Kapak

Dost Eli

Samimiyet kelimesi, iş ve sosyal resmiyet çerçevesi içerisine hapsolmuş durumda. En büyük kalabalıkların ortasında, yalnızlığa mahkûm insanlar. İletişim çağında iletişim fakiri, birbirini bilmeden anlamadan, sanal gülücüklerle yapay mutluluklara sığınan bir nesil ile karşı karşıyayız. Ve koltuktan hiç kalkmadan kurulan sanal dostlukların yorgunluğuyla külçeye dönmüş vücutlar.

Suyun tersine aktığı gibi hayat yokuşlarda; sımsıcak bir dost elinin çekişiyle yol alır ancak. Maksat, çok güçlü mü olmaktır her an. Uzanan elin tebessümü, yeter mutlu olmaya. O tebessüm, kısaltıverir uzun mesafeleri. Ve dalga dalga yayılan bu sıcaklığın ulaşabildiği yerler, samimiyete açık mekanlardır.

Uzanan elin dost olduğunu anlamak için yapısına, duruşuna bakmak gerekmez. Uzandığı an ve kavrayışındaki candan samimiyettir dost elinin alameti. Gözyaşını silme acizliğine düşünce gelen titreklik ele verir aradaki uzaklığı. Ve bu uzaklığa düşenler ise güneşli günlerin en dost görünüşlüleridirler.

Kötü olan kötüye götürür. Başka yer ve yön bilmez. İyiye, doğruya hele ki saf, katıksız iyiye yegâne sahip çıkan dost elidir. Hep iki cihan selametine davette en cömert, en sebatkâr ve cüretkâr olanlar gerçek dostlardır.

Hangi yağmura yağmurluk ve hangi ateşe perde olabildiğindir ölçüsü dostluğun. Ateşin en kızgın ve yağmurun sellere dönüştüğü anlarda varsan eğer; düştüğünde daima bir el bulabilirsin sana uzanan. Ama herkesin bahar zamanlarında çıkıyorsan ortaya, bil ki mahkûmsun yalnızlığa kendi kışlarında!

En Yeniler

Bir Yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
Kapalı