Kişisel GelişimKolay Hayat

Doğruyu Bildiği Halde İnsan Neden Yanlışı Seçer? Kalabalığa Uymak

Bir insanın yaptığı işten etkilenerek, diğer insanların da o işin aynısını yapmalarına literatürde “sürü
psikolojisi” adı verilmektedir. Bunun en bariz örneklerini koyunlar sergilediği için “koyun psikolojisi” olarak da bilinmektedir.

[ Adem Serdaroğlu ]

Haberlerden hatırlayacaksınızdır:

“Ordu’nun Kabadüz ilçesine bağlı Kirazdere Mahallesi’nde 100 koyundan 56’sı uçurumdan atlayarak telef oldular.” “Kars’a bağlı Kötek Köyü’nde otlayan 800 koyundan 200’ü uçurumdan atlayarak telef oldular. Olaya en önde giden koyunun sarp yamaçta, uçurumdan atlaması yol açtı.”

Koyunlarla ilgili anlatılan bir de hikâyede vardır; çoban köprünün başında sürüsünün geçişine bakarken bir koyuna çelme takar.

Koyun da refleks icabı sıçrar. O koyundan sonra gelen diğer bütün koyunlarda aynı yere gelince sıçramaya başlarlar. Hâlbuki sıçramalarını icap ettiren herhangi bir durum yoktur ortada.

Solomon Asch ve düşündürdükleri

Meşhur Amerikalı psikolog Solomon Asch, yukarıda gördüğünüz resmi bütün deneklerine sordu:
“Hangi seçenek, gördüğünüz çizgiyle aynı boydadır?”

Doğrusu, insanların C şıkkını seçmeleriydi fakat deneklerin % 76’sı A ve B seçeneklerini işaretlemişlerdi. Peki, bu kadar açık olmasına rağmen neden denekler doğru cevap yerine yanlış olanları seçmişlerdi?

Meselenin sırrı, deneyin dizaynında saklıydı. Görüşmeye sekizer kişilik gruplar halinde alınan deneklerden aslında sadece bir tanesi gerçek denekti. Diğer yedi kişi ise deney ekibi üyelerinden oluşmaktaydı. Her seferinde gerçek denekler 6. sıraya oturtulmuş ve deney ekibinden olan sahte denekler ise sürekli yanlış olan seçenekleri söylemişlerdi. Kendinden önceki katılımcıların cevaplarını duyan denekler de, kendini sürü psikolojisine uymaktan alıkoyamamış ve emin olmasına rağmen onlar da yanlış seçeneklerden birini işaretlemişlerdi.

Çıkan sonuca şaşıran deney başkanı, deneklerle bir de yüz yüze görüşme yaparak neden göz göre göre yanlış cevabı verdiklerini sordu. Herkes, diğer katılımcılardan farklı bir cevap verirlerse tuhaf bir duruma düşeceklerini ve kendilerinin göremedikleri bir ayrıntının olabileceğini düşündüklerini söylediler. Bazıları ise, diğerlerinin yanlış cevabı verdiklerini bildikleri halde, ‘gruba uymak’ adına bilerek yanlış cevabı verdiklerini itiraf ettiler.

Burada da görüldüğü gibi genelde insanlar yalnızlık korkusu ile bir topluluğa uymaktadırlar. Bu aynı zamanda, toplum düzeni için kurallara ve kararlara boyun eğmenin bir sonucudur. Ne var ki, bazen insanlar çoğunluğun aldığı karar yanlış olsa bile tabi olmaya devam eder.

Kolektif bilinç

Sürüyü meydana getiren kişiler kimlerden oluşursa oluşsun; kültürel ve ekonomik yapıları, karakterleri ve zekâları ister benzer, isterse de ayrı olsun, kalabalık haline gelmiş olmaları, onlara bir nevi kolektif ruh aşılamaktadır. Kolektif bilinç içerisinde, bireylerin aklî yetenekleri ve kişilikleri de silinmektedir. Aynı cinsten olmayan aynı cinsten olanın içinde boğulmakta, ortalama değerlere göre hareket etmek zorunlu addedilmektedir.

Sürü psikolojisi denildiğinde genelde bir grup insanın yönlendirilmesi olarak algılanır. Oysa insan bir grup halinde olmadan da sürü psikolojisi içerisine girebilir. Birçok insanın ayrı yerlerde yaşamasına rağmen, medya sayesinde sürü gibi davranışlara yönlendirilmesi bunun en büyük tezahürlerindendir.

Nasıl adlandırılırsak adlandıralım, bu davranışın hem iyi hem de kötü yönlerinin olduğunu aklımızdan çıkarmamalıyız. İster basit bir banka kuyruğunda sorgulamadan sıraya girmek olarak düşünün, isterse de kimse söylemediği halde cadde sağından gidip, solundan gelmek… Bu kural hep vardı ve var olmaya da devam edecek. Eğer bu davranışları hiç sergilemiyor olsak o zaman da toplumsal hayat zorlaşırdı. Çünkü her toplum kendi sosyal normlarını oluşturmaktadır.

O topluluğa sonradan giren bireyler de ancak sürü psikolojisi sayesinde o topluluğa uyum sağlayabilmektedirler.

Sürü psikolojisinin kullanıldığı yerler

Sürü psikolojisi davranışı, hayatın her alanında görülebilir ve kullanılabilir.

Bir ürün ya da hizmet pazarlanmak istendiğinde (Kuş gribi ilacının pazarlaması)

Siyasi meselelerde (Siyasi propaganda malzemelerinin neredeyse tamamı)

  • Terör hadiselerinde (Terör endeksli talepler)
  • Moda ve hayat tarzında (Fark edileceksiniz…)
  • Eğitimde (%100 başarı..)
  • Medyada (Vatandaşlar tepkiliydi…)
  • Beslenmede
  • Sağlıkta
  • Sporda

Her türlü toplumsal olay ve kışkırtma yönlendirmelerde kullanılmaktadır.

Benzer şekilde, önce güvenlik problemi kişi bazında veya geniş çapta oluşturulur, büyütülür, sonra da tedbir tercihleri pazarlanır. Misal olarak yakın tarihimize baktığınızda bu psikoloji ile planlanan birçok hadise bluabilirsiniz. Uluslararası ilişkilerde (gerek ülkelerin ve gerekse dünya insanlarının üzerinde) sürü psikolojisi örnekleri yaygın kullanılmaktadır. Fakat çok profesyonel kullanıldıkları için görebilmek için neredeyse uzman olmak gerekmektedir.

Her türlü ticari satış ve talep oluşturmada da sürü psikolojisi kullanılmaktadır. Mesela, “Ben
kullandım böyle güzel oldum siz de kullanın güzelleşin.” formatında reklam faaliyetlerinde olduğu gibi.

Hiç ihtiyacı olmadığı halde, süpermarketlerde başkalarının rağbet ettiği ürünleri satın almak gibi bu psikoloji masumane her zaman kullanılmaz. Unutmayın; kullanılan bir kuş sapanı, kullanılmayan bir F16 uçağından daha tehlikeli olabilmektedir. Biz sürü psikolojisini her ne kadar pastel bir kalıpta anlatmış olsak da, art niyetli grupların elinde toplumsal infiallere sebebiyet verebilecek bir yıkım gücüne de sahiptir. Hindistan’da yaşanan şu hadise, tam olarak ne demek istediğimizi açıklar niteliktedir:

Bir kurban bayramı günü sarıklı, sakallı, cübbeli iki kişi bir inekle beraber Hinduların oturduğu mahalleden geçiyorlar. Arkalarında da iple sıkıca bağlanmış ve hiç de nazik olmayan bir şekilde çekiştirilen bir inek var. Doğal olarak Hindu gençler karşılarına çıkıyor ve “Ne yapacaksınız bu ineği?” diye soruyorlar. O iki kişi de “Biz Müslümanız, bu ineği keseceğiz.” cevabını veriyorlar. Hindu gençler öfkeyle bağırmaya başlıyorlar; “Ey ahali yetişin, tanrımızı kurban edecekler!” Karşısındaki iki kişi de feryat ediyor; “Ey Müslümanlar yetişin, artık bize kurban da kestirmiyorlar!” Bir anda etraf kalabalıklaşmaya başlıyor. Bir yandan Hindular geliyor, diğer yandan Müslümanlar. Sopalar, bıçaklar bir birine karışıyor. Çıkan arbedede yüzlerce insan hayatını kaybediyor. Bu hengâmede ineğin sahibi olan iki kişiyi ise ortalarda gören olmuyor. O iki kişi son defa yabancı bir ülkenin elçiliğinde görüldüğünü söylersek sanırım hiç şaşırmamalısınız. ^

En Yeniler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı