Hikaye ve Günlükler

Akıl mı, Zekâ mı?

Bugün mahalleden arkadaşım Tuğçe’yi ziyaret ettim. Kendisi üzgündü. Neden üzgün olduğunu sorduğumda paylaşmak istemedi. Çok şaşırmıştım. Tuğçe ile aramızdan su sızmazdı. Ne olmuştu ki bu derece üzülmüştü. Beraber parka gittik. Ben biraz ısrar edince bir süre sonra Tuğçe kendisini bu derece üzen olayı bana anlatmaya başladı.

“Arkadaşlara güvenim azaldı.” dedi.

Okulun açıldığı ilk hafta sınıf arkadaşları, “Tuğçe, okul müdürüne gidelim. Bizim sınıfa ayrımcılık yapıyor. Sebebini soralım, hakkımızı arayalım.” demişler.

“Ne olmuş ki?” diye sordum.

Kendi sınıflarının hemen yanındaki sınıfa bilgisayar, projeksiyon ve akıllı tahta alınmış. Masa ve sandalyeler yenilenmiş. Oysaki okulun en çalışkan öğrencisi olan Tuğçelerin sınıfına hiçbir şey yapılmamış. “Devletin imkânlarını kendi çocuğu için kullanıyor. Gidip kendisine bizde aynı imkânları istiyoruz diyelim.” demişler.
Tuğçe ve arkadaşları Müdür odasına kadar birlikte gitmişler. Kapıyı tıklatmışlar. “Geeel!” sesinden sonra sadece Tuğçe içeri girmiş. Fakat diğer arkadaşları girmemişler.

“Söyle bakalım. Bir problem mi var?” diye sormuş Müdür Ali Bey.

Tuğçe “Öğretmenim sınıf arkadaşlarım ile birlikte gelmiştim. Onlar içeri girmediler. Ben girmiş bulundum.”

“Anlat bakalım, konu nedir?”

Tuğçe arkadaşlarının ona anlattığı konuyu anlatmış. Ali Bey, Tuğçe’ye odasında bulunan bir tabelayı göstermiş. ” Bakalım burada ne yazıyor?” demiş.
Tabelada “Bu sınıfın müştemilatı öğrenci velileri tarafından temin edilmiştir.” yazıyormuş. Ali Bey “Geçen sene öğrenci velileri ve sınıf öğretmeni karar vermişler. Bana sınıflarına akıllı tahta ve bilgisayar almak istediklerini söylediler. Ben de bir veli olarak kendi hesabıma yardımda bulundum. Bugün sizin sınıf öğretmeniniz ile de görüştüm. Velilerinizle toplantı yapacağız. İsterlerse aynı imkânları size de sunacağız.” demiş.

Tuğçe mahcup olmuş. Ali Bey:

“Bugün çok önemli bir deneyime sahip oldun. Arkadaşlarını erken yaşta tanıma ve anlamaya başladın. Senin bugün yaşadığın deneyimi öğretmenlik mesleğine başladığım ilk yılda yaşamıştım. Maaşımızdaki bir problemi 9 arkadaş okul idaresine iletmeye karar verdik. İdare odasına giderken her merdivende bir kişi azaldık. Netice olarak dokuz arkadaş yola çıktık iki kişi olarak problemimizi yetkiliye aktarabildik. Ben bu olaydan çok önemli ders çıkardım. Sen de öyle yap.” demiş.

Ali Öğretmenin bu iyi davranışına rağmen Tuğçe’nin üzüntüsü hala geçmemiş. Bunun üzerine, Ali Öğretmen “Bana o gün yetkili idarecinin anlattığı fıkrayı sana anlatayım” demiş.

“Ormanda bir tilki dolaşırken, ağaçta asılı büyük bir et görmüş. Yemek için uzandığında etin arkasında bomba olduğunu görmüş. Bunun üzerine ağaca yakın bir yere gitmiş ve beklemeye başlamış. O sırada aç bir kurt gelmiş. Ağaçta asılı eti görünce, tilkiye neden eti yemediğini sormuş. Tilkide “Ben bugün orucum. Topun patlamasını bekliyorum.” demiş. Kurt bunun üzerine eti yemek için hamle yapmış ve bomba patlamış. Patlamanın tesiri ile kurt yaralı bir şekilde ileri savrulmuş. Tilki eti yemeye başlayınca kurt yaralı bir halde
“Hani sen oruçtun?” demiş. Tilki “Top patladı duymadın mı?” diye cevap vermiş.”

Tuğçe fıkraya çok gülmüş.

“Bu fıkra şunu anlatıyor. İnsan her hareketinde aklını kullanmalı. Ben bu hareketi yaparsam ne olur, ne olmaz?” diye düşünmeli.
“Söyle bakalım sence akıl mı daha üstün zekâ mı?”

Tuğçe “Zekâ!” diye cevap vermiş.

Ali Öğretmen “Zekâ, bir arabanın motoruna benzer, motor ne kadar kuvvetli ise araba o derece güçlü ve hızlı olur. Ancak akıl yani fikirli olmak direksiyona benzer. Arabanın gideceği yönü akıl tayin eder. Bundan sonraki hayatımızda zekâmızla birlikte aklımızı da iyi kullanalım.” demiş.

Bunu bana anlattığı için arkadaşım Tuğçe’ye teşekkür ettim. Ayrıca üzülmesine gerek olmadığını, öncelikle arkadaşlarının ona hayatı tanıma yönünde çok önemli bir ders verdiklerini, hayatta güvenilecek iyi insanların da olduğunu söyledim. Tuğçe kendisine bu konuda destek olduğum için çok mutlu oldu ve bana teşekkür etti.

En Yeniler

3 Yorum

  1. Zeka ve fikir üzerine yazılmış güzel bir hikaye olmuş. İnsanlar genelde çocuklarının zeki olması ile övünürler. Deneme sınavında birinci oldu, ikinci oldu gibi… Oysa en önemlisi Fikirdir. Birçok zeki insan fikrini doğru kullanan insanların yanında çalışırlar.Bu yüzden çocuk gelişiminde anne ve babaların çocuklarının yanlışı, doğruyu sorgulama, ayırt etme yönüne çok önem vermelidir. Hikayede akıl yani fikrin arabanın direksiyonuna benzetilmesi çok güzel ve vurgulama, örnekleme açısında süper olmuş.
    Fikrinin aklını iyi kullanan insanlar hayatları boyunca başarılı olurlar. Bu tür hikayelerin devamını diliyorum.
    Kübra’ya sevgilerimi iletiyorum 🙂

  2. Önemli bir konu hikaye içerisinde işlenmiş. Fikir, fikirli insan olmak çok önemli.Birçok zeki insan fikrini kullanamadığı için heba oluyor. Hikayelerin devamını bekliyorum. Teşekkürler

  3. Büyükler Allah akıl fikir versin diye demekki boşuna demiyormuş 🙂 Eğer zeka üstün olsaydı zeka versin derlerdi.

    Bu tür hikayeleri severek okuyorum. Güzel ve anlamlı bir konu seçmiş ve güzel ifade etmişsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı