Çanakkale İçinde Aynalı Çarşı

0

Anadolu’nun neresine gidilirse gidilsin geçmişten, atiden bir ize rastlamamak mümkün değil. Gerek cami ve medreseler gerekse kervansaraylar ve çarşılar hepkarşımıza çıkar.Doğudan batıya, kuzeyden güneye adım adım her coğrafyada bir tarihi eserle karşılaşıyoruz. İşte onlardan bir tanesi; Çanakkale içinde “Aynalı Çarşı”.

Takriben 4-5 saatlik bir yolculuktan sonra kendimizi Çanakkale kıyılarında buluyoruz. Çanakkale’ye geçmek için feribot kullanmamız gerektiğini bildiğimizden hemen feribot sırasına giriyoruz. Sonra yavaş yavaş sıramız ilerlerken gözümüze Çanakkale’nin güzellikleri çarpıyor. Denizinin maviliği, ormanlarının yeşilliği ve her zaman zihnimizde dipdiri duran şanlı tarihiyle bizi sıra dışı bir duygu ve düşünce dünyasına sürüklüyor Çanakkale.

Bu duygu ve düşüncelerle hemhal olurken; kaptanın gemiyi hareket ettirmesi ve o çaldığı siren sesiyle irkiliyoruz. Ne olduğunu anlamış olsak bile şöyle bir göz bebeklerimizin büyümüş haliyle birbirimize bakmadan edemiyoruz. Yarım saatlik bir vapur yolculuğunun ve boğaz havasının ardından Eceabat’tan hareket eden feribotumuz Çanakkale İskelesine yanaşıyor. Biz de artık güvertelerden aşağıya doğru yöneliyoruz.

Adım adım “Aynalı Çarşı”

Feribottan inince sağ taraftan, sahil kenarından ağır ağır ilerliyoruz; denizin, doğanın, tarihin, coğrafyanın ve sosyolojinin tadını çıkara çıkara. Deniz, doğa, tarih, coğrafya tamam da sosyoloji ne oluyor değil mi? Şöyle ki; Çanakkale kendisini barışın ve özgürlüğün şehri olarak tanıtıyor. Herkes burada barış ve huzur içerisinde rahatça yaşayabilir diyorlar. Gerçekten de bunu çok net bir biçimde görüyoruz. İşte bu sebeple sosyolojinin tadı çıkıyor bu şehirde. Sahilin sonuna geldiğimiz noktada mecburi istikamet olarak sola, çarşı caddesine yöneliyoruz. Çay ocakları, ışıklı caddeler ve sokaklar, renkli mağazalar, ayaküstü nar suyu satan seyyar satıcılar ve kuyumcular… Hepsini birer birer geride bırakarak en nihayetinde Aynalı Çarşı’nın önünde buluyoruz kendimizi.

Koşum takımlarından doğan bir isim

Daha önceleri çarşı içerisinde atlar için koşum takımları ve süs eşyaları imal eden dükkanlar mevcutmuş. “Ayna” adı verilen at gözlüklerinin çarşıda üretilip satılmasından dolayı bir nevi teşbih gayesiyle “Aynalı Çarşı” adının kullanılmakta olduğunu öğreniyoruz. Bu noktada bugün çarşının girişine yerleştirilen iki adet büyük boy aynaların çarşının kendine has yapısıyla ilgisinin bulunmadığını da anlıyoruz.

Eliya Hallio mu Evliya Çelebi mi?

Aynalı Çarşı, 1876 yılında Osmanlı tahtına çıkan Abdülhamid-i Saninin saltanatının on dördüncü senesinde Çanakkale’deki Yahudi ailelerinden birinin üyesi olan EliyauHalliotarafından yaptırılmıştır. Fakat enteresan bir şekilde, doğrulanamayan bir bilgi olmakla beraber, Evliya Çelebi’nin Seyahatnamesinde bu Çarşı’dan söz edilmektedir. İlyaHalyo ise mevzubahis olan çarşıyı tadilattan geçirip kullanıma açmış bir isim olabilir.

Tarihe şahitlik eden çarşı

Aynalı Çarşı Birinci Dünya Savaşı içerisinde yer alan Çanakkale muharebeleri sırasında, bilhassa kara harekatının yapıldığı Gelibolu çıkarmalarında bombardıman ve yangınlarla tahrip olmuş ve ciddi yaralar almıştır. İngilizlerin Çanakkale’yi işgali sırasında, 1918-1921 tarihlerinde İngilizler atlarını muhafaza etmek ve barındırmak için Aynalı Çarşı’yı mutabık bulmuşlar ve ahır olarak kullanmışlardır.

1921’den sonraki süreçlerde ana giriş kapısı haricinde önemli ölçüde yıkık kalmış ve belli bir süre çarşı olarak kullanılamamıştır. Resmi kayıtlarda bedesten (aslen bez, kumaş satılan yer manasına gelen “bezistan” kelimesinin zamanla telaffuz edilerek değişikliğe uğramış hali) arazisi olarak geçen çarşıya daha sonra 14 dükkan inşa edilerek eklenmiştir. Çarşının bugün sadece kapalı olan kısmı değil aslen açık olan bölümleriyle beraber bir bütün olarak “Aynalı Çarşı” olduğunu vurgulamak gerekir ki toplamda bu bütün içteki ve dıştaki dükkanlarla birlikte 57 dükkan vardır.

Çanakkale’nin seramiğinin de meşhur olmasıyla Aynalı Çarşı bugünkü görüntüsüne kavuşmuştur. Çarşı içerisindeki dükkanlarda, farklı yerlerden Çanakkale’yi ziyarete gelenlerin hediyelik olarak düşünebileceği ve alabileceği her şey bulunmakta. Bunda elbette Çanakkale’nin doğal fizyolojik yapısının ve coğrafyasının tesiri büyük.

Osmanlıca ve İbranice bir kitabe (

Kapı kitabesinde Osmanlıca ve İbranice olmak üzere iki yazı yer almaktadır. Osmanlıca olan bölümünde; “Sultan-ı ma adalet-i unvan-ül Gazi Abdülhamid-i Sani Efendimiz Hazretlerinin saye-i İhsaniye-i” (Adaletliliği ile tanınan Sultan Gazi İkinci Abdülhamid hazretlerinin lütuf ve sahip çıkmalarıyla.) ifadesi yer almaktadır. İbranice olarak beyan edilen kitabede ise; “Eser-i gayret-i perverde tebaa-i sadıka-i MuseviyyesindenEliyauHallio bendelerinin yaptırdığı çarşı-i dil-nişindir.” (Kendilerine bağlı, Musevi uyruğundan İlyaHalyo kullarının çabalarıyla yaptırılmış ve gönülde yer tutacak çarşıdır.) Sene; Hicri Muharrem 1307, (Kasım-Aralık 1889) ifadesi yer almaktadır.

(Toplam 379 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

Fikrinizi Belirtin.