Aile Özel

Çocuğum Neden Yabancı Dil Konuşamıyor?

Öğretmenlik hayatı boyunca gördüğümüz kadarı ile ilk ve ortaöğretim öğrencilerinin sevemedikleri bir ders: İngilizce. Kalabalık sınıf ortamları, özensiz hazırlanmış kitapların kullanılması, yıllarca uzmanlık alanı İngilizce Öğretmenliği olmayan hocaların mecburiyetten derslere girmesi ve yoğun aile baskısı öğrencilerin İngilizce’yi sevememesinin bazı sebepleri arasında sayılabilir.

Aslına bakarsanız sosyal hayat ile bu kadar iç içe olan bir dilin, dersler sınıflandırması içinde olması başlı başına bir problem. Tamamen fıtri bir özellik olan dil öğrenme kabiliyetinin matematik ve tarih gibi bir ders olarak nitelendirilmesi işin başında öğrenimi engelleyici bir durum. İsterseniz çocuklarımızın İngilizceyi öğrenememelerinin sebebi olarak yukarıda saydığımız hususları biraz açalım:

Kalabalık sınıf ortamları

Diğer dersleri de etkileyen bir sorun olsa da bu olumsuzluktan en çok etkilenen ders İngilizce. Modern dil öğretim tekniklerinde kalabalık sınıflara artık yer yok. Dil öğretmeni ve öğrenci devamlı etkileşim halinde olmalı, öğretmen derste ana dili kullanmadan İngilizceyi kullanmalı ve kullandırtmalı. Bunun için pair work (çiftli çalışma) grupları ve group work (toplu çalışma) grupları oldukça önemli. Kalabalık ortamlarda ise öğretmen eline tebeşiri alıp dersi tahtada anlatmaktan başka bir şey yapamıyor maalesef. Bu da en eğlenceli geçmesi gereken bir saat diliminin sıkıcı geçmesine sebep oluyor.

Özensiz hazırlanan kitapların kullanılması

İngilizce sadece dil bilgisinden ibaretmiş gibi kalıp
dil bilgisi konuları ve cümle kurulum tekniklerinden başka bir aktivite içermeyen kitaplar da öğrencileri bu dilden soğutan nedenlerden birisi. Bir nesil S+V+O cümle yapısı ve Simple Present Tense ile başladığı öğretim dönemini “S” takısını öğrenemeden bitirdi. Fillerin ikinci ve üçüncü hallerini ezberlerken çekilen eziyet İngilizceye olan sevgisizliği perçinledi. Bol aktiviteli, resimli, konuşturan bir kitap seçimi hâlbuki İngilizceyi sevdirmenin belki en önemli aracı olabilir. Ders kitabı kategorisine giren bir İngilizce kitabı maalesef bu sevdirme gayretine hizmet etmeyecektir.
Ehil olmayan ve Öğretmenler

Okuyucularımızın bazısı hatırlayacaktır. İngilizce Biyoloji Öğretmenliği bölümünden mezun olan İngilizce hocalarımız girerdi İngilizce derslerine kadro sıkıntısından dolayı. Ülkemizde işi ehline vermenin çok revaçta olmadığı hakikatine mebni bir hakikat bu. İngilizce bilmek kesinlikle İngilizce öğretmeye ehil olmak anlamına gelmiyor. İngilizceyi nasıl öğretmesi gerektiğini de bilmesi gerek bir öğretmenin. Sırtı öğrencilere dönük bir şekilde tahtaya bir şeyler yazarak İngilizce dersi işlemek, kıymetli annelerin yeni doğan çocuklarına Türkçeyi tahtada anlatması kadar fıtrat dışı. Fıtrata uygun olmayan her hususun müneffir yani nefret ettirici olacağı da bir hakikat.

Yoğun aile baskısı

Öğrencilerimiz anlatır. Memleketlerine gittiği zaman Türkçe konuşmakta dahi sıkıntı yaşayan akrabalarının İngilizce öğrenmelerini tavsiye ettiklerini. Artık vapurda simit attığınız martı dahi simidi kapmadan kulağınıza “Aman İngilizceyi hallet.” diyor bu devirde. Bu baskı da hem nefrete hem de fıtri öğrenmenin önüne engel oluyor. Özellikle baskıya ters tepkide bulunan bir nesle böyle bir yaklaşımda bulunmak dil öğrenme yolculuğunu daha ilk günden yarıda bıraktırıyor.

Netice itibarı ile daha önceki yazılarımızda da belirttiğimiz gibi yabancı dil ancak severek ve düzenli çalışılarak öğrenilir. Baskı ve mecburiyet duygularının galebe çaldığı bir öğrencinin Yabancı dil öğrenmesi de onu sevmesi de mümkün değildir. Sevmeyerek yapılan hangi çaba neticeye ulaşabilir ki zaten?

Etiketler

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı