Kolay Hayat

Biriktirilemeyen Nakit “Vakit”

Bazı insanlar para harcarken “İki yevmiyem gitti! Sekiz saatte kazandığımı bir anda harcadım! Haftalığımı şu aygıta, eşyaya verdim!” türünden laflar ederler. Zaman-para ilişkisini sadece bu kalıplara sıkıştıranlar kâr ettiklerini düşünüyorlar.

Yakınlarımızın ve sevdiklerimizin dışındakilere vakit ayırdığımızda genellikle bunun için bir “ücret” alırız. Buna “kâr” ya da “maaş” deriz. Çünkü onlar için zaman ayırmak “iş” icabıdır. Geçimimizi bu yolla temin ederiz. İşi de şöyle tanımlarız: “Vakit nakittir!”.

Çocuklar paranın da zamanın da kıymetini pek bilmezler. Özellikle parayla ilgili düşünceleri pek temizdir. Çocuklarımızın para konusunda bir an önce bilgilenmelerini arzularız. Onlara savurganlığın zararlarından söz eder, para kazanmanın zorluğundan dem vururuz. Öyle her istediklerini alamayacağımızı, paranın kıymetini bilmenin lüzumunu, niçin tasarruf yapmaları gerektiğini uzun uzun anlatırız. Çocuklarımıza oyuncak almakta pek gönüllü olmasak da güzel bir kumbara alır, önlerine koyarız…

Çocuklarımızı para ve birikim konusunda bilgilendirdiğimiz kadar “vaktin hakkını vermek” konusunda da aydınlatmamız gerekmez mi? Bunun için de çocuklar duyduklarından ziyade gördüklerinden etkilendiklerinden onları “zaman” konusunda bilinçlendirmenin yolu zamanı doğru kullanmaktan geçer. Çocuklarıyla dadılarından daha fazla zaman geçiren ebeveynler, yavrularına dadıya ödedikleri ücretten daha fazlasını sunmuş olacaktır.

Çocuğuyla verimli zaman geçiren bir aylık gelirini hesaplarken şöyle düşünebilir: “Çocuğumun karnını doyuracak, onunla her gün yarım saat oynayacak, yatma saati geldiğinde ona masal okuyacak bir dadı; evladıma temizlik, düzen, büyüklere saygı gibi ev kuralları için her gün yarım saat eğitim verecek bir mürebbiye; onu dini yönden eğitebilmek için her gün yarım saatini ayıracak bir hoca; onun zihinsel gelişimiyle her gün yarım saat ilgilenecek ayrı bir öğretmen… Elime geçen paranın üzerine, bütün bu saydıklarım için ödemem gereken ücretleri eklediğimde, benim aylık gerçek kazancım ortaya çıkıyor. Çünkü bunların hepsini ben yapıyorum. Binlerce lira kazanıp dadılara, özel öğretmenlere bu parayı vermek yerine; bu parayı (zamanı) kendime ve yavruma ayırıyorum. Böylece işyerinde başkalarına zaman ayırarak kazandığım parayla birilerinin zamanını satın almama gerek kalmıyor!”

İşte böyle! Maddiyatın her şeyin önüne geçtiği bir devirde vaktin kıymetini bilmek için herkesten farklı düşünmek gerekiyor. Çünkü sıradan insanlar bir kısır döngü içindeler. “Önce para kazanmak için sağlıklarını, sonra da sağlıklarını kazanmak için paralarını veriyorlar.” Fakat elden giden sağlık, yitip giden ömürse kesinlikle geri gelmiyor. Tek varlığı maddi serveti olan kimseler bilmiyor ki “Dünyanın en yoksul insanı, paradan başka bir şeyi olmayandır.”

Zenginlik pastasından herkese düşen dilimin büyüklüğü farklıdır. Bunu sağlık için, mutluluk için de düşünebiliriz. Fakat zaman öyle değil. Kiminin ömrü uzun kiminin kısa olmakla beraber herkese her gün 86.400 saniye veriliyor, gecesiyle gündüzüyle koskoca 24 saat… Geceyi de hesaba katmak gerekiyor; çünkü uyku da pek çok kişi için verimli zamanlardandır. Bedeni yorgun ve vicdanı rahat insanlar uykuyu hak edenlerdir. Böyleleri gün boyu zihinlerini meşgul eden problemlerin birçoğunu uykuda çözerler. Beyinleri, onlar uyurken de verimliliğini sürdürür. Belki de bundan dolayı “Bilgin’in uykusu, câhilin ibadetinden hayırlıdır.” buyrulmuş. İnsanlar “O kadar düşündükten sonra ben de çözerim. / Benim de vaktim olsa ben de yaparım.” derler. Yüz yirmi dakikada kaç soru çözdüğünüze bakarlar. Tabii bunun rakibinizinkinden fazla olup olmadığına da… Okulu kaç yılda bitirdiğiniz önemlidir. Sınavlarda süre kısıtlaması vardır. Kısacası zaman, başarının en önemli kriteridir.

Zaman, eskitemediğine kıymet kazandırır. Bundan dolayı hayatta emeklilik değil, süreklilik olmalı. Pek çok emekli kahvehane köşelerinde vaktini hebâ ediyor. Pek çok kişi, basit bir oyalanma vesilesine yapışarak akşam etme peşinde. Oysa zamanı boşa harcamak, en büyük israf; ‘vakit öldürmek’ en büyük cinayettir.

Vaktin nakitten bir farkı şu ki… Zamanı biriktiremeyiz; ya boşa harcarız onu ya da değerlendiririz… Zaman, bolca verilen bir nimet, müthiş bir kaynak… Zamanı durduramayız, ama lehimize çevirebiliriz; onu yavaşlatamayız, fakat biz hızlanabiliriz.

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı