Çepni’nin Yayla Dönüşü

3

Giresun, Trabzon ve Rize yörelerinde coğrafi mekân iki kelimeyle tanımlanır: Biri “cenik”, diğeri “yayla”. Kış aylarının geçirildiği sahil kesimleri cenik ya da kışlak diye anılırken, 2000 metrenin fevkinde, insan ve hayvanların yazın konakladığı yerler yayla ya da yaylak diye anılır. Ceniğin bunaltıcı havasından kurtuluş için insanlar mayısın yirmisinden itibaren yaylalara göç ederler.

Yayla heyecanı böyle başlar

Yayla heyecanı insanlarda yaşlısıyla genciyle günler öncesinden başlar. Yol azıkları hazırlanır, katır ve atlara vurulacak yükler denklenir. Hayvanlar göçten önce bir hafta boyunca günlük geziye çıkarılır. Bu, hayvanın yolculuğa dayanabilmesi için bir nevi idmandır. Bölge insanı ayağında kara lastiği, elinde azığı, belinde silahıyla 6 -12 saat arasında değişen mesafeleri yürür.

Hayvanlarla gidilecekse göç saati sabah namazının ilk vaktidir. Hava henüz aydınlanmadığından çıra yada farfar yakılır, kadınlar keşanını başına sarar, sepeti sırtına yüklenir, eline de yol azığı olan yoğurt küleğini alır. Büyükbaş hayvanlar âdeta bir gelin gibi süslenirdi.

Küçük çocuklar, içi battaniye döşeli sepete oturtularak katıra bindirilir. Koyun ve sığır, göçe dâhilse yolculuk daha meşakkatli olmakla beraber, bir o kadarda heyecanlı olur. Yüzlerce koyunu hey’leyerek giderken, yüzlerce çan, kelekten çıkan ses ve bu sese karışan meleşmeler, ara sıra vadilerde çınlayan ıslıklar sürü sahibi bir yaylacı için şu dünyada dinlenebilecek en güzel musiki olsa gerek.

Nice dostluklar yayla yolunda kurulur

Tam günlük yolculuklarda iki insan karşılaşıp, aynı istikamete revan olmuşlarsa bazen yağmurda aynı şemsiye kullanılır, acıkınca bir mısır ekmeği bölüşerek yenilir, derin mevzulara dalınır ve bu yolculuk bir ömür sürecek bir dostluğa dönüşür.

Bazen yolculuklar yalnız başına olur, sırtınızda bir çanta, gözünüz hep yolda, belki bir katırcıya denk gelirim de şu çantamı katırına astırırım diye. Ve umut hakikate dönüşür, taş döşeli yolda önce nal sesleri duyulur ve katırını yed’miş (elinde çeken) veya kasmış (yularını toplayıp hayvanı salmış) biri çıkagelir. Söylersin hiç ikiletmez, yükünün dengesini bozdurmadan bir ayar çeker, laflayarak devam edilir yolculuğa.

Yayla ve şenlik

Günümüzde yayla yine heyecan ve neşe uyandırsa da yolculuklar artık arabayla yapıldığı için yol heyecanı ve yol kültürü maalesef kalmamıştır. Bu değişimden Karadeniz Çepni kültüründe asırların geleneği olan “otçu göçü” de nasibini almıştır. Otçu göçü, eskiden belirlenen bir günde bütün bölge insanının şenlik havası içinde yürüyerek yaylaya gitmesi iken, yaylalara yollar vurulup, yürüme işi
kalkınca belirlenen bir günde, yayla düzünde festival yapma şekline dönüşmüştür.

Hantallaşan bedenler için göç

Millet ve memleket hayatımızın geleceği için sağlıklı ve enerji dolu bir neslin lüzumu malum. Bunun için insanlarımız bilhassa gençlerimiz endüstriyel beslenme neticesi hantallaşan vücutları için fitnes, aerobik salonları gibi, çoğu defa ahlak ve kültür değerlerimizle uyuşmayan kapalı salonlara gitmek yerine; arabalarını oldukları yere bırakıp, Karadeniz’in bâkir yayla ve dağlarına çıkabilirler. Dağ çiçekleri ile bezeli, tarihi taş döşemeli yollarda saatlerce yürüyüp, taş oluklardan veya kara oluklardan akan billur sulardan içebilirler. Çıkıp yaylaya dört yanı taş duvar; üzeri hartama kaplı; içinde yer ateşi; tereğinde ağaçtan yayuk, külek, sağrak ve çanak olan bir evde uyuyabilirler. Ağaç yayıkta yapılmış dövme ayrandan içip aynı yayığın tereyağından da yiyebilirler. Bütün bunları yapsınlar ki yayla ve göç kültürü hayatta kalabilsin…

(Toplam 385 kez okundu. Bugün: 1)
PAYLAŞ:

3 yorum

  1. enver mücahit tunalı -

    HİCABİ BEY, BİR YUDUM SU GİBİ OKUDUM. KARA LASTİKLE ŞAPIR ŞUPUR YAYLAYA GİDEN AYAKLARINIZA SAĞLIK.

  2. ALİ KAMİL YILDIZ -

    YIL 1995. DÜDÜR, ÇEKÜŞÜK, TARILALAN, KOYUNYOKUŞUNDA 7,65 ÇAKARALMAZLA YAKTIĞIMIZ MERMİLERİ YAZMAMIŞSIN.

  3. vahit çolak -

    hicabi bey, bunun belgeselini bekliyoruz. TRT ye bile satabilirsin.

Fikrinizi Belirtin.