Biz Güreşin Ev Sahibiyiz!6 dakika okunma süresi

0

Güreşe olan alakası babasından geliyor Gazanfer Özdemir’in. Türkiye’de tanınan ve ender rastlanılan güreşçilerden baba Kazım Özdemir, güreşteki başarılarından ve vücudunun güreşe olan uygunluğundan dolayı Kazım Demir diye biliniyor. Ata sporunu devam ettirmeye çalışan Gazanfer Beyle Antalya’daki evinde buluşuyoruz, yetenekleri keşfedişini ve onları şampiyonluğa nasıl motive ettiğini soruyoruz. İş ve eğitim hayatına değer taşıyacak güzel cümleler çıkıyor bu röportajımızdan.

[ Röportaj: Faruk Mehmet Yılmaz ]

Yıllarca güreş antrenörlüğü yaptınız. Yetenekleri nasıl keşfediyordunuz?

Evvela anne-baba güreşi severse, çocuğun fiziki yapısı buna müsaitse çocuk güreşçi olur. Çeşitli yaş kategorilerinde müsabakalarda izliyoruz. izlerken çocuk kendini gösteriyor. Fiziği güreşe müsait olması, doğru yönlendirilmiş olması, algılaması, tutuşları, duruşu, isteği, mücadele azmi ön plana çıkıyor. Fizik veya yaş çok önemli olmayabiliyor; çünkü yıllar içinde kilo alınıyor ve vücut gelişiyor. Güreş, birebir mücadele olduğu için güreşçinin kendini göstermesi, özgüvenli oluşu bizi etkileyebiliyor.

Öğrencilerinizden “Senden güreşçi olmaz.” diyerek başka işlere yönlendirdiğiniz oldu mu?
Zaman içinde zaten kişi kendini görecektir. Zaten herkes şampiyon olamıyor. Ancak hiçbir zaman güreşi bıraktırdığım kişi olmamıştır; çünkü hayat tarzı olarak devam ederse beraberinde sağlık ve başarıyı getirir. Devam edemeyenler vücut direnci, beslenme, mücadelesizlik sebebiyle kendileri bırakabiliyorlar. 12 ay kesintisiz olarak çalışmanız gereken bir spor olduğu için her bünyede aynı tesiri göstermeyebiliyor.

Kendinden güreşçi olmayacak da vardır?

Tokat bölgesinde Hüseyin Akbaş, ayağından sakatlanıyor. Güreşe devam etmek istiyor. 1953 senesinde İstanbul’a Türkiye Şampiyonası’na geliyor. Tartıya çıkınca o zamanki milli takım hocası ‘Topaldan güreşçi olmaz, bu topal ayakla bu kadar şampiyon arasında bir yere gelemezsin.’ diyor ve tartıya çıkarmıyor. Rica minnet alınıyor ve o haliyle Hüseyin Akbaş bütün şampiyonları yenerek birinci oluyor. Ardından dört dünya şampiyonluğu, iki dünya kupası şampiyonluğu getiriyor. Bu sebeple hiçbir kimseye senden güreşçi olmaz sen git başka bir işle uğraş demedim.

Gene yeteneklerin sürekli motivasyonunu nasıl sağlıyorsunuz?

Öncelikle onlara güreşin bünyeye faydalarını anlatıyoruz. Bu sporun bir disiplin olduğunu; hayatları boyunca bu disiplinin her alanda kendilerine başarı yolunda fayda sağlayacağını anlatıyoruz. Kürsüye çıktıklarında harcadıkları emeğin anlamını fark edeceklerini vurguluyoruz. Maddi konudaki faydalarının yanında manevi kısmını da anlatıyoruz. Ruh vermeye çalışıyoruz. Güreşin bir ata sporu, peygamber sporu olduğu konusunda gerekli bilgilendirmeleri yapıyoruz. Geçmişten efsane güreşçilerimizin hatıralarını anlatıyoruz. işin aslı az önce belirttiğim gibi. Onlara ruh vermeye çalışıyoruz.

Keşfedip yetiştirdiğiniz başarılı güreşçilerinizden misal verebilir misiniz?

Öğrencilerimizden Türkiye Şampiyonları’nda dereceler alanlar, Avrupa dereceleri alanlar, Olimpiyatlarda ülkemizi temsil edenler oldu. Kırkpınar’da kürsüye çıkan güreşçilerimiz oldu. Antalya yöresindeki 1983-1998 yılları arasında çalışmalarımız boyunca yer alan başpehlivanlarda emeğimiz vardır. Bu tarihler arasında 38 adet Türkiye şampiyonu çıkardık. isim olarak Cengiz Elbeye minder tabanlıdır onda etkimiz oldu, Kırkpınar Başpehlivanı Mehmet Yeşil’e emeklerimiz geçti. Bu kadrolardan sadece güreşçiler değil bürokratlar, yöneticiler, müdürler ve birçok meslek dalında başarıya ulaşan isimler de oldu.

Geçmişte, tarihimizde örnek aldığınız güreşçi veya antrenör var mı?

Ülkemizde isim yapmış, dünyada isim yapmış birçok güreşçiyle babam sebebiyle iç içeydik ve bize örnek oldular. Tabii, bir de milletimizin ikinciliği, üçüncülüğü kabul etmeyişi sadece şampiyonu ve başpehlivanı kabul etmeleri bize örnek ve kamçılayıcı oldu. Koca Yusuflar, Kurtdereli Mehmet, Kel Aliçolar, Adalı Haliller, Yaşar Doğular her güreşçi gibi bize misaldi ve ufuk açıcıydı; çünkü onlar Türk güreşinin efsaneleri oldular. Bu isimlere baktığınızda hiçbir menfaat gözetmeksizin güreşmişler ve hep milletinin kültürünü en üst seviyede temsil etmişlerdir. Duruşlarıyla, giyimleriyle, mütevazılıklarıyla hep bize örnek olmuşlardır.

Bunda binlerce yıllık bir gelenek etkili olmuştur. Herkesten önce Hz. Hamza güreşçilerin piridir; o, bizim için hep en önde gelmiştir ve manevi olarak bize güç vermiştir.

Güreşin geleceğini nasıl görüyorsunuz?

Zaten dillere destan bir geçmişimiz var bu konuda. Şimdilerde de güreşte önde gidiyoruz diyebiliriz; ancak eski performansımızı yakalamamız zor; çünkü beslenme ve buna dayalı olarak bünyelerin zayıflaması, en önemlisi de branşın çoğalması buna sebebiyet veriyor. Gelecekte de ülkemiz ve milletimiz için güreş hep ön planda olacaktır.

Şöyle bir gerçek de var biz bu sporun ev sahibiyiz. Bizde bir hayat tarzıdır güreş. Çok sert bir spor olmasının yanında nezaket kurallarıyla da öne çıkan tek spordur diyebilirim. El öpülen tek spordur. Rakipten helallik istenir güreş başlamadan. Bunlar bizim kültürümüzün, inancımızın mihenk taşlarıdır. Güreşçi dünya şampiyonu olur, başpehlivan olur ama hocasının yanında boynunu büker, hocasına itaat eder. Müthiş bir tevazu örneği sergiler. işte güreş, inanç ve kültür uyumumuz bizde güreşi ön plana çıkarmıştır.

Güreşi hangi kelimelerle özetlersiniz?

iki gür insanın eşleşmesidir güreş. “Sistem”, “Prensip”, “Otorite”, “Randıman” genelde sporu özelde güreşi özetleyen kelimelerdir. Güreşçi kendine her yönüyle bakmalı. Mesela babamın doktoru akşam saat dokuz olunca babamı odasında kitlermiş, uyuyup dinlensin keyfine göre hareket etmesin diye.

Gene yeteneklere, güreşe ilgi duyanlara tavsiyeleriniz nedir?

Güreşi sevecekler ve güreşin geçmişini iyi bilecekler. Tarihine inecekler ve bilecekler ki, padişah huzurunda yapılan tek spordur güreş. Bilecekler ki, güreş Hz. Hamza’dan yadigardır. Manevî ağırlığını hep içinde taşıyacak güreşçi. Hocasını iyi dinleyecek ve başta saygıda kusur etmeyecek. Çalışacak, isteyecek başarıya ulaşacak.

gazanferGüreşle Devam Eden Hayat

Gazanfer Özdemir, 1957 yılından beri güreşin içinde. Profesyonel olarak ilk güreşini 1966 yılında Antalya’da Karakucaklar Türkiye Şampiyonasında yaptı. Türkiye Gençler Şampiyonasına 1967-68 İstanbul’da 57 kiloda katıldı. 1968’de Erzurum 60 kiloda Karakucaklar Türkiye Şampiyonası’nda Türkiye şampiyonu oldu. 1969-71 yılları arasında TSK Hava Gücü’nde güreşçiliği devam etti. Bu süreçte Serbest, Grekoromen ve Ankara’daki turnuvalarda 1.’lik, 2.’lik ve 3.’lükleri paylaştı. 1971’den sonra hayatına Çorum’da devam etti. 1983 yılında Antalya’da antrenör olarak göreve başladı. Her tür güreşte milli hakemlik yaptı. Güreş Federasyonu’ndan emekli olunca basın yayın faaliyetlerine girişerek yazılı-görsel basında güreşi anlatıyor.

(Toplam 262 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.