Antidepresan İlaç Kullanımı Neden Arttı?

1

“Ne zaman mikroplar artar veya savunma mekanizmamız zayıflar, iste o zaman hasta oluruz. Ruhsal hastalıklar da aynen böyledir. Hastalığa sebep olan biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok faktör vardır. Vücudun bas etme mekanizmaları ile bunlar arasındaki dengenin bozulması ruhi hastalıklara zemin hazırlar.”

Psikiyatri Uzmanı Dr. İbrahim Karakaya anlatıyor…

Çocuğun anne babasından erken ayrılması ya da evde küçük bir sosyal çevreyle kısıtlı büyümesi ruhi açıdan dayanıksız yetişmesine sebep oluyor. Yetişkinlerde ise yalnız kalmak, yabancı bir çevrede, kalabalık bir şehirde yaşamak, fazla çalışmak, her an işini, sağlığını hatta hayatını kaybetme riski ruhen onu yıpratıyor. Ruhi hastalıkların sebepleri, sonuçları, tedavi yöntemleri ve kullanılan ilaçları Psikiyatri uzmanı Dr. İbrahim Karakaya ile konuştuk. İşte, detaylar;

İbrahim Bey, Türkiye’de son yıllarda antidepresan ilaç kullanımında artış var mı?

Son yıllarda ruhi hastalıklar Türkiye ile birlikte bütün dünyada giderek artıyor. Hastalıklarla doğru orantılı olarak antidepresan ilaç kullanımı da arttı diyebiliriz. Bu artışın birçok sebebi var. Öncelikle ruhi hastalıkları daha iyi tanıyor ve tedavi edebiliyoruz. Toplum bilinçlendikçe psikiyatriste gitmeye mani olan ön yargılar azaldı. Bu bir nebze de olsa sevindirici bir haber. Kötü haber ise psikiyatrik hastalıkların toplumda her geçen gün giderek artıyor olması.

Hastalığın artış sebebi ne olabilir?

Her hastalığın ortaya çıkmasında basit bir mantık vardır. Hastalığa sebep olan ve bizi hastalıktan koruyan faktörler daima mücadele halindedirler.

Bu mücadele bir denge içinde sürüp gider. Mesela mikroplarla sürekli karşı karşıya kaldığımız halde hasta olmayız. Ne zaman mikroplar artar veya savunma mekanizmamız zayıflar, işte o zaman hasta oluruz. Ruhî hastalıklar da aynen böyledir. Hastalığa sebep olan biyolojik, psikolojik ve sosyal birçok faktör vardır. Vücudun baş etme mekanizmaları ile bunlar arasındaki dengenin bozulması ruhi hastalıklara zemin hazırlar.

Detay verebilir misiniz?

Ruhî hastalıkların sebepleri arasında bir biyolojik bir de psikolojik olanlar vardır. Hava kirliliği, çevre kirliliği, yediğimiz sağlıksız gıdalar nasıl ki bedenimizi ve genlerimizi etkiliyorsa, ruh sağlığımızı da aynı oranda etkileyebilir. Psikolojik faktörler ise genellikle ilk çocukluk dönemindeki yaşanan olaylardır. Çocukların anne babalarından erken yaşta ayrılması, işleri sebebiyle anne babaların çocuklarına yeteri kadar zaman ayıramaması, çocuğun evde ve küçük bir sosyal çevreyle kısıtlı kalması gibi daha birçok sebep çocukların ruhî açıdan dayanıksız yetişmesine sebep olur ve ruhî hastalıklara yakalanma riskini artırır.

Sosyal faktörler de benzer şekilde ruhi hastalıkları artırmaktadır. Günümüzde sosyal olarak yalnız kalmak, yabancı bir çevrede, kalabalık bir şehirde yaşamak, fazla çalışmak, her an işini, sağlığını hatta hayatını kaybetme riski ile yaşamaya devam etmek, insanların ruhen yıpranmasına yeterde artar.

Ruhi hastalıktan koruyucu faktörler nelerdir?

Evli olmak, düzenli bir iş sahibi olmak, maddi problemlerin olmaması ve inançlı olmak, ruh sağlığının korunmasına yardımcı olur. Fakat bunların hemen hepsinin günümüz toplumlarında sarsıldığını görüyoruz. Ruhî hastalıktan korunmanın bir yolu da yediğimiz içtiğimize dikkat etmek, güvenilir ortamlarda, güvenilir kişilerle bulunmak, düzenli çalışmaktan geçer.

Tedavide ilaçların kullanılmasının sebebi nedir?

İnsan zihni bilgisayara benzer. Bilgisayarda bir mekanik aksam bir de program vardır. Bunlar birbiri ile ilişkilidir. Birinin zarar görmesi diğerini de etkiler. Zihnimizde aynen böyledir. Zihnimizin ürünü olan düşünce ve bunların ürünü olan davranışlar da mutlaka beynimizin biyolojik bir parçası ve bunun üzerinde meydana gelen kimyasal bazı değişikliklerle ilgilidir. Psikiyatrik hastalıklarda tedavi iki şekilde olabilir; ilaçlar kullanmak ya da düşünce ve davranışlara etki etmeye çalışmak. İlaçlar beynimizde zarar gören biyolojik mekanizmaların düzenli bir şekilde çalışmasını sağlamak için kullanılır.

Hangi yöntemi kullanacağınıza nasıl karar veriyorsunuz?

Her vakıa aynı olmamakla birlikte ruhi hastalıkların tedavisinde ilaç ve psikoterapi yöntemi beraber kullanıldığında daha başarılı olunur. Gerekli olduğunda biz hastalarımıza her ikisini birlikte uygulamaya çalışırız. Ama bazı sebeplerle bazen ilaç tedavisi daha baskın olabiliyor. Burada en önemli nokta hastalığa sebep olan bütün faktörler üzerine çalışmaktır. Biyolojik faktörler gibi, psikolojik ve sosyal faktörlerin hastalığa sebep olan yönleri de tedaviye katılmalıdır. Bütün bunlar yapılabilirse hem hastalık kolay tedavi edilebilir hem de tekrar etmesinin önüne geçilebilir.

İlaçsız tedavi mümkün müdür?

Tedavilerde genellikle hangi yöntemin olacağını, gerekli bilgileri hastamıza verdikten sonra hastalarımızın inisiyatifine bırakırız. Ancak burada zorlanılan nokta, hastaların hiçbir psikiyatrik danışmanlık almadan tedavi olmamaya ya da tedavinin faydalı olmayacağına karar vermeleridir. Zorlandığımız bir diğer nokta ise psikoterapilerin zor, zaman alan ve uygun hastalarda uygulanabilir olmasıdır. Hastanın çok olduğu kliniklerde maalesef bunu tam manasıyla uygulamak oldukça güçtür. Bu da psikiyatristleri ilaç tedavisini tercih etmeye itmektedir.

Tedavi edilmeyen hastalarda ne gibi olumsuz sonuçlarla karşılaşılıyor?

Ruhsal hastalıklar tedavi edilmediğinde hasta ve hasta yakınları bazı risklerle karşı karşıya kalırlar. Bunlardan ilki hastalığın gittikçe şiddetlenmesi ihtimalidir. Hastalığının giderek şiddetlenmesinin ise hastanın düşünce ve yargılarının bozulması, kendine zarar vermesi gibi birçok riski vardır.

İlaçlar doktor tavsiyesiyle kullanılmazsa ne gibi olumsuz sonuçlar ortaya çıkar?

Antidepresan ilaçların başta kalp ritim problemi, karaciğer ve böbrekler üzerine etkileri, iştah artışı gibi birçok yan etkisi vardır. Ancak yan etkilerinden çekinerek ilaç kullanmaktan kaçınmamak gerekir.

Bazı hastalarımızda ilacını önerildiğinden daha fazla kullanma eğilimi olmaktadır, bu da yanlıştır. İlaçlarla ilgili başka problem ise hastanın kendi ilaçlarını intihar amacıyla kullanılabilmesidir. Birçok başka ilaca göre bu girişimler daha zararsız atlatılabilse de zaman zaman alınan çok yüksek dozlarla ölümlerin görüldüğü vakalar da mevcuttur.

(Toplam 786 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

1 Yorum

  1. “Hayatın bilinmeyenleri önünde ilim daima hayrette kalmıştır ve kalacaktır. İnsan, bilgide ne kadar ilerlerse ilerlesin, bir an sonra ne olacağını görüp, kestiremeyecektir.

    İhtiraslarımın esiri ve hayallerimin oyuncağı olmamak için düşünmeliyim ki, dün yoktum, bugün varoldum. Uykudan uyanır gibi uyandım. Büyüdüm. Ağladım, güldük. Sevdiğim, sevildim. Okudum, öğrendim…”

    Ord. Prof. Dr. Ali Fuad BAŞGİL

    ~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

    Aldanma bu dünyaya fani cihandır bu,

    Kendisi aşikâr, ateşi gizli külhandır bu,

    Giden geri gelmez iki kapılı handır bu,

    İnsafı terk eyleme makam-ı imtihandır bu.

Fikrinizi Belirtin.