Kültür Sanat

Bir Ulu Cami, Bir Ulu Divan

Bazı mimari eserler vardır ki onların kıymeti ve değerinin ziyadeliği ne sanatı, ne mimari üslubu ne de bir başka özelliği ile alakalıdır. Her yıl ziyarete açılan “Sakal-ı Şerifler sebebiyle Ulu Cami diye bilinen, şehir merkezlerindeki camilerin, büyüklük sebebinin eserin büyüklüğü ile alakalı olmadığı bilinir. Kayseri’deki Lâle Camii’nin Kayserinin diğer tarihi mekânlarından ayrılmasının da böyle bir sebebi vardır.

Selahaddin Hamamı, Kayseri Lisesi ve Kuşçulu Külliyesi Kayseri’nin kültür dokusunun en önemli unsurlarındandır. Bu incilerin oluşturduğu gerdanlığı tamamlayan onlardan daha önemli ve kıymetli mücevher ise şüphesiz Lâle Camii’dir.

Kiçikapı semtinde bulunan Lâle (Lala) Camii, bir vakit içerisinde toplanan manevî divan sebebiyle, Kayseri’nin en önemli camilerinden biri konumundadır. Kayseri’deki Selçuklu eserlerinin en seçkinlerinden biri olan bu cami, 13. yüzyılda yaptırılmıştır. Lala Muslihiddin tarafından inşa ettirilen külliye, medrese, cami, hamam ve türbeden oluşmaktadır.

Şimdi caminin kuzeydoğusundaki medrese yıkılmış, kalıntıları toprak altında kalmıştır. Ancak sanat şâheseri ahşap minberi hâlâ sapasağlam ayaktadır. Yanı başında Selçuklu eserlerinin ve dolayısıyla Kayseri’nin ayrılmaz parçalarından olan bir kümbet dahi mevcuttur. Bizim asıl bahsetmek istediğimiz mevzu ise Lâle Camii’ni diğer camilerden ayıran özelliğidir. Bu da onun ne mimârî ve tarihî güzelliği ne de mevkii ile ilgilidir. Orada Divân-ı Sâlihîn’in toplanmış olmasıdır. Divân-ı Sâlihîn toplantılarından birinin bu camide yapılmış olması, değeri için yeter, yeter de artar.

Divân-ı Sâlihîn’in burada toplandığını nereden mi biliyoruz? Cami içinde bulunan ve aşağıdaki metni ihtivâ eden levhadan:

“Burada Fahr-i Risâlet-me’âb Efendimiz’in bir meclis-i rûhâniyeye riyâset buyurdukları mütevâtiren mervîdir.”

Şerefü’l-mekân bi’l-mekîn “Bir mekânın şerefi ve kıymeti, orada bulunanların kıymeti iledir.” sözü gereğince şöyle bir değerlendirme yapabiliriz. Lâle Camii onlarca Selçuklu eseri arasında sapasağlam ayakta kalan birkaç nâdide yapıdan biridir. Bunun bir sebebi Lâle Camii’nin bânîsinin hâlis niyeti olsa da diğer sebebi de Peygamber Efendimiz (s.a.v.) ve maneviyat ehlinin ağırlanmış olmasıdır. Fahr-i Âlem Efendimiz’in kokusunun sindiği bu güzel eser, her vakit kapıları açık, cemaatine ve ziyaretçilerine sînesinde barındırdığı mânevî havayı aktarmaya devam etmektedir. Asırlardan beri…

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı