Bilinçaltınızı Kim Yönetiyor?

0

İnsanın en hassas ve en savunmasız yeri olan bilinçaltına gönderilen her bir çizim, görüntü, ses ve sembol orada yer buluyor. Subliminal mesajlar bir süre sonra bilinci yönlendirmeye başlıyor ve davranışlara dönüşüyor.

[ Psk. Dan. İdris Bilen ]

Bilinçaltı çoğumuzun bildiği ya da duyduğu bir kavramdır. Bu kavram bilincimizin farkında olmadığı ama davranışlarımızın yönlendirilmesinde önemli rol oynayan bir yapıyı belirtiyor. Şuuraltı, alt benlik, bilinçdışı olarak da adlandırılan bilinçaltı kişiliğimizin farkında olmadığımız, kontrolümüz dışındaki parçasını temsil etmektedir. Diğer bir deyişle bu, buzdağının görünmeyen kısmıdır.

Günlük hayatımızda yaşadığımız bazı sıkıntıların bilinçaltımızdan kaynaklandığını hep söyleriz; ancak bugün “Bilinçaltı nedir, ne işe yarar, davranışlarımızı ne derecede etkiler?” diye bir araştırma yaptığınızda çoğu insanın bu sorulara cevap veremediğini görürsünüz.

İnsan kendini tanımazsa tanıyanların esiri olur

İnsan tam anlamıyla kendisini tanıyamazsa, davranışlarını, alışkanlıklarını ve tercihlerini sürekli bir şekilde bir şeylerin etkisinde kalarak yapar. Bu, işin görünen kısmı. Bir de bizim bakıp da göremediğimiz, dinlediğimiz halde duyamadığımız, bilinç düzeyinde algılı frekanslarımızın altında ya da üstünde belli teknikler kullanarak bilinçaltını etkilemeye yönelik olarak hazırlanmış olan gizli telkinler var.

Subliminal mesajlar adı verilen bu yöntemle bilinçaltına sayısız uyarıcılar gönderildiğini biliyoruz. Bir reklam afişinde, dinlediğiniz bir mp3 dosyasında, bir filmde kısacası insanın olduğu her yerde bilinçaltımızı etkilemeye yönelik bir saldırı, bir tehdit olduğunu artık gayet iyi görüyoruz.

Zihninizin daha derin olan bu kısmı telkin ve imgeleme yoluyla iknaya riayetkâr olduğundan, tekrarları kabul eder ve pekiştirir. Bilinçli zihnin aksine sorgulamadan önerileni kabul eder. Bilincimizin farkına varmadığı her türlü görüntüyü, olayları, sesleri ve resimleri kaydeder.

Bir misal olarak, yeme alışkanlığındaki bilinçaltının etkisine beraber bakalım.

“Açken sen sen değilsin”

Bu reklam cümlesini duymuşsunuzdur. O çikolatayı yediğimizde gerçekten de dedikleri gibi çikolatanın açlığımızı yok etmediğini/edemeyeceğini sizler de biliyorsunuz. Hatta bağımlılık yaptığını ve yedikçe daha da çok yeme dürtüsü geliştiğini de görüyorsunuz. Üstelik bunun gibi daha birçok reklamda subliminal yani gizli telkinlerle, bilinçaltına bir çikolata ile aslında açlığı yok etmeyi, hatta dünyaları kurtarmayı vaadediyorlar.

Subliminal telkinlerin ilk olarak nasıl, nerede ve ne amaçla uygulandığını araştırdığınızda çok da şaşırtıcı olmayan bir gerçekle karşılaşırsınız:

“Bir ürünün reklamında ve satışları daha çok arttırmak adına.” O halde şöyle bir soru gelmeli aklımıza: “izlediğimiz her reklamda buna benzer subliminal telkinler olabilir mi?”

Şimdi bir düşünün, bir ticari firma sahibi olsaydınız, ürününüzün çok daha geniş bir kitle tarafından tercih edilmesini ve tüketilmesini istemez miydiniz? Hele de bu işin subliminal çalışmalarla bilinçaltını yönlendirme ve davranışları etkileme gücünü de biliyor olsaydınız!..

Bu işi yapanlar insanı, insanın fizikî, zihnî ve hissî yapısını çok iyi biliyorlar. 1900’lü yıllara kadar uzanan bir geçmişi var bu tür çalışmaların. Psikolog ve psikanalistlerin insanla ilgili uyguladıkları, gözlemledikleri ve deneylerle ortaya koydukları bilgi ve bulgulardan yola çıkarak “insanı nasıl etkileyebiliriz” sorusuna cevap arıyorlar.

Ekranda gizlenen sloganlar

ilk başta ticari kaygılar ve büyük firmaların ürünlerini halka pazarlamanın bir yolu olarak görülüyor bilinçaltı mesajlar.

1950’li yıllara geldiğimizde ise Amerika’da James Vicary adlı reklamcılık uzmanı, sinema salonlarında yaptığı bir deney sonucu patlamış mısır ve kola satışlarının arttığını ispatlıyor. Bu deneyde film perdede oynarken, sâliselik görüntülerde gözle görülemeyen gizli kareler ve gizli mesajlarla “patlamış mısır ye” ve “kola iç” sloganları çıkıyor. Seyirci bu sloganları şuurla algılayamadığı hâlde, şuuraltına hitap eden bu sloganlar neticesinde Kola satışlarının yüzde 18,1, patlamış mısır satışlarının ise yüzde 57,7 arttığı görülüyor.

Reklam sektörünün subliminal yöntemleri de kullanması ile tüketiciyi etkileme oranı arttığı görülüyor. Şimdi her alanda olduğu gibi gıda ürünlerinde yapılan reklamların da içerisine yerleştirilen gizli telkinlerle insanlar, aşırı ve sınırsız birer yeme bağımlısı haline geliyorlar. Biliyorsunuz birçok marka bunu yapıyor. Resimle, müzikle, dizi ve filmlerle, bilgisayar oyunları ve en çok da reklamlarla.

Bilinçaltının insan davranışları üzerinde bu kadar etkili bir gücü olduğu gerçeğinden yola çıkarsak bu yapımızın yemek yeme davranışımızı, alışkanlığımızı hatta bağımlılığımızı da etkileyeceği muhakkaktır.

Daha da ötesine geçerek, bir soruyla sizi baş başa bırakalım. Mesela, market ya da mağazalarda, müşterilere neden sürekli hareketli ve daha çok yabancı müzikler dinletilir? O müziklerin içerisinde alışveriş yapmaya, daha çok tüketmeye yönelik subliminal mesajlarla, bilinçaltınıza gizli telkinler gönderilebileceğini hiç düşündünüz mü?

(Toplam 913 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.