Genç Hayat

Bilmediğini Öğrenmeye Çalış

Değerli Genç

Rusya’da Ufa vilayetine tâbî Güngör isimli küçük bir şehirde saatçilik yapan Hamdullah oğlu Şeyhullah Efendi adında bir Türk’ün gayet sanatlı bir saat icat ettiğini, Ufa’da çıkan Durmuş Gazetesi yazıyor ve şu tafsilatı veriyor:

“Bu sanatlı saatin boyu üç, eni üç çeyrek arşındır. Duvara dayalı olduğu halde yerde durmaktadır. İki zincirli tokmakla çalışan bu saat, her gün duvar takvimi gibi seneyi, ayı ve günü bildiriyor. Aynı zamanda her gün yazılı bir levha gösteriyor. Bayramları tebrik ediyor, mevlid-i şerifte vaktimi tayin ederek ‘Mevlid meclisine teşrif buyurunuz!’ gibi davetnameler gösteriyor. Bu saatin zincirleri haftada bir kere çekiliyor. Çaldığı her 15 dakikada, biraz yavaş, 30 ve 45 dakikada daha farklı bir ses çıkardığı gibi, tam saatte gayet hızlı çalmaktadır. Gece saat 10’dan sonra, 15 ve 45 dakikada bir çalıyor. Ancak yarım saatte çok hafif, tam saatte biraz hızlıca çalıyor. Bunun sebebi de uyuyanları rahatsız etmemek içinmiş. Sabaha karşı saat 05:30’da kendine has, oldukça şiddetli bir sesle altı defa çalıyor ve derhal ayını, gününü ve levhasını değiştiriyor. Bununla beraber saati işleten sadece iki zincirdir. Senede bir defa ‘Kulağını bük’ diye bir levha görünüyor. Çünkü saatin üst tarafında olan bir vida bükülünce, yukarı taraftan açılan bir delikten kitap çıkıyor. Günü dolmadan vida bükülürse, yukarısı asla açılmaz.”

Saati icat eden Şeyhullah Efendi diyor ki: “Bu saatin arkasında gizli bir şey daha vardır. Vefatımda onu söylersem, oradan milletime gayet faydalı bir vasiyetname çıkacaktır.” Moskova’dan birçok saat fabrikası ve saatçi, gelerek bu saatin nasıl işlediğini görmek istemişler. Hatta para vaat ederek bunu öğrenmek istemişlerse de Şeyhullah Efendi göstermemiştir. Şeyhullah Efendi 40 yaşlarında, gayet ferasetli bir adamdır. Birçok sene mağazalarda çalıştıktan sonra 23 yaşında, Perm vilayetindeki bir fabrikada, saat ustasının yanında 6 ay kadar saatçilik öğrenmiş ve sonra, kendi kendine çalışarak bu sanatlı ve acayip saati icat etmiştir.

Şeyhullah Efendi “Eğer maişetimi temin edip rahatça yaşamış olsaydım, daha çok şeyler icat ederdim.” demiştir. Saatte, her gün görünen levhalardan birkaç tanesi:

1-Bilmediğini öğrenmeye çalışmamaktan daha fena bahtsızlık yoktur.

2-Dünyada ne kadar uğraşırsan uğraş, cismini ebediyen yaşatamazsın. İnsan faydasına çalışırsan, ismini ebediyen yaşatabilirsin.

(Çocuk Dünyası, 24 Nisan 1330)

Kelime Hazinesi

Tâbî: Bağlı

Tafsilat: Ayrıntılar, izahlar

Arşın: Yaklaşık 68 cm’lik bir ölçü birimi

Tayin: Belirleme, atama

Teşrif: Gelme, şeref verme

Değerli Tavsiye

Ne kadar çok ilim elde edersen et, onu kullanmadıktan sonra hiçbir işe yaramaz. İlmiyle amel etmeyen kimse, epeyce kitap yüklenmiş hamal gibidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın

Kapalı
Başa dön tuşu
Kapalı