Seyahat

Çöldeki Bereket “Alev Dağının Üzümleri”

Doğu Türkistan (Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesi) Turfan’daki çölde, yüzyıllardır Tanrı Dağları’ndan taşınan sularla oluşturulan bir bölge var. Binlerce yıllık devam eden bereket abidesi bağlar bahçeler, bugün hala taşınan o sularla verimlilikte ve lezzette nadir beldelerden biri olmaya devam ediyor.

Doğu Türkistan’ın (Çin’in Sincan Uygur Özerk Bölgesindeki) bir bölgesi olan Turfan, çöl tanımına uygun kuraklığın hüküm sürdüğü bir bölge aslında. Ama bu bölgede “turfan” olarak bilinen öyle bir yer var ki binlerce kilometreden taşınan sularla, adeta çölde suni bir vahaya dönüştürülmüş durumda. Uygur’un bu yerinde Tanrı Dağları’nın sularıyla bir bereket havzası çıkıyor karşımıza.

İçinde Han, Uygur, Hui (Çinli Müslümanlar), Moğol gibi birçok etnik unsuru barındıran Turfan kenti, başkent Urumçi’ye iki saat uzaklıkta. Bu yer 600 binlik nüfusuyla çölün ortasında canlı bir tarım merkezi.

Urumçi’nin doğusunda olan ve çok sıcak olmasından dolayı halk arasında “Ateş Bölgesi” olarak adlandırılan Turfan, uzun tarihi geçmişinin yanında manevi bir kültür merkezi olarak da biliniyor. Bölgedeki tarihi eserler binlerce yıllık bereketin de şahitleri. İşte kızgın kumların arasındaki bereket yuvasından kısa notlar.

5 bin kilometrelik kanaldan gelen bereket

Deniz seviyesinin altında olan Turfan vilayeti, bölgenin tarım merkezdir. Turfan şehri, su kaynakları çok az olan bir bölgede bulunuyor. Bu bölgenin iklimi de son derece kurak. Bölgedeki su sıkıntısından dolayı 2 bin yıl önce Tanrı Dağları’ndan buraya kanallarla su taşınmış. Bu kanalların toplam uzunluğu 5 bin 272 kilometre. Kanalların büyük kısmı yer altında inşa edilmiş. Binlerce yıllık bu kanallar hâlâ kullanılıyor. Bu yer altı kanallarına “Karez kanalları” deniliyor. Bugün bile Turfan’ın su ihtiyacının yüzde 30’unu bu kanallar karşılamaya devam ediyor.

Bölgeye yukardan bakıldığında çölün içerisinde açan bir gül bahçesi gibi rengârenk ve muhteşem görünüyor. Bu manzara insanda çok farklı duygular uyandırıyor. Çalıştığında insanoğlu çölde bile bereketi yakalayabiliyor.

Binlerce yıllık ibtidai kanal projesi hala kullanılıyor

Tarihte kuyu kanalları olarak adlandırılan Karez kanalları, yöre insanlarının Tanrı Dağları’nda inşa ettikleri bir sulama projesidir. Bu proje ile yeraltına sızarak oluşan kısmından faydalanılmıştır.

Çinliler tarafından “Yeraltındaki büyük kanal” olarak adlandırılan Karez kanallarının 2 bin yıllık bir geçmişe sahip olduğu biliniyor.

Bölgede Karez kanalının tarihini ve şimdiki özelliklerini anlatmak üzere oluşturulan sergiyi geziyoruz. Bu sergi, bölgeyi ziyaret edenler tarafından büyük ilgi görüyor. Karez kanalı müzesinde yeraltı su kanallarının üç boyutlu maketi, insanoğlunun tabiat şartlarına rağmen çölü bir bereket havzasına nasıl dönüştürdüğünü anlatıyor.

Tanrı Dağları’ndan yüzyıllardır bölge halkına hizmet veren yeraltı kanalları 1,5 metre yükseklikte, 60-70 cm genişlikte inşa edilmiş durumda. Ve günde 858 metreküp su taşıma kapasitesine sahip. Ancak bugün bu oran neredeyse üçte bir kadar düşmüş durumda.

Yüzlerce kanalın bulunduğu bölgede hâlen bağcılık faaliyetinin yanı sıra akademik zirai çalışmalar da yapılıyor.

“Alev Dağı’nın  Üzümleri”

Yıl boyunca neredeyse hiç yağış almayan Turfan’ın iki bin yıllık kanallarıyla sulanan ünlü üzüm bağları, vilayetin en büyük gelir kaynağı. Turfan’da hayatın her safhasında üzümün rolü çok büyük. Onlarca çeşidinin bulunduğu bu üzümler, taze ve kurutulmuş halde piyasaya sunuluyor.

Üzümlerin sofralık özellikleri ağır basıyor. Çünkü bu üzüm ince kabuklu ve çok lezzetli. Dünyada eşi olmayan bu üzümler dilden dile dolaşarak “turfanda” tabirinin de çıkış noktası.

Yetiştiği bölgeden, yapılış usullerine göre meşakkatli yetiştirilen üzümler, farklı usullerde hazırlanıyor. Kuru üzüm çeşitlerinde, kurutma yöntemi üzümün değerinde büyük rol oynuyor. Burada üzüm birkaç şekilde kurutuluyor ve piyasaya sürülüyor. Anadolu’nun bazı yerlerinde “tef” olarak bilinen asmada kuruyan üzüm burada da var. Özel olarak yapılan asmalarda dalında kurutulan üzümlerin yanı sıra açık havada, gölgede, rüzgârın etkisiyle kurutulanlar da var. Bir de kerpiçten yapılmış özel depolarda kurutulan üzümleri gördük. Bunlar satılırken ayrı ayrı yerlere konuluyor.

Emin Hoca Camii

Tarihte de büyük önem sahip olan Turfan’da, Uygurların en önemli eserlerinden Emin Hoca Camii göze çarpıyor. Cami, geleneksel Uygur mimarisinin özelliklerinin yanı sıra bölgede tarihte meydana gelen savaşların ardından barış ve istikrarın simgesi konumuna gelmiş durumda. Uygur mimarisinin özelliklerini yoğun bir şekilde taşıyan ve Emin Hoca’nın oğlu tarafından babasının ülkesine ve halkına yaptığı katkılara ithafen yapılan minare, 37 metre uzunluktaki boyutlarıyla şehrin her noktasından görülebiliyor.

Caminin halen ibadete açık olduğunu belirten bölge halkı, bölgede bulunan Müslümanların cuma namazlarını Emin Hoca Camisi’nde kıldığını anlatıyor.

 

En Yeniler

Başa dön tuşu