Genç Hayat

Çantada Gençlik

Kitabı Hapsetmek

Bir gün bilgili kimseler “Molla Refîkî, ilim ehli değildir, ama bulduğu kitapları toplar. Bunca kitabı hapsedip ne yapar?” derler. Bunun üzerine Kemalpaşazâde Ahmed, zamandan şikayet edip “Diğerleri kitabı alıp işkence ederler, o ise hapseder. Sonra hapis; işkenceden, yerde yatan; tekme yiyenden iyidir.”

 

 

İlginç

• İnsan bedenindeki en büyük damar 3 cm çapındadır.
• Bukalemunların dilleri, en az kendi vücut uzunlukları kadar uzayabilir.
• Atmosferde bulunan oksijenin yarısı, su kaynaklarımızda üretilir.
• Mars atmosferi, gündüz kırmızı güneş ışıklarını, gün batımında ise mavi güneş ışıklarını saçma eğilimindedir.
• Bir ton kağıdın geri dönüşümü ile 17 ağaç, 2,5 ton petrol ve 26 ton su tasarruf edilmektedir.
• Dünyanın en hızlı yüzen canlısı; saatte 110 km hıza ulaşabilen yelken balığıdır.

 

 

 

Az Laf Çok Söz

Devirde sâkıyân-ı zehr-i minnet ber-murâd olsun
Bizi kat’-ı recâ bahşıyla memnûn eylemişlerdir (Şeyh Galip)

Her devir, kendinden önceki devrin üzerine kurulurken nesiller boş durur mu hiç? Her nesil de kendinden sonraki nesli yetiştirir, büyütür. Nihayetinde miras bırakır. Devirler uçar, dedeler-torunlar değişir; fakat bazı miraslar aynıdır, değişmez. Çok değil, bundan 3 asır öncesine, 18. yüzyıla uzanıp dedelerimize bir bakalım. Şair, dedelerimizin fotoğrafını çekmiş; siyah-beyaz da değil, pek fiyakalı! Fotoğrafa bakana fotoğraf şunu söylüyor: “İyilik yapıp da daha sonra arkasından başa kakan zamane insanının Allah ne muradı varsa versin! Bizim, insanlardan bir şey beklemekten kurtulmamız ve yalnızca Hazreti Allah’a tevekkül etmenin şuuruna ermemiz onların sayesinde oldu.”

Şimdi 18. yüzyıldan seke seke gelelim: 19, 20, 21…

Günümüze, zamane insanına bakıyorum fark yok. Fotoğraf aynı fotoğraf. Ne yapayım, gözüme çarptıkça fotoğraf; “Behey mübarek dedeler, biz torunlarınıza böyle bir miras bırakmak zorunda mıydınız, bırakmasaydınız olmaz mıydı? Kimse düzelmek için çabalamıyor. Bıraktığınız miras o kadar çok ki gelen yiyor, giden yiyor; bitmiyor. Yapılan iyilikler arkadan konuşuluyor, başa kakılıyor ama kimse hata yapıyorum, konuşmamalıyım, ‘yapılan iyilikler unutulmalı, dile getirilen iyilikler, iyilik sayılmaz’ demiyor. Herkes sütten çıkmış ak kaşık, hatalı yok! Çünkü biz torunlar, mirasyedi olsak da yine de mükemmeliz, mütekâmiliz(!). Eğer bir hatalı aranacaksa böyle bir miras bırakmakla sizsiniz, siz dedeler.” diye sitem edesim geliyor, susuyorum. Kim anlayacak, dedeler göçüp gitmiş, torunlar avare.

10 bin dolar kadar etkili 10 ağaç

Ağaçların ve yeşil alanların, sağlığımız için önemli etkilerinin olduğunu biliyorduk da bir mahallede sağlığımız için kaç ağacın olması gerektiğini hiç düşünmemişizdir. Sağ olsun, bazı araştırmacılar bu konuya kafa yorup bizim için tespit etmişler. Şunu belirtmem gerekir ki araştırmada esas aldıkları ağaçlar parklardaki ağaçlar değil, yol kenarındaki ve kişilerin günlük hayatlarında her gün gördükleri ağaçlardı. Araştırmanın neticesinde şu sonuca varmışlar: “Her mahallede fazladan 10 ağaç olması:
• Orada yaşayanları, yıllık gelirlerinin 10.000 dolar artmış kadar iyi ve yedi yaş daha genç, hissettiriyor.
• Hava kirliliğini ve stresi azaltıyor.
• Daha fazla fiziksel egzersiz yapma isteği uyandırıyor.
• Ve öyle bir yerde yaşayanlarda kalp hastalığı ve metabolik hastalık görülme oranı da düşük oluyor.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı