EğitimKültür Sanat

Bir Dakika…

Bilim fakir oğlan, kapital de zengin kızdır. Bunların aşkından doğan gayri meşru çocuğa teknoloji adı verilir.

Prof. Dr. İsmail Duman

Teknolojik gelişimin tabiî sonucu olarak elektronikleşen iletişim araçları, iletişime sürat ve kolaylık sağlamakla kalmamış; aynı zamanda iletişimi, kitle iletişimine çevirmiştir.
Günümüzde posta, telgraf, telefon, faks gibi haberleşme araçları; gazete, radyo, televizyon gibi kitle iletişim araçları; uydular, bilgisayarlar (İnternet ve e-mail) birer iletişim aracı olarak iletişimin ayrılmaz parçaları durumuna gelmiştir. İletişim araçları, günümüzde, kurduğu haberleşme ağıyla kültürü de yaygınlaştırmış. Bu yaygınlaştırılan kültürün ne ve nasıl bir şey olduğu meselesi, yazılarımızın merkezini teşkil edecektir!

Dünya elli yıl öncesine göre kitle iletişim araçlarının hem nicelikleri hem de nitelikleri bakımından büyük bir değişim geçirdi. Medyanın yaygınlık alanlarının şaşırtıcı boyutlara ulaştığını kabul etmemek mümkün değil. Şaka niyetine, bunun bir bilmecesi bile var!

“-Bir sinekle bir devlet başkanı arasında ne benzerlik var?

-Her ikisi de gazeteyle öldürülebilir !“

Gündelik yaşantımızda karşılaşacağımız ve gözlemleyebileceğimiz üzere; klişeleşmeye doğru giden “büyük oranlarda değerlerin yitirildiği, insan ilişkilerinin menfaatçilik üzerinden tanımlanıp konumlandırıldığı, saygı-sevgi ve hürmet kavramlarının yok edildiğinden yakınan iki temel zümre var. Bu iki gruptan biri sadece laf olsun diye yakınanlar; diğeri ise hâlihazırdaki medyanın doğruları ve yanlışları üzerine kafa yoranlardır.

Medya;  her yaştan, her cinsten ve her statüden insana ürettiği sisteme uygun düşünüş, duyuş, oluş kalıplarını hazırlayan ve yaşam tarzı elbiselerini diken bir terzidir.

Medya terzisinin hedef kitleyi yönlendirmede iğne-ipliği olan TV’ler kendi ilkeleri/ilkesizlikleri çerçevesinde; sunumlarını yaparken, toplumun kutsalları dâhil hiçbir özelliğini ve değerlerini göz önüne almamaktadır. Kimi programların hemen her yayını, bizi biz yapan hakikat ve değerlerimizi örseler durur.

Entelektüellerin binlerce yıldır süregelen görevi insanları pasif itaatkâr cahil ve güdümlü hale getirmektir.

Avram Noam Chomsky

Mevcut medya sistemi içerisinde TV’lerin çocuklarımız ve gençlerimiz üzerindeki tesiri, toplumun diğer kesimlerine nispetle çok daha fazladır. Bu etki sadece bir bilgi akışı olmayıp; daha ziyade tasarlanmış; kalıp davranış modelleri sunmaya dönüktür. Bu tiplemeler çocuklarımız ve gençlerimiz için mühim taklit kaynaklarıdır. Bu taklit kaynağı tiplerin hakikatte değerli olan düşünüş, hissediş, oluş ve duruşlardan yoksun oldukları anlaşıldığı nispette tehlike fark edilebilir.

Günümüz TV yayın akışı içerisinde, gösterilen yabancı filmlerde Yahudi ve Hıristiyan ritüelleri yoğunluktadır. Bu ecnebi dini motifleri vurgulanırken; kendi itikat dünyamız hesaba niçin hiç katılmaz? Yabancı dizilerde ise; kültürümüzün yapısındaki temel taş olan “aile”mefhumunu çözmeye müteveccih farklı bir yaşam tarzı özendirilmektedir. Bu programların karakterleri tüketim çılgını, gayrimeşru ilişki müptelası, zevkperest serkeş tiplerdir. Yerli malı film ve dizilerimiz farklı mıdır? Yıllarca din görevlilerine ve dindarlara yönelik bir karalama çalışması yürütülmüştür. Meşhur bir komedyenin ucuz argo lakırdıları;”Şaban”ismiyle zihinlere kazınmıştır. Bu film ve dizilerdeki dindar insan karakterleri, genelde ya ahlaksız ya sahtekâr veya menfaatperest bir formda izlettirilmiştir.

Ayrıca kılık-kıyafeti pejmürde bu tiplemelerle dindar insanların ancak böyle sosyal statüsü düşük ve gerici kimseler olabileceği göndermesi yapıla gelmiştir.

Mesela yıllarca Türk TV’lerinde izlettirilmiş bir “Bizimkiler”dizisi karakter kadrosu ve senaryosu ile acaba gerçekten “Bizimkiler” midir? Ne kadar çıkarcı, katil, ayyaş varsa bu dizinin senaryosunda işlenmiştir. Şimdilerde ise yaygınlaştırılan “şiddet ve saldırganlık” eksenli yapımlardır. Saldırganca, gayriinsanî davranışlar idealize edilmektedir. Mesela müşterisi bol bir mafya dizisinde sürekli elindeki kibritle hasımlarına “-bunları ne yapalım? –yakalım! Tablosu gerçek hayata tatbik olunup bir cinayete akıl hocalığı yapmış olmakla gazetelere taşınmıştır. Bu mesajlar “duvardan seken bir kurşun” olup yine cemiyeti vurmaktadır. Kanayan yara bizlerindir.

Değerler ve hakikatte değerli olan şeyler açısından; insani erdemlerimizi kemiren, özentiyle israfı tetikleyip kanaati tahrip eden, ailelerin dağılmalarına yol açan diğer bir tür ise reklâmlardır. İnsanlara fikirlerini metalarda tanıtan, ruhlarını müzik setlerinde, otomobillerinde, mutfak araç-gereçlerinde bulduran ve türlü lüzumsuzluğu temel ihtiyaç gibi gösteren reklâmlardır. İnsanlar, özelde çocuklarımız, izledikleri reklâmlarla daha fazla talepte bulunuyor. Dar gelirli aileler zorlanıyor, gittikçe zorlanıyor. Reklâmların başında ve sonunda yer alan kısa giriş ve müzik; masalların giriş ve sonuç cümlelerinin görevini üstleniyor. Masallar anlatıyorlar bizlere. Yarı mayışmış, uykulu halimiz en sevdikleri halimiz galiba! Dinç kalmamızı istemeyen birileri olmalı. Sistemin anayasasını şu cümle özetler kanaatindeyiz:”-sen sahip oldukların kadarsın! Öyleyse tüket!” Etrafımızı kuşatan bu maddi ve manevi kirlenişi ayıklamaya ve manen diri günler temennisiyle!

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu