Bir Dikili Ağacı Olmayanlara…

1

Fidan ne zaman dikilir? Bahçeme ağaç dikmek istiyorum, hangi ağacı dikebilirim? Hatıra ormanı projemiz var, nasıl yapabiliriz? Hafta sonları da olsa çıkıp gidebileceğim, orman ve ağaçla baş başa kalabileceğim, az da olsa emeğimin karşılığını alabileceğim bir ortam hayal ediyorum, bu mümkün mü? Bütün bu soruların cevabı Kanlıca Orman İşletmesi Müdürü Abdullah Duman Bey’le yaptığımız, şimdi okuyacağınız bu röportajda.

Orman sevgisi sizde nasıl başladı?

Orman mühendisliğini tercih etmeme arkadaşımın dayısı vesile olmuştu. Seçtiğim bölümün güzel bir meslek olduğunu sonradan anladım. “Diktiğiniz ağacın yapraklarından siz bile nasibinizi alırsınız.” sözleri, mesleğin manasını çözmemde yardımcı oldu. Sonra ağaçları öğrendikçe heyecanım arttı, ormancılığı daha çok sevdim.

Ağaçlarda sizi heyecanlandıran neler oldu?

Ağaçlar fotosentez yaparak havadan karbondioksit alır, kendisine enerji yapar. Aynı zamanda odun yapar ve dışarıya oksijen verir. Bunları herkes bilir. Bunun yanında ağacın her şeyden önce çevreyi temizleme görevi vardır. Ağacın çevreyle yapmış olduğu kimyasal reaksiyonu (karbondioksit alıp oksijen verme) başka şekilde yapmak mümkün değil. Bu reaksiyon olmadan dünyada insanlar yaşayamaz. Şayet bu reaksiyonu bugünkü teknolojiyle yapmaya kalksak aşırı maliyet olur, altından asla kalkamayız. Bunlar beni heyecanlandırdı.

Ayrıca ağaç, fiziki olarak kullanımının haricinde çevreyi temizlemek, gürültüyü önlemek ve rüzgar perdesi oluşturmak gibi farklı güzellikleri de bize sunuyor. Mesela . .” yol kenarlarındaki ağaçlar, gürültüyü absorbe (emme) ediyor. Bu sebeple dünyanın değişik yerlerinde yol kenarlarına, tarım arazilerine ve şehirlere ağaç dikilerek canlı ses perdeleri oluşturuluyor. ilginçtir, iki ayrı okulda yapılan bir araştırmada, okullardan birinin çevresinde ağaçlardan rüzgar perdesi oluşturulurken, diğerinde oluşturulmuyor. Araştırma neticesinde rüzgar perdesi oluşturulan okulda okuyan öğrencilerin daha çabuk acıktığı tespit ediliyor.

Ağaç dikmeye nereden başlamak gerekiyor?

Fidan dikerken ilk önce dikeceğiniz yere göre fidan seçmeniz gerekiyor. Bu çok mühim, çünkü binanın kenarında bir metre yeriniz varsa, oraya çınar dikmeniz doğru olmaz. 30 yıl sonra diktiğiniz bu küçücük fidan devasa bir ağaç olacak, kökleriyle binanın temellerini zorlayacaktır. Yeriniz darsa küçük cüsseli, çiçekli çalı türü bitki fidanı dikilebilirsiniz.

Yazın çiçek açan ve çok güzel kokusu olan manolya istanbul şartlarına uyum sağlayan ağaç türüdür. Ecdadımız Osmanlı da şehrin çoğu yerine manolya dikmiştir. Evinizin önünde iki metrelik yeriniz varsa bu gibi yerlerde yaz boyu sürekli çiçekli olan gül, leylak, zakkum türleri veya kokusu güzel olan iğde dikebilirsiniz. istanbul şartlarında yeriniz genişse fıstık çamı, akağaç veya ecdadımızın tercihi olan ıhlamur ağacı dikilebilir.

2012 senesi bizim için ıhlamur yılıydı. istanbul’a 100 bin ıhlamur ağacı dikildi. Daha önceki sene de, boğazın sembollerinden bir tanesi olan erguvan yılı ilan edilmişti. Bu yıl tam belli değil; ama çınar dikme yılı olabilir.

Şehirlerimizde ve İstanbul’da yeterince orman var mı?

Bir bölgenin orman bakımından zengin sayılabilmesi için topraklarının % 30’undan . fazlası orman olmalıdır. Türkiye bu ortalamanın biraz altında, ormanla kaplı alanları yüzde 28 civarında. Ancak pek bilinmese de, istanbul orman zengini bir şehirdir. Zamanında ormanı seven büyüklerimizin teşvik ve gayretiyle boş alanlar ağaçlandırılmış. Şu an istanbul’un yüzde 49’u ormanlarla kaplı. istanbul’un kültür seviyesinin yüksek olması, ağaçlandırma kampanyasına taleplerin diğer illere göre daha fazla olmasına sebep oluyor. Bu da orman varlığını etkiliyor.

Hatıra ormanlarını mı kastediyorsunuz?

Evet, çoğunlukla hatıra ormanları oluyor. Hatıra ormanı dikmek isteyen kurumlar, bize geldiği zaman onlara yardımcı oluyoruz. Çünkü ağaç dikmek de eğitimin bir parçası olduğu için özellikle eğitim kurumları bu işe meraklı oluyorlar. Dikilen ağaçların büyüdüğünü her yıl gelip görmek öğrencileri mutlu ediyor, onlardaki ağaç sevgisini artırıyor. Elbette hatıra ormanı kurmanın da bir yönetmeliği var. Bunun için bazı şartlar konulmuş, en az 2000 fidan dikilmesi, eğer fidan bizim tarafımızdan temin edilecekse fidan başı az da olsa bir ücretin alınması gibi. Eğer müessese kriterlere uygun bir hatıra ormanı kurmuşsa, tabelasını koyabiliyor. Hatıra ormanının yıllık bakımlarına da katılabiliyor.

Ağaç dikmenin belli bir mevsimi var mı?

Saksıda ya da tüp içerisinde yetiştirilen fidanlar yılın 12 ayında dikilebilir olmakla beraber, fidan dikmek için ideal mevsim büyümenin durduğu aylardır. Ağacın büyüyebilmesi için sıcaklık ve rutubetin belli bir seviyede olması lazım. Eğer bu seviyenin altına inilirse büyüme duruyor. Buna ‘vejetasyon’ (büyüme mevsimi) denir. Bu mevsimde ağaçlar ve fidanlar dinlenmeye çekilir, büyümezler. Türkiye’de büyüme mevsimi . kasım ile mart ayları arasına denk geliyor. Bu aylarda fidan dikmek daha makuldür. Kısmen de olsa nisan ayında ağaç dikilebilir. Ancak mart ve kasım aylarında dikilen fidanların tutma başarısı daha yüksektir. Biz müessese olarak, fidan dikimlerini sonbaharda yapıyoruz.

En çok hangi türleri tavsiye ediyorsunuz?

Diktiğimiz ve tavsiye ettiğimiz ağaçları iğneli ve yapraklı ağaçlar diye ikiye ayırıyoruz. iğneli fidanlardan en çok fıstık çamı, karaçam, kızılçam, sarıçam, servi ağacı bir de Halep çamı dikiliyor. Bu türlerin ortak hususiyeti, yerli ağaç olmaları. Diktiğimiz ağaçlar arasında sahil çamı gibi sonradan gelip de buraya adapte olan türler de var. Şili menşeli sahil çamı çok hızlı büyüyen bir tür, 30 yılda kesime ulaşıyor. Endüstrinin odun ihtiyacını karşılamaya yönelik üretim için bu tür tercih ediliyor. Biz buna endüstriyel plantasyon diyoruz. Bunların haricinde Akdeniz bölgesine Torosların ağaç türü olan sedir, Karedeniz kuşağına da köknar ve ladin dikiliyor.

Yapraklı ağaç türlerimize geçtiğimizde ilk sırada meşe var. Türkiye meşe cenneti olarak bilinir. Tam 27 değişik meşe türüne sahibiz. Meşe’nin haricinde kayın ağaçları, akçaağaç, kavak, gürgen, ‘ ıhlamur, kestane gibi ağaç türlerini dikiyoruz.

Bir de çalılar gibi kısa boylu ağaçlar var. Son olarak mevsimlikler var. Onların her yıl tekrar yenilenmesi gerekiyor.

Şu an peyzaja yönelik çalışmalarda yoğun bir şekilde dikilen leyland diye bir tür var. Servi ile yalancı serviden oluşturulmuş melez bir tür; Bu tür, soğuklara dayanıklı ve çok hızlı büyüyor. Çit oluşturmaya yarıyor. Üstü makasla kesilse bile , bu durumdan fazla etkilenmiyor.

Fidan dikmek isteyenlerin bazı mazeretleri oluyor, bu hususta ne söylemek istersiniz?

Bu yazıyı okuyanlar arasında dikili ağacı olmayan birçok okurun olabileceğini tahmin ediyorum. Yer bulamadığından dikemeyenler oluyor, zaman problemi olanlar oluyor. Belki bir fidan dikme faaliyeti yapılsa eminim katılacaklardır. Çoğu eğitim kurumları fidan dikme kampanyası yaparak uygun yer için bize başvuruyorlar. Mesela bir eğitim müessesesi her öğrencisi için bir ağaç dikiyor. Her yıl öğrencileriyle geliyorlar, güzel bir faaliyet oluyor. Yine geçen ay başka bir eğitim müessesesinden aradılar. Adapazarı’nda fidan dikme faaliyeti yapacaklarmış, fidan nereden bulabiliriz, diye sordular. Hemen Adapazarı Orman işletme Müdürüne yönlendirdik, netice alındı. Biz de vesile olduk.

Bunun haricinde şahsi olarak ağaç dikmek isteyenler de, müsait buldukları herhangi bir yere dikebilirler. Yer konusunda problem yaşıyorsanız bulunduğunuz .yerdeki orman idaresine gidebilirsiniz. Son zamanlarda hâkimler denetim serbestlik uygulamaları kapsamında fidan dikme cezası veriyorlar. Ağaç dikmek isteyenler Türkiye’nin her yerinde orman idarelerinden ücretsiz fidan temin edebilirler. Meyve fidanı dikmek isteyenler de ilçe tarıma giderek, hangi bölgede hangi meyve yetiştirilir noktasında destek ve bilgi alabilir.
Ağaç diktiğimiz bölgeden daha sonra istifade etmek mümkün mü?

Daha sonra istifade etmek özel ağaçlandırmaya giriyor. Ormanlardaki boşluklar veya verimsiz alanlar, ilgili orman idaresi tarafından mevzuat şartları yerine getirildiğinde, müracaat sahiplerine 49 yıllığına tahsis edilebiliyor. Tahsis edilen arazide ilgili kişi proje çerçevesinde diktiği ağaçlardan 49 yıl faydalanabiliyor. Yer uygun olduktan sonra “ceviz, badem, zeytin, fıstık çamı gibi meyve fidanları” dikilmesine de müsaade ediliyor. Mesela ceviz alanını iyi seçtikten sonra hem meyvesi iyi olur hem de cevizin odun değeri çok yüksektir. Cevizin kökü desenli güzel şekiller oluşturduğu için dipçik yapımında da kullanılıyor.

İzmir, Aydın tarafında özel ağaçlandırma alanı almaya müracaat ederek, fıstık çamı ormanı kuran çok insan var. Ben de merak ettiğim için Bergama’ya (Kozak Platosuna) gittim. Orada yaşayanlar her yere fıstık çamı dikmişler. Fıstık çamının bugünlerdeki geliri çok yüksektir. Bu iş, eğitim kurumları için de ciddi bir yatırım olabilir.

Yeni dikilen fidanlıklarda gezerken genç, formunda ve çevik bir adamla tanıştım. Görünüşüne bakarsanız 35-40 yaşında olduğunu zannedersiniz. Ancak konuşunca 67 yaşında olduğunu söyledi. Nasıl böyle diri kaldığını sorunca, “Emekli olduktan sonra özel ağaçlandırma alanını aldım. Araziye fıstık çamı diktim. Hemen bitişiğinden bir mülk satın alarak evimi de yanına yaptım. Güneşi yatakta hiç karşılamam, sabahın erken saatinde çıkar, ormanlık alanımda dolaşırım, ağaçların bakımını yaparım.” diye anlattı. O kadar rahat ve huzurluydu ki, hayata enerji dolu olarak bakıyordu. Galiba Osmanlı’da 10 yıl berberlik yapanlara iki yıl toprakla uğraşma zorunluluğunun getirilme sebebi bu olsa gerek.

(Toplam 3.271 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

1 Yorum

  1. Bir Dikili Ağacı Olmayanlara… -

    Efendimiz, “Kıyamet kopsa bile, o zaman elinizde bir fidan bulunuyorsa ve onu dikmek için de bir engel yoksa derhal o fidanı dikin.” buyuruyor…
    Peygamber Efendimiz (s.a.v): “insan vefat edince, işinden, ibadetinden, hayır ve diğer iyiliklerinden sevap kazanma imkânı kalmaz. Yalnız üç şeyin sevabı devam eder. Bunlar: Sadaka-i câriye bırakmak, dine ve insanlığa hizmet edecek talebeler yetiştirmek, kendisini hayırla yâd edecek iyi huylu evlat yetiştirmek.” buyurmuşlardır. Burada ağaç, sadaka-i cariyenin içerisinde, medrese, cami, çeşme ve benzeri hayır kurumlarıyla beraber yer alır.
    Bir insan cami yaptıracak maddi güce sahip olamayabilir; ama sadaka-i cariye olması hasebiyle aynı minval üzerine bir ağaç dikmekten de aciz değildir. Çünkü başka bir hadis-i şerifinde Peygamber Efendimiz ağaç dikme sevabını diğer sadaka-i cariyelerden ayıracak şekilde şöyle buyurmuşlardır: “Bir kimse bir ağaç dikse, o ağaç meyve verdikçe ve insanlar ondan yararlandıkça sevabı ağacı dikene yazılır. O ağaç, dikenin sadakayı câriyesi olur. isterse daha sonra o ağacın bulunduğu yer bir başkasının mülkü olsun. Yahut da o ağaç hayır olarak bir başkasının arazisine dikilmiş olsun.”
    http://insanvehayat.com/bu-yazi-agac-diktirir/
    (her iki yazı da çok güzel olmuş…teşekkürler…)

Fikrinizi Belirtin.