Eğitim

Daha Olayım Diye Diye…

Hafif kırgınlığı olan bir adam keyfini bozar. İlaç yaptırır. Daha ziyade fenalaşır. Akıbeti ölüm derecesine gelir. Ailesini başına toplayıp der ki: “İşte ben ölüyorum. Size vasiyet ederim ki mezar taşına, ‘İyi idi, daha iyi olayım diye öldü!’ şeklinde yazarsınız.”

Eğitimde daha iyi olmak için ölme konusu, en önemli gündem maddemiz. Eğitimle ölüm, eskiden yanlış tercihler, yanlış yol ayrımlarını belirleyenler için kullanılırdı. Şimdi ise ölümler, teknoloji ve internetle geliyor. Aileler daha iyi olması için her türlü imkanı önüne serdikleri çocuklarının ekran başında yavaş yavaş eridiğini gördüklerinde veryansına başlıyorlar. Ama bazıları için bu veryansın, geç kalınmış bir iş oluyor.

Alican’ın annesi “Nerde hata yaptık biz hocam, siz söyleyin. Babası da ben de böyle insanlar değiliz. Yemedik yedirdik, giymedik giydirdik.” dediğinde artık hayli geç kalmışlardı. Anne içini döküyor, korkudan ve öfkeden sarsıla sarsıla ağlıyordu. Onu bu kadar ağlatan biraz da hadise insanlar tarafından duyulsa, asla eski itibarına kavuşamama endişesiydi. Rehberlik servisinde bir lise öğrencisinin durumu konuşuluyorken kim bunu mahallede ilan edecekti ki? Ancak anne, oğlunun vahametini unutmuş, mahallelinin dedikodusunu düşünüyordu.

Alican, okul arkadaşlarından birinin tanıdığına sado-mazoşistik eğilim barındıran, “gayri ahlâkî” içerikli mesajlar göndermişti. Bir de kendi cinsel kimliğinin dışındaki durumlar var ki orası biraz da doktorların işiydi. Hadisenin öyle bir seyri vardı ki amiyane tabirle, yüz kızartıcı bir durum. Sadece mesaj değil, mesaj faaliyetinin bütün kötülükleriyle beraber internetin karanlık yerlerinden akıp gelmesi, bataklığın “Evladım bir daha yapmazsın değil mi?” ile kapatılamayacağı ortadaydı.

Nasıl oldu, ne oldu da Alican bu hale geldi/getirildi?

Kadına şiddetten başladı, nerelere geldi?

Bir eğitimci olarak konuyu zihnimde günlerce ölçüp biçtim. Aile, ahlâkî eğitimi zamanında ehil ellerden çocuklarına verebilselerdi, Alican zehirle mücadelede daha iyi şeyler yapabilirdi. Sonra, başımı bu olaydan biraz kaldırıp daha geniş baktığım günler oldu. Mikroskopla detaylara çok dalmıştım, şimdi büyük bir radarla bütün ülkeyi tarıyordum.

Çocukların, ahlâk normlarının dışında hareket etmeleri daha dünkü hadise değildi. Ancak kendi cinsel kimliklerinin dışında eğilimler gösterme konusu, okullarda giderek büyüyen bir problem olduğunu izan sahibi kişiler kabul ediyorlar.

Psikolojide bazı kuramlar var. İnsan doğuştan sapmaya meyillidir, derler. Bir sapmanın oluşabilmesi için şahsî yatkınlık, çevre şartları ve iradenin bozulması gerekir. Maalesef insan, bu devirde sapmanın oluşması için gereken çevre şartlarına fazlasıyla maruz kalıyor. Bu çevre şartlarının teorik alt yapısı da pratik alanı da ince ince işleniyor, adeta bir örümcek ağı halinde, özellikle gençlerin yollarına tuzak olarak serpiştiriliyor.

Bu öğrenciler, çocuk istismarını özendiren klipleri izleyerek büyüyorlar. Gündeme düşen süfliyat içerikli adliyelik haberler ise toplumun tamamını öldürmeyip süründüren cinsten. Bir de şimdilerde cinsel kimliği tahrip etmek için yapılan faaliyetler çıktı.

 

Kadına Yönelik Şiddet ve Hane İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele için Geçici Komite (CAHVIO) kurulmuştu. Hiç böyle bir çalışmayı duydunuz mu? Avrupa Konseyi’nin oluşturduğu uzmanlar grubu, İstanbul Sözleşmesi CAHVIO’nun 2009-2010 yılları arasındaki yoğun çalışmalarıyla bitirmişlerdi. Avrupa Konseyi’ni arkasına alarak çocuklarımızın cinsel kimliklerine doğrudan ya da dolaylı saldıranlar için neler yapabiliriz ki?

Sapkınlık çoğalıyor. Toplumda ahlâkî dejenerasyon maalesef derinleşiyor. Eskiden binde bir görülecek hadiseler artık vakayı adiyeden sayılıyor.

Cinsiyetsiz toplum diye bir mefhum topluma dayatılıyor. Oysa Hazreti Allah “Ey insanlar! Doğrusu biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık.” buyuruyor. Böyle temel meselede bile insanlar fikrî ihtilafa sürükleniyor ve böylece insanlığın canına okunuyor. Toplumu korumak için ailenin vurgulanması gerekirken dış kaynaklı fonlarla beslenen bazı sivil toplum kuruluşları, ferdiyetçiliği öne çıkaran çalışmalar yapıyor.

Batının bu kaynakları, insanlarımızın hayırları için sağlamadıkları kesin. Toplumun temeli aileyi dinamitledikleri aşikâr.

Evet, can sıkıcı bir yazı oldu. Sizleri rahatlatmak için yazıya tavsiyeler kısmı yazacaktım, ama yazmıyorum/yazamıyorum. Çocuklarınızı medyanın eğlencelerinden uzak tutun desem, başarabilecek misiniz? Sınırsız internet belasının verdiği zararları asgariye indirmek için ihtiyaç kadar internet desem, başarabilecek misiniz? Sadece Avrupa Konseyi’ni arkasına alan cinsel kimlik tahripçilerine karşı değil, bütün bozgunculara karşı, evladını seviyorsan al karşına, günde bir saat konuş, ahlâk eğitimine, din eğitimine konuş, geleceğine konuş, inancına konuş desem, yapabilecek misin? Zamanın mı yok, eğitim alt yapın buna müsait mi değil? Her iki halde de çareler var. Daha iyi olma uğruna ölmemek için, çare aramak lazım değil mi?

En Yeniler

Başa dön tuşu
Kapalı