Eğitim

Arkadaştan Zorba Olur mu?

Arkadaşlık Kuralları

Öğrenciler aralarında en az üç yaş fark olan arkadaşlarıyla aynı ortamı paylaşıyorlar. Bu yaş aralığı ilköğretimlerde daha da artmaktadır. Bu da akran zorbalığı riskini arttırmaktadır. Akran zorbalığı araştırmacıların, eğitimcilerin, psikologların ve rehber öğretmenlerin üzerinde ciddiyetle uğraştıkları bir problemdir. Çünkü sonuçları bütün hayatı etkilemektedir.
Çocuğun gelişimini ve başarısını etkileyecek olan okul dönemi, özellikle akran ilişkileri yönünden takip ve desteğe muhtaçtır. Çocukluk döneminde sosyal onay ihtiyacının karşılanması, kendini topluma kabul ettirme, kendini gerçekleştirme gibi geleceğini şekillendirecek durumlarda, akranları tarafından kabul edilmesi ve iyi ilişkiler içerisinde olması sosyal gelişim açısından oldukça önemlidir.
Bu dönemin sağlıklı yürütülmesinin önündeki en büyük engel de akran zorbalığı olarak tanımlanan arkadaşlar arası geçimsizlik ve sonucunda oluşan olumsuz duygu ve davranış durumlarıdır. Okullarda zorbalığın görülme sıklığı ile ilgili haberler son yıllarda fazlalaşmakta ve birçok öğrencinin doğrudan ya da dolaylı olarak bu olaylarda yer aldığından şüphe duyulmaktadır. Üstelik bu olaylardan sadece mağdurlar değil zorbalık yapan öğrenciler de ciddi zararlar görmektedirler. Zorbalık okullarda sorumlu olan bütün kişilerin dikkatini, ilgisini gerektiren, ailelerin takibini ve öğrencisi ile iletişimini mecbur kılan önemli bir sorun olarak ortaya çıkmaktadır.
Okullarda zorbalık davranışının maddi ve manevi kayıpları tam olarak algılanamamakta ve basit bir arkadaş anlaşmazlığı olarak yorumlanarak mağdur, tekrar sorunların arasına yollanmaktadır.

Zorbalık nedir?

“Bir ya da bir grup insanın kasıtlı olarak, tekrarlayan bir biçimde diğer bir kişiye ya da bir grup kişiye karşı acı vermek, korkutmak, sindirmek ya da yıldırmak amacıyla yapılan davranışların bütünü olarak” tanımlanabilir. Akran zorbalığı, tekme atma, tokat vurma, itme, çekme, kızdırma, isim takma, küçük düşürme, arkadaş grubundan dışlama, para ve eşyalarını izinsiz veya zorla alma, cep telefonu, elektronik posta veya internet yoluyla rahatsız etme gibi davranışlar olarak ortaya çıkmaktadır. Saydığımız bu davranışların zorbalık olabilmesi için ayırdedici özellikleri olmalıdır. Yani çocuklar arasında günlük problem değil de gelişimlerini etkileyen zorbalık olabilmesi için, bu davranışların süreklilik ve kasıt barındırması gerekmektedir. Ayrıca güç dengesizliği de önemli bir işarettir. Taraflardan birisi bu durumdan memnun değilse bu da zorbalık davranışı tanımı içerisine girmektedir.
Okullarda ve çocukların oyun çevresinde eğitimcilerin gözlemlemesi gereken üç taraf vardır. Bu davranışları sergileyen zorba, davranışlara maruz kalan mağdur ve olaylara şahit olan diğerleri. Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da davranışı sergileyen kişilerin gelişme çağında oldukları düşünülerek “zorba” değil de “zorbalık davranışı gösteren birey” olarak tanımlanması daha doğru olacaktır. Etiketlenen çocuklar zamanla yaptığı yanlış davranışları kabul etmeye başlamaktadırlar. Yanlış olan çocuk değil davranışıdır.
Eğitim ortamlarında mağdurlar kadar etkilenen bir diğer taraf da olaylara şahit olanlardır. Kendini güvende hissetmeme, sürekli tetikte bekleme huzursuzluğu, şiddete uğrayanlarla kurduğu empati neticesinde mutsuzluk duyguları, şahit olanlarda yaşanan olumsuzluklardır.
Arkadaşlar arası zorbalık davranışının sebepleri
Bunları ferdî, ailevî ve okula ait sebepler olarak üç başlıkta toplayabiliriz. Saldırganlığın çok olduğu bir aile ve çevreden gelen öğrenciler, zorbalık göstermede daha yatkın olmaktadır. Zorbalık davranışı gösteren öğrenciler fizîkî büyüklükleri, hırçınlıkları, saldırganlıkları ile diğerlerinden ayrılırlar. Sosyal ilişki kurma becerileri de zayıftır. Erişkin yaşa geldiğinde bu çocukların yarısından çoğu suça eğilim gösterirler. Zorbalığa maruz kalan öğrenciler de; güvensiz, kendini koruyamayan, pasif veya boyun eğicidir. Utangaç, içine kapanıktır. Yakın arkadaşı yoktur. Genellikle de aşırı koruyucu aile çocuklarıdır. Özel eğitime ihtiyaç duyan veya kekemelik gibi farklı özelliklere sahip çocuklar da zorbalığa maruz kalmaktadır.
Ailevi sebeplere baktığımızda; ailenin kendi arasındaki ilişki modeli davranışın oluşmasında önemlidir. Çocuğun yetişmesinde temel duygusal gereksinimlerin sağlanamaması, yetersiz ilgi ve sevgiyle büyüyen çocukların bulunduğu aileler riski arttırmaktadır. Aile bireylerindeki saldırganlık, çocuğa tanınan fazlaca özgürlük, “aman boş verici tutum” çocukların öğrenilen bu yanlış davranışları, kendi arkadaşlarına sergilemesine sebep olmaktadır. Ailelerin çocuklarını yetiştirirken şiddete başvurmaları, cezayı seçerken vurma, dövme gibi olumsuz yöntemlere başvurmaları da tetikleyici olmaktadır. Çocuk, aldığını satmaktadır.
Ayrıca ailelerin, çocuklarının manevi gıdaları olan manevi hasletleri ve manevi eğitimlerini verememeleri neticesinde kul hakkı, vicdan, kardeşlik gibi duygulardan mahrum kalmaları neticesinde, mesuliyetleri çok büyüktür.
Okula ait sebepler olarak da; eğitim kurumu idaresi ve öğretmenlerinin yetersiz denetimleri, akran zorbalığı hakkında yeterli bilgiye sahip olmamaları başlıca sebeplerdendir. Bu davranışları ayırt edemeyen öğretmenler, zorbalık davranışını gösteren öğrenciye yanlış hoşgörü göstermekte, mağdur öğrenciyi de “arkadaşlar arasında olur böyle vakalar, bir dahakine müdür yakalar” diyerek mağduru tekrar aynı problemlerin ortasına gerisin geri bırakıvermektedirler.
Akran zorbalığının getirdikleri ve götürdükleri
Akran istismarına uğramış öğrenci, zorbalık davranışını gösteren öğrenci ve bunlara şahit olan öğrencilerde ruhi, akademik ve içtimai manada oluşan sıkıntılar gerek okul çağında gerekse ilerleyen hayatta kalıcı hale gelmektedir. Mağdurlarda içe daha da kapanma, hakkını arayamama, özgüven eksikliği, okul fobisi, geceleri altını ıslatma, korku ve mutsuzluk, sürekli kaygı ve panik durumu mevcuttur. Zorbalık davranışı gösteren bireyler eğer önlem alınmazsa; karşısındaki insanlara ve yaratılanların tamamına saygısızlık, bencillik, empati kuramama, müsriflik, şiddeti çözüm yolu olarak kullanma alışkanlığı, sürekli suça meyilli olma, sosyal beceri eksikliği gibi hallerden dolayı maddi ve manevi bakımdan hüsrana sürüklenmektedir.
Akran zorbalığı davranışına başvurmayan ve maruz kalma ihtimali düşük olan çocukların özellikleri, velilere ve öğretmenlere fikir verebilir. Sosyal, iletişim ve çatışma çözme becerileri gelişmiş, kendini ifade edebilen, hakkını arayabilen (kitap okuma alışkanlığının faydalarından), insanların duygularının farkında olan, öğretmenleri ve ailesiyle iletişim içerisinde olan çocuklar yetiştirmek riski azaltmaktadır.

Çözüm ne?

Çocuklarımızın karşılaşabileceği en büyük sosyal risk olan akran zorbalığı ile alakalı yapılması gerekenler ve alınması gereken önlem konusunda basit ama kararlı önlemler riski azaltacaktır. Bu önlemleri de ilgili taraflar açısından izah etmek gerekirse;
Çocuklar cihetinden alınacak önlemler, öğrencilere zorbalığın ne olduğu ve etkileri anlatılmalı ve başlarına böyle bir sorun gelirse kime başvurabilecekleri izah edilmelidir. Öğrencilere kul hakkı, vicdan, arkadaşlık gibi hususlarda öğretimin yanında genelde ihmal edilen eğitim mevzuları da vesilelerle anlatılmalıdır. Sistemli, planlı ve programlı bir karakter (şahsiyet) eğitimi ihmal edilmemelidir.
Eğitim kurumlarında hele kalabalık okullarda sınıflara ulaşmak rehber öğretmen ve idare açısından zor olabilmektedir. Sınıf rehber öğrencisi seçilerek sınıflar kontrol altında tutulabilir. Okullarda zorbalığın tanımı ve anlatılması, alınacak önlemlerin görev dağılımı ile paylaşılması ve farkındalık oluşturulması da alınabilecek önlemlerdendir. Yine risk grupları belirlenerek önleyici rehberliğin yapılması, varolan davranışların azaltılması noktasında gruplar halinde belirlenen öğrencilerle öfke kontrolü gibi çalışmalar yapılması ve aileleriyle görüşmeler yapılması, riski azaltacaktır. Öğretmenler, öğrencilerin zorbalık hakkında konuşmalarını cesaretlendirmeli ve başlarına gelen olayları anlattıkları takdirde herhangi bir sorunla karşılaşmayacakları konusunda güven vermelidirler.
Eğitimin ve terbiyenin başladığı yer olan aile içerisinde de mesuliyet alınması önemlidir. Başta ailelerin çocuklarına model olması gerekir. İzledikleri diziler, şiddet anlarına verdikleri tepkiler, aile içi ilişkiler çocukları etkilemektedir. Ayrıca aile çocuk iletişiminde mağdur durumda olan çocuklar, okullarda zorbalık davranışına başvurmaktadırlar.
Ailelerin çocuklarına daha çok zaman ayırmaları, çocuklarını cezalandırmaları gerektiğinde şiddete başvurmamaları, diğer öğrenciler yanında popüler olmanın, güç ve fizikle, baskıyla değil akılla, çalışkanlıkla, iyi arkadaş ve ağabey, abla olmakla olduğu sık sık vurgulanmalıdır. Ara ara çocukla konuşulmalı, günlük okul dönüşü beş dakika okul ve arkadaşlarla alakalı sohbete ayrılmalıdır. Çocuğu zorbalığa karışan ailelerin öncelikle çocuğunu dinlemesi, anlaması, okul ile iletişim içinde olması faydalı olacaktır.
Zamanımızda ailelerin düştükleri en büyük yanlış, çocuklarının dünyevi geleceklerine yaptıkları her türlü yatırımın yanında uhrevi hayatlarına, manevi eğitimlerine, şahsiyetlerini geliştirmeye neredeyse hiç yatırım yapmamaları, zaman ve imkân ayırmamalarıdır.
Arkadaşlar arası ilişkiler sosyalleşmenin gereğidir. Akran zorbalığı, toplumsal hayatın sürdürüldüğü her ortamda önemli bir sorundur ve bu sorunla ebeveynlerin tek başlarına baş etmeleri oldukça zordur. Bu sebeple aile, okul ve çocuk üçgeni dikkate alınmalı, öğretmenlerin ve anne babaların, çocuklarının eğitiminde birbirleri ile iletişim halinde olmaları işlerimizi kolaylaştıracaktır.

Hikâye

Kötü karakterli bir genç varmış. Bir gün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş.
“Arkadaşların ile tartışıp kavga ettiğin zaman her sefer bu tahta perdeye bir çivi çak” demiş.
Genç, ilk günde tahta perdeye 37 çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendine kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmiş ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence:
“Bugünden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahta perdelerden bir çivi çıkart.” demiş.
Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki tahta perdede hiç çivi kalmamış. Babası ona:
“Aferin iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak, çok delik var. Artık hiçbir şey geçmişteki gibi güzel olmayacak. Arkadaşlarla tartışıp kavga edildiği zaman kötü kelimeler söylenilir. Her kötü kelime bir yara, bir delik gibi aynen kalacak, kapanmayacaktır. Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni güldürür, yüreklendirir. Sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur, seni dinler, sana yüreğini açar.” demiş.

 

En Yeniler

Başa dön tuşu