Hikaye ve GünlüklerSıralı Bilgi

‘Âtıl’dan ‘Tatil’e: “Dinlenirken Arpa Yol!”

Çiftçi olsaydınız, eminim yaz ile tatili birleştirip ‘yaz tatili’ demezdiniz. Zira çiftçilerin güneş altında boş boş oturdukları vaki değildir. Sosyolojik bir bakış ile söyleyecek olursam, “yaz tatili”, modern toplumunun boş zaman mefhumu oluşturmalarıydı. Ya eğitimcilere ne demeli. Bir yıl boyunca o kadar öğrenciyi yaz tatili hayali ile sınıfta tutmanın manası nedir?

Tatil kelimesi olarak vakit hususunda bir boşluk kabul etmiyorum. Tarlada, bağda, bahçede, eğitimde kullanmanız için, ‘yaz tatili’ yerine hasat mevsimi demeniz tercihimdir. Muhterem çiftçiler, eğitimciler, öğretmenler, veliler, sanayi ve teknoloji toplumunun ‘bireyleri’ hepiniz buna dâhilsiniz. Agâh ve mütenebbih olunuz! ‘Âtıl’dan nasıl ‘tatil’e gark
oldum, ondan bahsedeceğim. Mamafih, önce benim bulduğum ‘dinlenirken arpa yolma’ tekniği, tatil hakkındaki fikirlerinize yeni bir bakış getirecek.

Malumunuzdur ki, Anadolu’nun kıraç ve kurak topraklarında arpa, buğdaya nispeten daha çok ekilir. Güz mevsiminde ekilen arpa buğdaydan önce hasat edilir. Baharda ekilen ise buğdaydan sonra olgunlaşır ve boyu kısa olduğundan elle yolunarak toplanır.

Yeşil olarak yolunduğunda ise, büyükbaş hayvanlara yedirilirdi. Tarımın bel kemiği, makineleşmenin hayatımıza girmediği zamanlarda hasat imece usulu yapılırdı. Mahsülün vaktinde ve hızla hasadı, bu yolla temin edilmekte idi. İşte buğdayın olgunlaşıp biçildiği, yaz arpasının yeşil şekilde elle yolunduğu bu ortak hasat zamanında bir deyim söylenmiş.

Çok çalışkan bir adam buğdaylarını imece usulü biçmektedir. Konu-komşu, akraba yardıma gelenler hayli fazladır. İmecenin âdetindendir ki gün içerisinde

3-4 defa istirahat verilir. 15-20 dakikalık istirahat esnasında, harareti alan ayran veya çay verilirdi. Dinlendikten sonra da ekin biçmeye devam edilirdi. İşte bu istirahatların birinde imece sahibi, “Haydi dinlenirken şu bizim arpayı da yoluverelim.” deyiverir. Herkes şaşırır, çünkü onların imece usulünde böyle bir şey yoktur. İmece sahibi, kendini böyle bir şeye alıştırdığı için dinlenme vaktini bile başka bir şey ile değerlendirmektedir.

Yeşil arpa ile buğday hasadında vücudun hareketi farklıdır. Buğday, yarı oturur vaziyette biçilirken arpa oturarak yolunuyordu. Buğday, olgunlaştığı için ancak ellik ve orakla ya da tırpanla biçiliyordu. Arpa ise yeşil ve taze olduğundan kökünden elle çekilebiliyordu. Ellik ve orakla yorulan eller, toprağın serinliği ile bu sayede nefes alabiliyordu. Tabii, imeceye gelenlerin dinlenmeden anladıkları, 15-20 dakika oturmaktı. Aslında boş da durmuyorlardı, vücutları dinlenirken
çeneleri çalışıyordu! Artık bütün istirahatlarda boş duranlara bu ‘arpa yolma tekniği’ anlatılageldi.

Tatile çıkan bir kimse lügat manası ile aslında ne yapıyordu? Tatil, atale fiilinin tef’il babından mastardır. Yani, âtıl kalmak, atâlet, tembellik başıboşluk, kendi haline bırakılma, işsiz bırakma, muattal etme, işlemez hale koyma, durdurma, kesme manalarına gelir.

Okul dersleri senenin en sıcak ayı olan temmuz ve ağustosta tatil edilir. Ve en son garâib ve acâib hallerdendir ki Ramazan ve Kurban Bayramı’na tatil de ekleniverdi. Tam ibadet edilecek vakitte tatil de ne ola ki! Tatil, evveliyatında işi bırakarak ibadete vakit ayırmaya matuf bir tatbikattı. Sıla-ı rahim/akrabaları ziyaret vecibesi bu muattal vakte tayin olunmuştu. Şimdilerde tatil, eğlence ve boşluk, hiçbir şey yapmama, akrabalardan uzak vakit geçirme manasına sürükleniverdi.

İşin aslı esası şurada idi. Okullarda başlayan yaz tatili, zihni boşluğa alıştırdı. Bilgiden uzak bu boşluk ilim merakına karşı bir soğukluk da getirdi. Türkiye şartlarında, zorunlu eğitime tabi üniversite dâhil bir öğrenci, eğitim hayatında 16 yıl tatil ile hemhal olunca ikinci bir işi yapmak ona zor gelecekti. Öğrencilik bir bilgi öğrenmeden çıkıp 16 yıl yapılan bir meslek gibi görünecekti. Eğitim hayatı bitip iş hayatına girildiğinde hep bir tatil arayışı içine girecekti. Bayram tatili, yaz tatili, kar tatili, resmi tatil; bütün bunlara ‘boş gün’ eğlence gözü ile bakılınca da ömür, tatili kovalamak ile geçecekti.

Tatil anlayışınızı değiştirmek istiyorsanız, devamlı buğday biçmek sizi yoruyorsa, dinlenirken arpa yolmayı deneyin. İşler arası geçiş, sizi daha çok dinlendirecektir. Elmalılı Hamdi Yazır İnşirah Sûresinin tefsirinde işler arası geçişteki faydayı, tatildeki istifadeyi şöyle anlatıverir.

“O halde bir işi vazifeyi bitirip, boşa çıktığın zaman iş bitti diye rahata düşüp kalma. Diğer bir iş, vazife veya ibadet için kalk, çalış, yorul. Mesela; farz bittiyse nafileye geç, namaz bittiyse duaya geç; ki kolaylık artsın, şükürde devam etmiş olasın. Yüsür, atalete/ boş durmaya sâik olmamalı, çalışmaya teşvik etmelidir ki onun üzerine de diğer kolaylık sıralanarak gelsin ve terakkî hasıl olsun.”

Etiketler

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı