Bebeklerin Dili

0

Bebekler ele avuca geldikten sonra onlardan beklenen ilk şeydir birkaç kelime söylemesi. “Dede” ve “baba” kelimeleridir ilk söylenenler. Eğer ilk kelime “baba” değilse, babalar hemen dahil olur sürece: “Baba de, baa ba.” Anne de dayanamayıp diğer taraftan girer söze: “Anne, aan ne.” Böyle sürüp giderken, bebek bir de farklı süreçlere dahil edilir. Gelişimde genetik ve cinsiyete göre farklılıkların etkili olduğu unutulur, komşuların, akrabaların bebekleriyle bitmez tükenmez bir kıyasa başlanır. Hâlbuki o da, bütün gelişimlere bağlı olarak uygun zamanda konuşmaya başlar. Her bebek gibi yürümeye başladığında, yürümeye odaklandığı için dil gelişimi duraklar gibi görünür. Sonrasında yine konuşmak için ilerlemeye devam edecektir.

Bu konuda kıyaslama yapmaktan öteye gidilmiyor. Dahası, bu konuda akademik anlamda da yeterli araştırma yapılmış değil. Dil edinimi ile ilgili çalışmalar yapan Saadettin Keklik, anlaşılır bir dille oluşturduğu kitabına “Çocukta Dil Edinimi” ismini vermiş.

Anne karnında duyulan sesler

Çocuğun dil gelişimi doğmadan, henüz anne karnındayken başlar. Belli bir olgunluğa gelen bebek, artık dışarıdan belli seviyedeki sesleri algılar ve onun dışarıdaki bu sesleri algılaması, dil gelişiminin ilk aşaması olarak kabul edilir. İlk olarak annesinin kalp sesini duyan bebek, zamanla annesinin konuşmalarını da duymaya başlar. Doğumdan sonra annesinin sesiyle sakinleşmesi de onun sesine çok aşina olması sebebiyledir. Annesinin sesiyle sakinleşir. Çünkü o, en iyi bildiği sestir. Sonrasında ise etrafındaki diğer bütün sesleri de algılayabilecek olgunluğa erişir. Hatta duyduğu seslere farklı tepkiler de verebilir. Mesela, duyduğu ani bir kapı çarpmasıyla anne karnında aniden sıçrayabilir.

Çocuk, anne karnında başladığı işitme duyusuyla konuşma yeteneğini edinir. Dili öğrenmek için gerekli olan kural ve kıstasları hiçbir öğrenim görmeden, duyarak ve tekrarlayarak öğrenir. Çocukta dil ediniminde çocuğun sağlığı, biyolojik etkenler, cinsiyet ve zeka başta gelir. Annenin sağlığı, anne baba eğitimi ve mesleği, kardeş sayısı, kaçıncı kardeş olduğu, sosyoekonomik seviye, televizyon, oyuncak, yaşanılan yer gibi faktörler ise belirleyicidir. Durum böyle iken, dil edinirken çocuğu etkileyen bu kadar çok sayıda tesir varken ne ebeveynler kıyaslamadan kendini alabilir, ne de bu durumdan haberi bile olmayan çocuğun elinden bir şey gelebilir.

Her bebeğin dil gelişimi farklıdır

Aslında konuşamama, olması gerekenden çok geç veya çok az kelime ile konuşma, birçok hastalığın teşhisi için bir ipucudur. Bu yüzden tabi ki ebeveynler çocukların konuşma becerisini edinirken süreci büyük bir dikkatle izlemeli ve aksayan yönlerin de farkına varmalıdır. Fakat Hümeyra’nın kızını, Fatma’nın oğlu ile kıyaslayarak değil,  verilere göre dikkat edilmelidir. Bunun için de öncelikle çocukların dil öğrenimi hakkındaki araştırmalardan haberdar olmak gerekir.

Dünyadaki bütün çocukların ilk bilinçli kelimeyi ürettiği zamana kadar geçen süreçteki özellikler, birbirinin aynısıdır. Fakat bebeğin biyolojik gelişimi ve çevresine bağlı olarak hızı ve zamanlaması farklılaşır.

Agulama dönemi ve sözel iletişim

Yeni doğmuş bebeklerin davranışlarının çoğunun refleksif olduğu bilinmektedir. Hatta bebekler sağır olsa,  ailesi dahî sağır olsa sesle ilgili organları özürlü olmadığı sürece ilk iki ay bütün bebeklerin çıkardığı seslere benzer sesler çıkaracaktır. Bebeğin iki ile dört ay arasındaki dönem agulama aşamasıdır. Türkiye’de, çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda, ikinci ayda sözel iletişimin çok önemli olduğu görülmüştür. Bu aydaki sözel iletişim, bebeğin dil gelişimini olumlu yönde etkilemektedir. Yine bu aydaki sesleri, sağır bebeklerin de çıkardıkları görülmüştür. Taklit edecek insan sesi duymadıkları halde bu sesleri çıkardıkları için bu eğilimin doğuştan olduğu kabul edilmektedir.

Sık kullanılan kelimeleri fark eder

Dördüncü ve altıncı aylara gelmiş olan bebeğin artık, dilinin kontrolü artar ve refleksif olan sesler artık amaçlı hale gelmeye başlar. Altıncı ve onuncu aylarında ise işitme çok daha önemlidir ve duyduğu şeyler ilgisini çekmeye başlar. Kelimeleri algılamaya ve sık kullanılan kelimelerin farkına varmaya başlar. İlk yılının sonuna doğru ise bebek ses üretimine başlar. Mesela, süt yerine “nana” der.

Beş yaşına kadar dil gelişimi takip edilir

Ortalama on ikinci ayına gelen bebek ise ilk anlamlı kelimesini söyleyebilmektedir. Fakat anlamlı kelimeleri kullanmaya başlamış olsa da on iki ile on sekiz aylık bebeklerin söyledikleri ailesi dışındakiler tarafından anlaşılmaz durumdadır. On sekizinci ayın sonuna doğru bebek yaklaşık 50 kelimelik bir kelime dağarcığına sahip olmaktadır. On sekiz ayından iki yaşına kadarki süreçte ise dağarcığındaki bu kelimeler ile “Anne su.”, “Baba gitti.” gibi iki kelimelik cümleler kurmaya başlar. İki ile üç yaş arasında ise üç ve daha fazla kelimelik ifadeler kullanır. Dört yaşına gelen çocuk ise artık kısa şiir, tekerleme ve bilmece gibi edebiyat türlerinden zevk almaya başlar. Duygularını ifade etmekte zorlansa da bunu başarır. Beş yaşına geldiğinde ise konuşması tamamen anlaşılır. Çok konuşur, çok soru sorar ve yetişkinler gibi uzun cümleler kurmaya çalışır. Kendini ifade etmeye, işlerini yapmaya başladığı için bebeklikten çıkmış, artık çocuk olmuştur.

Bunların tamamı araştırmalar sonucunda, ortalamalar şeklinde sunulmuş verilerdir. Çocuklar bu verilerin biraz aşağısına veya biraz yukarısına doğru ilerleme gösterebilirler. Çocuklar, konuşma gibi diğer bütün becerileri kazanırken onlara hep “biricik”, “tek” düşüncesiyle yaklaşılmalı. Ki zaten gerçekten de biricik olduğu içindir ki onun adı “evlat” konmuştur.

(Toplam 85 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.