatü’l-Abesi’den, o da babasından, o da dedesinden rivayet ediyor:

“Rasülullah sallallahü aleyhi ve selem efendimiz Minâ’daki yerimize, bize geldi. Biz Mescid-i Hayf’ı takip eden birinci Cemre’ye iniyorduk. O da hayvanının üzerinde idi. Terkisine de Zeyd b. Hârise’yi almıştı. Bizi İslâm’a çağırdı. Vallahi davetine icabet etmedik. Ama bizim için hayırlı olmadı. Daha önce kendisini ve Hac mevsiminde herkesi İslâm’a çağırdığını duymuştuk. Başucumuzda durarak bizi İslâm’a çağırdı. Ama biz ona evet demedik. Meysere b. Mesrûk el-Abesî de yanımızdaydı. Şöyle dedi:

—           Allah’a yemin ederim ki bu adamı tasdik eder, yanımızda götürürsek iyi olur. Allah’a kasem ederim ki onun davası galip gelecek, bütün yüceliklerin üstüne çıkacak.

Arkadaşlarından biri:

—           Bizden uzak dur, bizi önüne geçemeyeceğimiz tehlikelere maruz bırakma, karşılığını verdi.

Allah Resulü, Meysere’nin sözlerinden ümide kapılıp onunla konuştu. Meysere:

—           Sözlerin ne kadar güzel! Ne kadar aydınlık!.. Ama kavmim bana karşı çıkıyor, bir adam kavmiyle ayakla durabilir. Onlar yardım etmezse düşmanları hiç yardım etmez, dedi.

Rasülullah ayrıldı. O kavim de ailelerinin yanına gitmek üzere Mekke’den çıktı. Meysere onlara:

—           Bizi Fedek’e götürün, orada Yahudiler var, onlara bu adamın durumunu sorarız, dedi.

Bunun üzerine Yahudilere gittiler. Yahudiler bir kitap çıkarıp önlerine koydular. Rasûlullah’tan bahseden yeri arayıp buldular. Orada şöyle yazılıydı: “Arap ve ümmî Peygamber… deveye biner, ekmek parçalarıyla yetinir. Ne uzun ne de kısadır. Saçları ne çok kıvırcık ne çok düz; dalgalı. Gözünde kırmızılık vardır, rengi esmere çalar.”

Sonra Yahudiler şöyle dediler:

—           Eğer sizi davet eden adam bu tarif edilen zat ise ona hemen icabet edin, dinine girin. Biz haset ettiğimiz için ona uymayacağız. Onun yüzünden pek çok yerde büyük felâketlere uğrayacağız. Hiç bir Arap ona karşı ilgisiz kalmayacak, ya ona tâbi olacak ya onunla savaşacak. Siz ona uyanlardan olun.

Meysere:

—           Ey kavmim! Bu iş açık seçik anlaşılmıştır, dedi.

Kavmi:

—           Gelecek hac mevsiminde geri döner, onu buluruz, diyerek memleketlerine gittiler.

İleri gelenleri ertesi sene hacca gitmelerini engelledi ve dolayısıyla onlardan hiç kimse Peygamber Efendimiz’e (s.a.v.) tabi olamadı. Sonra Allah Rasûlü Efendimiz Medine’ye hicret buyurdu. Vedâ haccını yaptığı sene Meysere, Rasûlullah Efendimiz ile karşılaşıp onu tanıdı ve:

—           Yâ Rasûlullah, Allah’a yemin ederim ki başımızda durduğun o günden beri sana tâbi olmayı isteyip duruyordum. Olan oldu. Gördüğün gibi Allah İslâm’a girişimi geciktirdi. O gün benimle beraber olan grubun tamamı öldü. Yâ Nebiyallah, onların girdikleri yer neresidir? diye sordu.

Allah Rasûlu:

—  İslâm dininden başka bir hâl üzere ölen herkes cehennem ateşindedir, buyurdu.

Bunun üzerine Meysere:

Beni kurtaran Allah’a hamd olsun, deyip İslâm’a girdi ve güzel bir Müslüman oldu.

(Toplam 354 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.