İnsanKeşfetSeyahat

Açık Hava Geri Dönüşüm Fabrikaları

Afrika Günlükleri

Hiç ikinci el elbise pazarı duydunuz mu? Nijerya’da Okirika, Gana’da Obroni Wawu, Zambiya’da Salaula, Kongo’da Sola, Kenya’da Mitumba, Tanzanya’da Kafa Ulaya, Mozambik’te Xipomenine en meşhur pazarlardandır.

Biraz rakamlar konuşsun. Global olarak kıyafet sektörü, dünya ticaretinde 3 trilyon dolarlık söz hakkına sahiptir. %75’ini Avrupa, Amerika, Çin, Japonya oluşturur. Yağdan sonra çevreye en çok zarar veren endüstridir. Ozonu delen sera gazının %10’unu oluşturur. Atık suyun %20’sini oluşturur. 1 kg pamuğun üretimi için 10.000 litre civarı suya ihtiyaç vardır. 1 kg pamuktan ise sadece 1 adet tişort üretilebilir. Bütün çevre zararlarında tekstil sektörü her zaman ilk üçte yer almıştır.

Dünya’da insanların %70’i ikinci el kıyafet kullanır. Bu insanların %10’unun sıfır kıyafete ulaşabilme imkânı varken, kalan %90’ı için böyle bir şey söz konusu bile değildir. Çoğu, köylerine sıfır kıyafet ulaştırılamaz bile.

1980’lerden sonra, yani sömürge zihniyeti planladığı şekilde hedef kitleleri kendine muhtaç bırakıp, onların zenginliklerini yağmalayıp, yerine sadece ihtiyaç mefhumunu bıraktığı yıllardır. İkinci el elbise sektörü oluşmaya başlar. Çok geçmeden %85 oranında, Afrika’da ikinci el kıyafet ithalatı oluşur. Sıfır kıyafet sektörüne göre, 20 kat daha hızlı büyüyen bir sektör olmuştur.

Şehrin içi ve dışı

Bulunduğunuz şehrin biraz dışına çıkın. Çünkü görmek istediğiniz şeyin büyüklüğü, şehir merkezine sığmaz. Yakınlarda bir yerlere, muhtemelen 3 tekerlekli motorlu taksicilerin yanına park ediverin. Ve hiçbir detayı atlamadan ilerleyin. Yerlere ufak tezgahlar açmış satıcıların içinden geçerek, tekstil ticaretinin bütün akışının yaşandığı merkeze geldiğinizde, hayretle etrafınıza, önünüze, arkanıza bakın.

Evet, herkes aynı şeyi yapıyor. Alıyor veya satıyor. Bulunduğunuz ülkenin giyim sektörünün tam kalbindesiniz. Yerler, Afrika’nın kırmızı kumuyla bezenmiş, bütün tezgahlar seyyar ve tahta olarak dizayn edilmiş, tüm askılıklar ağaç dallarından çubuklarla yapılmış, bütün firmaların aynı renk ve aynı tonu olan palmiye dalları ile çatılmış tavan ve gölgelik dekoru var. Afrika’nın herhangi bir yerinde, marka ve reklam olmadan bütün satıcıların aynı güler yüzle hizmet verdiği kocaman bir alışveriş merkezindesiniz.

Önceden çok mevzu olmayan para, buralara da yerleşmiş meğer. Buradaki herkes, almaya ve satmaya çok istekli. Tok satıcı, yok. Beğenmeyen müşteri, yok. Öyle ki ikinci el kıyafetin geri dönüşümünü yapabilen ülkeler, her mahalle veya sokaktaki kıyafet kumbaralarından topladığı eşyaları, geri dönüşüm tesislerinde ayrıştırır. Alt, üst, uzun kol , kısa kol, kot, pamuk….vs.

Hatta öyle ki teki olmayan ayakkabılar bile paketlenir. 50 kiloluk balyalar ile ithal edecek ülkelere gönderilir. Firmanın seçmek ve transfer etmek dışında çok çaba harcamadan, atılandan para kazanma sanatıdır.

Balya balya kıyafet

İthal eden ülkedeki toptancının deposundan, yerel satıcı istediği balyasını alır. Açıp bakma lüksü yoktur. Kimisi tek çeşit, kimisi bol zenginlikle açar tezgahını. Kimisi yerde karışık satar, seç beğen al diye.

 

Kimisi kendisi seçer, tamir eder, asar, sonra satar. Kendisi tek tek, fiyatlandırır. Sonra fazla deforme olmuşları ayırır. Başka satıcıya toptan satıverir. Seçmecedir onun tezgahı. Bilir cümle âlem. Sıfırı 80-90-100 dolar olan, az kullanılmış, iyi kalite bir gömleği önce yıkar, ütüler. Aklından geçirdiği paraya fiyat biçer.

Öyle aklınıza elektriği olan dükkânlar gelivermesin, ulu bir pazar düşünün. Evinde ütüler çoğu kıymetli malını, düğmelerini kontrol eder. Sonra kadim, yerli, vasıflı, zengin müşterilerini arar. Bankacı veya resmi birimlerde çalışan, nakit ödeme yapacakları ön planda tutar. Elinde ona özel harika birkaç parça kıyafet olduğunu, isterse oraya getirebileceğini teklif eder.

Başarılı bir şekilde ikinci defa pazarlanan kıyafet, yeni sahibine kavuşur.

Bazısının tezgahı da o, çifti olmayan ayakkabılardan, terliklerden oluşur. Bunu da savaş zamanlarında zulüm görmüş ve tek ayağı olan kimseler alır.

Bazı parça tezgâhlarında hiç hesaba almayacağınız küçük parçalar satılır. Alıcı rastgele iki parçayı alıp, bu sıranın sonundaki seyyar terziye diktirir. Yani sadece birleştirip, lastiği takılır. Çünkü alanın elbiseye değil, belki sadece giyinmeye ihtiyacı olduğundandır. Üretim fabrikasından başta fabrika dedik ya.

Elde olandan üretir terziler, ne iş gelse en güzelini yapmaya uğraşır. Adeta bir geri dönüşüm izini silebilme mimarlığıdır. Terziler gibi aralarda çok dolaşan bir de ayakkabı ve çanta tamircileri vardır. Yıkarlar, boyarlar, her yerini kontrol edip, özenle teslim ederler.

Aa nereden aldın!

Yarın yeni balya açacak olan, telefonla, yazıyla veya tezgahları gezerek kendi reklamını yapar. Kim yeni mal aldıysa mutlaka açılışta izdiham yaşanır. Çünkü her balya, umut paketi gibidir. Hep en iyisinin, en yenilerinin olması temenni edilir. Aynısının bedeni, farklı rengi, benzeri olma ihtimali çok çok düşüktür. Kimseyle taklit edilme ihtimali yoktur. Kimse “Aaa nerden aldın!” diyemez. Yoksa şimdilerde ki “cool” olmak, farklı giyinmek, istediği parçayı istediğiyle eşleştirip tarzını yakalamak tam da bu mudur?

Yurt dışı seyahatlerinizde mutlaka pazarlara uğrayın. Kıyafetten tutun da yiyecek pazarları, kıyı kesimlerdeki balık pazarları, deniz kabukları ve mercanların satıldığı pazarlar, el işçiliği ve oymacılığın görsel şöleni sergilenen, uçsuz bucaksız gökyüzü altında hangisine denk gelirseniz…

Farklı zanaatlar, ticaretin her basamağına tırmanan hayatlar, illaki birileri bir şeyler katacaktır size.

Yani dememiz o ki; dünya olmuş koca bir pazar; hem alan gizli hem satan gizlidir. Şu ara kullandığınız montunuz, pardesünüz, ayakkabınız için ne kadar bütçe ve zaman ayırdığınızı, kendinizi yorduğunuzu düşünüverin. Bazen onda gördüğünüzden olmayıversin. Bazen de varsın herkeste olandan olsun. Belki nakit işine aklımız ermez; ama vakit israfı olduğu çok kesin…

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı